Antalya
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
22°

Fileden Çıktık Yola

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:
Fileden Çıktık Yola

Benim tanık olduğum alışveriş takas sistemine dayanıyor. Aydın’dan develerle getirilen incir, zeytin ve zeytinyağı, buğday, bulgur ve arpa ile takas edilirdi. Yayladan yoğurt, peynir ve tereyağı tuluğa basılmış olarak gelir, karşılığında pekmez, bulgur, tarhana ve buğday verilirdi.

Babam eşeğin semerine heybeyi koyar satılacak mercimek, nohut ve buğday ayrı ayrı keselerin içinde heybeye yerleştirilir, kasabanın pazarına gider. Önce ürünümüzü satar, sonra evin ihtiyacı olan basma, pazen ve lastik ayakkabı gibi ihtiyaçlarımızı alıp gelirdi.

Köyümüze Austun marka otobüs alındı. Herkes Çarşamba günü kurulan şehir pazarına gider oldu. Heybeler yavaş yavaş terk edildi. Kapaklı ve kapaksız sepetler heybelerin yerini aldı. Birde baktık sepetlerin yerini geniş delikli örme keseler, fileler aldı.

Hiç unutmam “ninem filede gelen eşya haramdır” dedi. Neden haram olsun dediğimde yavrum aldıklarımızı herkes görüyor. Bunu alan var alamayan var, gören gözün hakkı vardır. “Çocukluğumda bir dilim ekmek üzerine kaymak veya pestel çalıp vermezdi. Oyun oynarken ekmek yenmez, acıkmışsan ekmeğini güzelce ye, ondan sonra git oyna, nimeti yerken döker çiğnersin, günah olur. Yediğini bulamayan vardır. Helal rızkın gözlü olur, gözlü mal haramdır derdi.

Sepetler atıldı, yakıldı, fileler renk renkti unutuldu.1968 yılında Ankara’da göreve başladım. Her memurun cebinde ince ipten örülmüş file vardı. Daire çıkışı dolmuş duraklarında ucuz satan seyyarlar olur. Hemen fileni doldur, fırsatı değerlendir, bütçeni koru.

Gazete kâğıdından yapılan kâğıt keseler piyasayı sardı. Ama çok uzun ömürlü olamadı. Gazete mürekkebinin kurşunlu bileşimde olması kansorejen etkisi nedeni ile yerini naylon torbalara bıraktı.

Telefonla sipariş alan marketler ortaya çıktı. Alınan gıdaların miktarı azaldı. Evden yazdırılan yarım kilo kıyma, yarım kilo taze fasulye, iki kilo soğan ve patates mobiletli servis elemanları tarafından evimize taşındı. Tahsilat kapıda yapılıyordu veya aybaşı veresiye defterlerine yazılıyordu.

 Alışveriş takastan kredi kartına geldi. Alabildiğin kadar al, ödeme gününde ödersin derken kredi kartına taksit uygulandı. Mobilyadan beyaz eşyaya al, taksit taksit öde. Şayet ödeyemezsen işin zor.

İlk takas komşudan yapılırdı, sonra Yaylalı-ovalıdan, yani yörük-çiftçiden veya köylü-kasabalıdan takas yapardı. Kasaba pazarları bir bir sona erdi. Her şey şehir pazarından alınır oldu. İkinci dönemde ülke içinde mevsim sonu veya mevsim başı kurulan panayırlar vardı. Büyük merkezlerde kurulan fuarlar beklenir, büyük alışverişler yapılırdı. Bu arada harman sonunda kurulan İzmir’in kurtuluşu 9 Eylül fuarı ülkenin en büyük fuarıdır. Son dönemde televizyonlarda alışveriş kanalları kuruldu. Ulusal ve uluslararası ürünler satılıyor ayrıca internet ortamında Çin’den Amerika’dan ürünler koliler ile geliyor. İşte 40 senede alışverişin gelişimi.

Evet, ticaret böyle gelişti de toplumda aşırı tüketici oldu. Yerli malı veya tasarruf diye bir olay kalmadı. Eskiden evlerde tarhana, reçel, salça, erişte yapılırdı. Hepsinin hazırı ve fabrikasyonları ortaya çıktı. Çoraplar yamanırdı, pantolonlara dizlik ve süvarilik yapılırdı. Ceketler ters yüz edilirdi. Bunların hiçbiri kalmadı. Moda günleri başladı. Giyimde moda, otomotivde model, beyaz eşyada son teknoloji aranır oldu. Bu talep ancak fabrikasyon üretim ile karşılanabiliyordu. Ama rekabet edebilmek için robot ve siensi tezgâhları üretimi artırdı. İnsanın yerini robotlar alınca birçok insan işsiz kaldı. İnsanlar iş ve para bulmakta zorlanır oldu. Doğal kaynaklar (petrol, madenler) hızla tükeniyor, doğa kirleniyor, sera gazları artıyor. Küresel ısınma nedeni ile iklimler değişiyor. Teknolojiye ayak uyduramazsak ayakta kalmamız güçleşecek. Dünya bir yarış içinde. Sorunlar bir fasit daire içinde dönerek kartopu gibi her geçen gün daha büyüyor.

Evet, bindik bir alamete, gidiyoruz kıyamete. İp nerede kopar bilmiyorum ama biz gene de tedbirli olalım.

Temiz, güzel, barış içinde sağlıklı bir Dünyada yaşamak dileğiyle……

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız