Çerken
8-9 yaşlarındayım Nisan ayı bitmiş Mayıs ayı başlamış. Havalar ısınımaysa başladı. Oğlak ve kuzular kırlara çıkarılıyor. Evlerinde birkaç oğlağı ve kuzusu olan arkadaşlar bunları alıp harmanlara çıkarıyorlar. Oğlak ve kuzular daha süt kokuyorlar. Kendilerini hava aldırmaya çıkaran arkadaşların yanından ayrılmıyorlar. Onlarla koşup taklalar atıyor oyunlar oynuyorlar.
Bu güzel bahar günü öğleden sonrasında okuldan eve dönünce babaannemin bir dilim ekmek üzerine çaldığı bestel ve kaymağı yiyerek kuzularımızı önümüze katar Çalca Tepesi’ne doğru yola çıkarım. Şunu da belirteyim Çalca Tepesi’ne veya harman yerine gitmek için koyun veya kuzu gütmeniz gerekmez. Köyün okul çocukları dersten sonra oralarda yedi kiremit. Çelik çomak. Uzuneşek oynarlar. Kızlar seksek ve ip atlama, Köşe kapmaca oynarlar.
Neden Çalca Tepesi demeyin çünkü Çalca Tepesi tüm köyün ovasına hâkim kim nerede iş işliyor görüyorsun ayrıca ılgıt ılgıt esen bahar rüzgârları var o tepede. Herkesin bir gurubu var oyun oynadığı eylendiği. Bizim gurubumuz çerkencilerin grubu da dört beş çerkenci var. Kimin çerkeni en yükseğe çıktı yarışları yaparız. Çerkenler uçurulur, nazlı nazlı süzülen ipi saldıkça gerdan kırarak onayan çerkenler bizlere çok büyük bir keyif verirdi.
Evet, dostlar bizim gurup Süleyman Balcı, Tefik Tanus, Ali Şanlı, Hasan Doğan Öztürk, Niyazi Hayta ve ben Rafet Üstün’den oluşuyor. Bazan Tefik’in küçük kardeşi Ruhi ile Hasan Doğan’ın kardeşi Ahmet Fevzi bize katılırlar.
Çerken nasıl yapılır, bizim Kuzuluk dediğimiz yerin damından düzgün kamışlar çalınacak. Ali Şanlı bakkal dükkânlarından yağlı kâğıt aşıracak, Niyazi Hayta ve Hasan Doğan ip ve un getirecek. Unu bulamaç haline getireceğiz. Bu bulamacın bir sırrı var kâğıtların çok iyi yapışmasını sağlayacak sağlamlıkta olacak, ayrıca çok ağır olmaması için badem ağaçlarından toplanan püselerle karılacak. Bu karma işinde ilik su ile püse eritilir un ile çok yapışkan zamk elde edilir. Bunlar bizim çerken sırlarımız. Bazıları unla yapıştırdıkları çerken hem ağır hem de dayanıksız olurdu.
İki ustamız var. Süleyman ile Tevfik biz malzemeleri temin ediyoruz. Tevfik annemin amcasının oğlu Fevzi Dayımın oğlu, Hasan Doğan Babaannemin kardeşi Mehmet Ali dayımın oğlu, Ali Şanlı Sadiye teyzemin eltisinin oğlu, Süleyman ile Tevfik hala dayı çocukları, Niyazi Hayta en yakın komşumuz. Yani hepimiz hısım akrabayız.
Şimdi bakıyorum hayatta Süleyman ile Tevfik çok iyi Metal ustası oldular. Ali babasının bakkallık işini konfeksiyoncu[RÜ1] olarak devam ettirdi. Niyazi’de köyde bakkal dükkânı açtı. Ben ve Hasan Doğan sağlık memuru olduk.
Evet, biz çok büyük çerken yapabiliyoruz. Bir çerken çok hafif olacak çok dengeli olacak. Kullanılan kamışlar hassas ölçümler ile sağlam bir şekilde birbirine bağlanacak. Çekenin terazisi dengesi mühim bunun için kuyruk ağılığı yani uzunluğu hassas olarak takılması lazım.
Kullanılan ip kopmasın diye bal mumu ile mumlarız. Her şey hazır olunca Süleyman’ın evi müsait dedesi ve babaannesi bize müsaade ederler. Biz orada birkaç gün çalışırız. Büyük bir gizlilik içinde sabırla imal ettiğimiz uçurtmayı okulda dersler sona erdikten sonra bir koşu evlerimize gider kitap ve defter torbamızı bırakır kuzu ve oğlaklar ile yem yiyecek azıklarımızı alır. Çalca Tepe’ye koşuyoruz. Bizim ekip hacı kavas çeşmesinde buluşur. Azıklarımızı hem yer hem gideriz. Yoksa biz çerken uçurma işine dalmışken bizim azıklar bazı uyanıklar tarafından bitirilir.
Neyse Çalca Tepe’de rüzgâra karşı olan çerken havalandırma noktası tespit ederiz. Bizden önce havalanan çerkenler ile iplerin dolaşmaması lazım. Birde herkes görsün kimin çerkeni daha yükseklerde uçuyor? Çerkenlere yeden mektup gönderilir. Çerken ipine takılan ortası delik yaprak çerkene kadar döne döne döne yükselir.
Bir defasında çerkenimiz ipi kırıp kaçtı. Niyazi ile Hasan Doğan Pembeli Köyü’nden getirdiler. Bazan ilk uçmada bazan inerken çerkenimiz zarar görür. Ama dert deyil bizim ustalar ertesi güne tekrar hazırlarlar.
Evet, dostlar bu çerken grubundan Niyazi Hayta, Ali Şanlı ve Süleyman Balcı hakka yürüdüler bana bu güzel hatıraları anmak ve yazmak düştü. Arkadaşlarımı mekânları cennet kabirleri nurla dolsun.
Bu yazıyı 22-Mart 2020’de hakka yürüyen Süleyman Balcı’nın haberi geldiği günü yazdım. Crone-19 virüsü nedeni ile 65 yaş üstü kişilerin dışarı çıkma yasağı uygulandığı karantina gününde yazdım.
RAFET ÜSTÜN
22 MART 202O
ANTALYA