“Ele Verir Talkını, Kendi Yutar Salkımı”
Ne çok çekmişizdir bu ikiyüzlü, çelişkili insanlardan. Söylemleriyle eylemleri taban tabana zıttır. Ama herkese ahkam keserler, kendilerinde olmayan değerleri varmış gibi söyleyip, başkalarına “ahlak bekçisi” kesilirler. Aslında bu insanlar, çelişkili ve ikiyüzlüdür. Savundukları ilkelerle (örneğin; ahlak, dürüstlük, adalet) sergiledikleri tutumlar arasında uçurum olan kişilerdir. Bunları aslında siz de sıkça görüyorsunuzdur. Misal:
• Erdem Tacirleri (Ahlak / Ahlaksızlık): En sık karşılaşılan tiplerdir. Topluma ahlak, aile yapısı ve dürüstlük dersi verirken, kendi özel hayatlarında ahlaksızlık, hırsızlık veya adaletsizlik yapan kişilerdir.
• Eşitlik Savunucusu Zorbalar: Herkese eşitliği, hoşgörüyü ve adaleti savunduğunu iddia eden; ancak kendi fikirlerinden olmayanları anında ötekileştiren ve zorbalık yapan kişilerdir.
• Empati Bekleyen Narsistler: Karşı taraftan sürekli anlayış, fedakarlık ve dürüstlük talep eden; ancak kendileri başkalarının sınırlarını hiçe sayan, çıkarcı tavırlar sergileyenlerdir.
• Kural Koyucu Kanunsuzlar: Trafik kurallarından, iş yerindeki hiyerarşiye kadar, herkesin uyması gereken katı kurallardan bahseden, ancak kendi çıkarları söz konusu olduğunda ilk önce kuralları çiğneyen tiplerdir.
• Çevreci Tüketiciler: Sosyal medyada doğayı koruma, sürdürülebilirlik ve karbon ayak izi üzerine nutuklar atıp, gerçek hayatta aşırı tüketime yönelen, sürekli kıyafet değiştiren ve her yere arabayla giden tiplerdir.
• Mütevazı Gösterişçiler: Her fırsatta paraya, mala ve mülke değer vermediğini söyleyen; ancak sahip olduğu markaları, lüks yaşamını ve başarılarını herkesin gözüne sokmak için özel çaba harcayan kişilerdir.
• Özgürlükçü Sansürcüler: Fikir özgürlüğünü, sansüre karşı olmayı ve herkesin konuşabilmesini hararetle savunup, sadece kendi dünya görüşüne uyan fikirlerin konuşulmasını isteyen, farklı sesleri ise, hemen susturmaya çalışanlardır.
• Dedikodu Karşıtı Gıybetçiler: “Ben hiç dedikodu sevmem, insanların arkasından konuşulmasından nefret ederim.” Cümlesiyle söze başlayıp, hemen ardından tanıdığı herkesin gizli saklısını ve gıybetini büyük bir iştahla anlatan tiplerdir.
• Liyakat İsteyen Kayırmacılar: İş hayatında veya devlet dairelerinde liyakatsizlikten, torpilden ve haksızlıktan dert yanan; fakat iş kendi yakınına veya çocuğuna gelince, hemen birilerini arayıp ayrıcalık talep edenlerdir.
• Saygı Bekleyen Saygısızlar: Kendisine her zaman kibar, mesafeli ve saygılı davranılmasını şart koşan; ancak başkalarına, özellikle kendinden alt pozisyondaki çalışanlara veya hizmet sektöründeki insanlara kaba ve hoyrat davranan tiplerdir.
İşte sadece bu yüzden, insanları değerlendirirken, söylemlerinden çok, eylemlerine bakmak gerek. Konfüçyüs diyor ki;
“Söylediklerinizle yaptıklarınız arasındaki fark, karakterinizin gerçek boyutunu gösterir. “Haksız mı?
Bu konuda; “Sözleriniz kim olduğunuzu belirlemez, sadece kim olmak istediğinizi söyler.” Diyen Soren Kierkegaard, bu tiplere teşhisi doğru koymuştur. İnsanları değerlendirirken aldanmak istemiyorsak, söylediklerinden çok yaptıklarına bakmalıyız.