Antalya
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
25°

Yaylalarımız Üzerindeki Baskı, Ranta Dönüşüyor

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:
Yaylalarımız Üzerindeki Baskı, Ranta Dönüşüyor

Adana Pozantı Yaylası'ndan başlayarak Mersin Anamur, Gazipaşa, Alanya, Akseki, Manavgat ve Teke yöresine kadar Toros Dağları'nın üst platolarını kapsayan yaylalarımızdaki çok yönlü baskılar ve kurumsal uygulamalar dikkate alındığında, oturup hüngür hüngür ağlasak hıncımızı öteleyemeyiz.

Son yıllarda yaylalarımız üzerinde garip olaylar zinciri insanı şaşkına çeviriyor.

Geliniz, Anamur, Gazipaşa ve Alanya kapsamındaki yaylalardaki haksızlıkların nerelere kadar uzandığını bir hatırlayıverelim.

Gazipaşa yaylaları, 150-200 yıldan bu yana sahilin yaz sıcaklarından korunmak için yaz aylarında yüzlerce ailenin Toros Dağları'nın yükseklerindeki yaylalara göçerek havaların serinlemesini beklediği ve sonbahara doğru tekrar sahil istikametlerine döndüğü yerlerdir. Aynı zamanda hayvanları olan halk kesimleri de yaylalarda, vahalarda hayvanlarını otlatıp süt ürünleri üretirler. Oralara mera diyorlarmış. 150-200 yıllık süreyle kurumlar oraların mera olduğunu fark edememişler. Ne zaman ki son iki üç yılda uyanıp, "Aaaaa, buralar mera imiş yahu, meralarda ev yapmak yasaktı ya..." Ne yapalım, denilmiş; "Haydi bu yaylalarda numarataj çalışmaları yapalım da numaraları o tek katlı taş yığını evlerin kapılarına çakalım." denilmiş.

Evet, durum aynen öyle olmuş. Kapılara numaralar çakılmış. Ardından köylülerimiz tapu beklerken bir de ne görsünler; görevliler yaylalara gelip numara verilen evlere, "Siz bu meraları işgal etmişsiniz, buralara ev yapmak yasak. Niçin bu yaylalara ev yaptınız?" diyerek memurlar başlamışlar evlere tek tek ceza yazıp, "Yıkın bu evleri, yoksa biz yıkarız; yıkma parasını da sizden alırız." demişler. Vatandaş öylece bakakalmış. 40.000-50.000 TL peyderpey tahsil edilmeye başlanmış. Yahu kardeşim, 150-200 yıldır neredeydiniz?..

Yayla coğrafyamızda doğudan batıya doğru binlerce konut var. Efendim, oralar hayvan otlağı imiş. Yahu yaylalarda hayvan değil, tavuk bile kalmamış. Köyleri domuz sürüleri sarmış. Vatandaş geceleri tarlasına çıkamıyor domuzlardan.

Yaylalarda ot çimlense bile hangi hayvan yiyecek, şaşarım. Hayvancılık bitmiş...

Gelelim Antalya'nın Feslikan Yaylaları'na ve ormanlarına. Ormanlar kesilip biçilmiş, dağlara 2-3 katlı villalar inşa edilmiş. Bu işgaller ne zaman, nasıl olmuş? Hani oralar otlaktı? Hani oralarda hayvancılık ekonomisi geliştirilecekti? Kalan arazilerin de vatandaşa milyonlar değerinde ihale yoluyla satılacağı haberleri gelmektedir.

Etkili ve yetkili kurumlara sormak içimden geliyor: O yaylaların hangisi mera, nereler otlak, hayvanlar nerede, hazine arazileri hangisi? Karmakarışık bir iş. Bir tarafta mera denilerek 200 yıllık taş yığınından ibaret halkın evleri yıkılıyor, taş yığını evlere cezalar yazılıyor; öbür tarafta ormanlık alanlar işgal edilip villalar yapılıyor; bir başka yerde parselasyon uygulamasıyla ihaleler açılıp araziler satışa çıkarılacakmış. Efendim, anlaşılmaz bir süreç yaşanıyor.

En doğru olanı, ehil meslek gruplarından bir bilim kurulu oluşturulup yaylalarımızda umumi bir değerlendirme yapılarak ilgili yasaların revize edilmesidir. Ranta geçit verilmemeli, devletin mülkü korunmalı, kamu yararı gözetilmeli, vatandaşa haksız cezalar yazılmamalı, hayvancılık teşvik edilmeli, domuz sürülerine bir çevre çare bulunmalıdır.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız