Antalya
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
25°

Her Şeyi Kontrol Edemezsin!

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:
Her Şeyi Kontrol Edemezsin!

Hayattaki her şeyi kontrol edemez insan. Bazı şeylere gücün yetmez. Bunu kabul edemediğinde omuzlarına görünmez yükler biner, çünkü her şeyi kontrol etmeye çalışmak ruhu yorar.

Hepimizin zihnini meşgul eden, huzursuz eden, yanlış giden devasa sorunlar var. Çaresizlikle o sorunlara seyirci kalmak, çözüm bulamamak hepimizi üzüyor ve karamsarlığa itiyor. Oysa odaklanmamız gereken şey; dünyadaki her detayı yönetmek değil, kontrol edebildiklerimize yönelmektir. Zira zihinsel yükünü hafifletmek için, kontrol edemeyeceğin şeyleri kabullenmek en büyük adımdır.

“Tanrım, bana değiştiremeyeceğim şeyleri sükunetle kabul etme lütfunu, değiştirebileceğim şeyleri değiştirmek için cesareti ve ikisi arasındaki farkı bilmek için bilgeliği ver.” Diyen teolog Reinhold Niebuhr; modern dünyada “huzur duası” olarak bilinen ve felsefi olarak kontrol ikilemini en iyi özetleyen yukardaki dizeleri yazmıştır.

İnsanların kontrol edemeyeceği şeyler, dış dünyada gerçekleşen ve tamamen irademiz dışında kalan her şeyi kapsar. Mesela:

Başkalarının davranışları ve düşüncelerini, sizin hakkınızda ne hissedeceğini veya size nasıl davranacağını kontrol edemezsiniz.

Geçmiş de gelecek de kontrolümüz dışındadır. Geçmiş, yaşanmış olandır bitmiştir ve gelecekte ne olacağı ise belirsizdir.

Doğa olayları ve dünya düzeni (hava durumu, borsa hareketleri, salgınlar veya kazalar irademiz dışındadır.)

Genetik ve biyolojik faktörler de doğduğumuz aile, beden yapımız, yaşlanma sürecimiz ve ölüm kontrolümüz dışında ve kaçınılmazdır.

Hayatın getirdiği ani kayıplar, mesela işten çıkarılmak, bir yakınının hastalığı veya vefatı kontrol edilemez durumlardandır.

Evet insan kendi dışında olan şeyleri kontrol edemez ama, onlara vereceği tepkileri seçebilir. Kendi zihin ve ruh sağlığımızı korumak için, sınırlarımızı çizmeli, “ hayır” demeyi bilmeli ve herkesin sorumluluğunu tek başına üstlenmemeliyiz. Yaşadığımız olayları değiştiremesek bile, onların bizde yaratacağı etkiyi ve bizi eksiltmemelerini tavırlarımız ve tutumumuzla sağlayabiliriz.

Bu konuda en güçlü ve yol gösterici sözler, insanın sadece kendi zihnine ve tepkilerine odaklanması gerektiğini savunan Stoacı filozoflara aittir.

Epiktetos (Kölelikten Filozofluğa ulaşan düşünür): Epiktetos, antik dünyada bir “köle” olarak doğdu. Sahibi zalim bir adamdı. Ve bir gün Epiktetos’un bacağını sertçe bükmeye başladı. Epiktetos sakin bir sesle; “Böyle yaparsan, bacağım kırılacak.” dedi. Sahibi dinlemedi ve bacağını kırdı. Epiktetos, hiç bağırmadan, öfkelenmeden, sadece “Söylemiştim, bak kırıldı.” dedi ve hayatının sonuna kadar topal kaldı. Epiktetos, bedeninin ve sosyal statüsünün kendi kontrolünde olmadığını çok erken yaşta anladı. Şöyle derdi: “Beni köle yapabilirsiniz, bacağımı kırabilirsiniz ama zihnimi asla zincire vuramazsınız.” Özgürlüğün fiziksel değil, zihinsel bir durum olduğunu kendi hayatıyla kanıtladı. O, kontrol konusunu felsefesinin merkezine koymuştur. İnsanın elinde olan ve olmayan şeyleri net bir şekilde ayırır ve der ki:

“Gücümüz dahilinde olan şeyler, doğaları gereği özgürdür, sınırlandırılmamıştır, engellenmemiştir; fakat gücümüzün ötesinde olanlar zayıftır, bağımlıdır, sınırlıdır ve yabancıdır.”

“Olayların istediğiniz gibi olmasını talep etmeyin, nasıl oluyorlarsa öyle olmalarını isteyin, böylece mutlu olursunuz.”

Marcus Aurelius (Roma İmparatoru ve Filozof): Dünyanın en güçlü insanı olmasına rağmen, her şeyi yönetemeyeceğini kabul etmiş ve içsel kaleyi korumaya odaklanmıştır. O dünyanın en güçlü insanı olarak yaşadı ancak, hayat ona kontrol edemeyeceği devasa acılar getirdi. Hükümdarlığı boyunca çok büyük bir veba salgınıyla, bitmek bilmeyen savaşlarla ve en yakın arkadaşının ihanetiyle uğraştı. Daha da acısı 11 çocuğundan 8’ ini toprağa verdi. Her gece savaş çadırında mum ışığında günlüğünü yazdı. (bu günkü Kendime Düşünceler Kitabı) Kendine sürekli şunu hatırlattı: “ Olanları değiştiremezsin, sadece bir imparator gibi dik durmalı ve görevini yapmalısın.” Metanetliydi. Gücü dış dünyada değil, acıya karşı gösterdiği metanette buldu. O kontrol konusunda diyor ki;

“Dış dünyayı yönetemezsin ama ona verdiğin tepkiler tamamen senin kontrolünde. Gücün tam burada başlar.”

“Zihninin üzerinde gücün var, dış olayların değil. Bunu fark ettiğinde gücü bulacaksın.”

Seneca (İmparatorun gazabı ve zorunlu ölümü yaşadı.): Seneca Roma’nın en zengin devlet adamlarından ve hatiplerinden biriydi. Ancak akıl hocalığı yaptığı zalim İmparator Neron, zamanla delirdi ve Seneca’nın kendisini öldürmek için komplo kurduğundan şüphelendi. (bu bilgi yanlıştı) Neron Seneca’ya “kendini öldürme emri” verdi. Muhafızlar kapıya dayandığında Seneca’nın arkadaşları ve eşi gözyaşlarına boğuldu. Ama o son derece sakindi ve onlara son kez kontrol dersi verdi.

“Stoacı ilkeleriniz nerede? Hayatın getireceği bu zalimliklere karşı yıllardır kendimizi eğitmedik mi?” Diyerek onları teselli etti. Sonra sıcak bir küvete girerek damarlarını kesti ve felsefe konuşarak öldü. O da der ki:

“Sadece kendine hâkim olan, gerçek anlamda özgürdür.”

“Vaktinden önce mutsuz olma. Çünkü şu an korktuğun o felaketler, belki de hiçbir zaman başına gelmeyecek.”

Bu hikayeler, hayatın en trajik anlarında bile, insanın kendi zihni üzerinde her zaman tam yetkiye sahip olduğunu gösterir.

 

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız