Antalya
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
30°

Çevre Bakanına Açık Mektup

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:
Çevre Bakanına Açık Mektup

Cumhuriyet tarihi boyunca ülkemizde çevrecilik konusunda şunları söyleyerek devam edelim. Çevrenin kirlenmesi ateşin icadıyla başlamıştır. Cumhuriyetin kuruluşu sürecinde ve sonrasında da kirlenmeler tedrici olarak devam etmiştir.

Çevrenin korunmasından önce Sağlık Bakanlığı - Sağlık İşleri Genel Müdürlüğü sorumluyken, 1980'li yılların başında kurulan Çevre Müsteşarlığı çevre hizmetlerini yürütmüştür. 1990'lı yılların başından itibaren çevrenin korunmasından yeni kurulan Çevre Bakanlığı sorumlu olmuştur. Bu bakanlık daha sonra da "Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı" olarak değiştirilmiştir.

Koruyucu teşkilat isimleri değiştikçe çevre daha çok kirlenmeyi sürdürmüştür.

İnsanların sağlıklı ve kaliteli bir hayatı sürdürebilmesi için kriterler şöyledir:

Temiz ve yeterli gıdaya, temiz suya, temiz bir çevreye, temiz havaya ve temiz bir çevreye ulaşmasıyla mümkündür.

Hep birlikte düşündüğümüzde;

a) Gıdalarımızla ilgili olarak ciddi bir gıda terörü tartışması söz konusuysa (açık ve örtülü tarımda sebze ve meyvelerimizin tarım ilaçlarıyla oluşan irtibatı nedeniyle bilhassa ihraç edilen ürünlerimizin gümrüklerden dönüşü, dış ülkelerin iade ettiği sebze ve meyvelerimizin imha edildiğine dair kayıtlardan haberdar olmadığımız), tüketicinin kaygılanıyor olduğu,

b) Özellikle şişe ve damacana ambalajlı sularımızın saatlerce güneş altında tutularak kimyaca ölü su hâline getirildiği, yani içme suyumuzun da tartışıldığı,

c) Şehirlerimizde milyonlarca motorlu aracın egzozundan havaya salınım yapan yaklaşık 15 civarındaki kanserojen kimyasal gazın yayıldığı havayı soluyan toplumun durumu,

d) Farklı nedenlere dayandırılarak bir taraftan ormanlarımızın yok edilişi, bir taraftan isabetsiz, ilime, bilime, mühendislik normlarına, fizibiliteye, genelde ÇED Yönetmeliği'ne bağlı kalınmadan işletilen maden ocakları, tarım alanlarımızda kullanılan tonlarca kimyasal madde, birçok yerde ormanlarımızı, derelerimizi, vadilerimizi, meralarımızı, yaylalarımızı, kıyılarımızı, göl ve denizlerimizi, akarsu kaynaklarımızı kirleten organik ve inorganik katı atıklar (çöpler) dikkate alındığında; bütünüyle temiz çevreden, temiz ve hijyenik gıdadan, temiz ve kaliteli sudan, temiz havadan ve gürültüsüz şehirlerden bahsederken acaba kaliteli yaşam kriterlerinden söz edilebilir mi?

SAYIN BAKAN,

Yukarıda saymaya çalıştığım konuların bütününden sorumlu olan bakanlıklar olarak; Zat-ı Âlinizin yönetimindeki bakanlık başta olmak üzere, Sağlık Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Büyükşehir Belediyeleri, ilgili diğer bakanlıklar, kurum ve kuruluşlar birinci ve ikinci derecede müteselsilen sorumlu olduklarına göre, kamuoyunun talebi gereğince bakanlıklar arasında bir koordinasyon kurulu oluşturularak sürdürülebilirlik içinde yukarıdaki (a), (b), (c) ve (d) akslarına odaklı çalışmaların yapılmasına ihtiyaç olduğu düşünülmektedir.

Bu nedenlerle il ve ilçelerimizde Hıfzıssıhha Kurullarımızın ve Mahalli Çevre Kurullarımızın yasa gereğince her ay toplanarak kararlar alınması suretiyle, ayrıca Anayasa'nın 56. maddesi, 2872 sayılı Çevre Kanunu, 6502 sayılı yasa ve taraf olduğumuz uluslararası sözleşmelere de uyularak tüm çevre sorunlarını çözebiliriz.

Saygılarımla.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız