Karne Yok, Gelişim Raporu Var
Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı ilk ve ortaöğretim kurumlarında eğitim gören yaklaşık 18 milyon öğrenci, eğitim öğretim yılının sona ermesiyle birlikte yaz tatiline girdi. Milyonlarca öğrenci ve veli karne heyecanı yaşarken, bu heyecanı yaşayamayanlar da vardı.
Bunlardan biri de komşum Mehmet dedeydi.
Karnelerin dağıtıldığı günün akşamında, ilkokul ikinci sınıfa giden torunu Ali ile bahçede oturmuş, düşünceli düşünceli söyleniyordu. Yanına yaklaşıp, “Hayrola Mehmet dede, Ali’nin karnesi nasıl? Maşallah çok zeki çocuk. Beni satrançta bile yeniyor. Eminim notlarının hepsi pekiyidir” dedim.
Yüzünde buruk bir ifadeyle, “O sizin zamanınızdaymış” dedi. “Devir değişti. Artık okula yeni başlayanlara karne verilmiyor.”
“Nasıl yani?” diye şaşırdım. “Okullar tatil oldu, milyonlarca çocuk karne sevinci yaşıyor.”
“Biz yaşayamıyoruz” dedi. “Torun da yaşayamıyor. Okuldan sayfalar dolusu kağıtla geldi, elime tutuşturdu. ‘Al bunu dede’ dedi. ‘Karnen nerede?’ diye sordum. ‘Karne yok, öğretmen bunları verdi’ dedi. Heyecansızdı, mutsuzdu. Onu öyle görünce benim de keyfim kaçtı. Elime verdiği kağıtlarda ne yazdığını anlamaya çalışıyorum. Üniversite mezunu gelinim bile tam anlayamadı. Birçok veli de bu uygulamaya tepkiliymiş.”
“Ver bakalım şu kağıtları” dedim.
Elimdeki dosyanın kapağında “T.C. Milli Eğitim Bakanlığı İlkokul Öğrenci Gelişim Raporu” yazıyordu. Altında Mustafa Kemal Atatürk’ün fotoğrafı ve bir sözü yer alıyordu.
Beş sayfalık raporun ilk bölümünde öğrencinin kimlik bilgileri ve öğretmenin genel değerlendirmesi bulunuyordu. Ardından Türkçe dersinde dinleme, konuşma, okuma ve yazma becerileri hakkında ayrıntılı değerlendirmeler yer alıyordu.
Diğer sayfalarda ise matematikten hayat bilgisine, yabancı dilden görsel sanatlara, müzikten beden eğitimine kadar birçok alanda öğrencinin gelişimi detaylı biçimde ele alınıyordu. Son bölümde ise öz farkındalık, iletişim, iş birliği, sosyal uyum, esneklik ve sorumlu karar verme gibi sosyal ve duygusal beceriler değerlendiriliyordu. Raporun arka kapağında ise İstiklal Marşı bulunuyordu.
Raporu dikkatle incelediğimi gören Mehmet dede yeniden söze girdi:
“Okuyun da bana da anlatın. Ben ne yazdığını pek anlayamadım. Sanki bütün öğrencilere benzer değerlendirmeler yapılmış gibi geliyor. Ali’de de eskiden yaşadığımız o ‘karne aldım’ heyecanı yok. Atatürk fotoğrafı ve İstiklal Marşı’nın da eğitimcilerin ve velilerin tepkisi üzerine sonradan eklendiğini söylüyorlar. Ne yapmak istiyorlar, anlamak zor.”
Gerçekten de birçok veli açısından durum tam olarak böyle görünüyor.
Edindiğim bilgilere göre gelişim raporu uygulaması, okul öncesi eğitim kurumları ile ilkokul 1 ve 2’nci sınıflarda karne yerine kullanılmaya başlandı. Ortaokul 5 ve 6’ncı sınıflar ile lise hazırlık, 9 ve 10’uncu sınıflarda ise klasik karnelere ek olarak gelişim raporları da hazırlanıyor.
İlkokul 1 ve 2’nci sınıf öğrencilerine yalnızca gelişim raporu verilirken, 3 ve 4’üncü sınıflarda klasik karne uygulaması devam ediyor. Ayrıca bu raporlar dijital sistemlere de işleniyor.
Milli Eğitim Bakanlığı’nın bu uygulamaya neden geçtiğini elbette eğitim bilimciler daha iyi değerlendirecektir. Ancak görünen o ki, özellikle okula yeni başlayan çocukların önemli bir bölümü ilk karne heyecanını yaşayamıyor. Velilerin bir kısmı da çocuklarının bu sevinçten mahrum kaldığını düşünüyor.
İşin ilginç yanı ise, bu gelişmeden habersiz birçok siyasetçinin sosyal medya hesaplarından “Karne heyecanı yaşayan tüm evlatlarımızı kutluyorum” mesajları paylaşması oldu.
Oysa bazı çocuklar için bu yılın sonunda ellerinde karne değil, gelişim raporu vardı.
Ve anlaşılan o ki, onların aklındaki soru oldukça basitti:
“Benim karnem nerede?”