Yalnızlıkla Baş Etme Yolları

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:
Yalnızlıkla Baş Etme Yolları

Yalnızlığın insan üzerindeki zararlı etkileri öylesine yoğundur ki; onunla baş etme yollarını bulamazsak, sağlıklı bir ömür de yaşayamayız.

Yalnızlığın etkileri ve sonuçları bilinirse, bu konunun insan yaşamı için önemi de anlaşılır.

“ Fiziksel Sağlık”: Kronik yalnızlık,yüksek tansiyon, obezite, felç ve kalp hastalığı riskini arttırır.

“ Psikolojik Etkiler”: Depresyon, anksiyete, düşük özgüven ve intihar riskinde artış görülür.

“ Bilişsel Fonksiyonlar”: Beyin yapısını olumsuz etkileyerek hafıza sorunlarına ve bilişsel gerilemeye ( Demans/ Alzheimer) yol açabilir.

“ Bağışıklık Sistemi”: Stres seviyesini yükselterek, vücudun savunma mekanizmasını zayıflatır.

 

Öyleyse yalnızlıkla baş etme yollarını bulmamız gerekir. Bu konuda araştırmalar; sosyal bağları güçlendirmenin, fiziksel aktiviteleri arttırmanın ve gerektiğinde profesyonel destek ( terapi) almanın, yalnızlığın etkilerini azalttığını göstermektedir.

 

Yalnızlıkla başa çıkma yollarından biri de; yalnızlığı bir “ yoksunluk “ değil, bir “ durum “ olarak kabul etmektir. Bu ilk adımdır. Yalnızlığı “ istenmeyen yalnızlık” ve “ seçilmiş verimli yalnızlık “ olarak ayırmak gerekir. Aslında kaçınılmaz yalnızlığı, kendinizi tanımak için “ yaratıcı bir inziva” olarak görebilirsiniz.

Yalnızlığı “ zihinsel anlamda “ kabul edin. Bazı anların sadece size ait olduğunu ve bunun insan olmanın doğal bir parçası olduğunu içselleştirin. Bu “ neden yalnızım? “ sorgulamasının getirdiği kaygıyı azaltır.

Yalnızlık anları “ üretkenliğe “ dönüştürülebilir. Mesela yalnızlık anlarında ortaya çıkan duygularımızı yazmak, yeni bir şeyler yaratmak veya sadece düşüncelerimizi izlemek ( meditasyon ), o boşluğu bir anlamla doldurur.

Yalnızlığı aşmak için bazen “ küçük bağlar kurmak” basit, gündelik sosyal etkileşimlere girmek ( bir esnafa selam vermek, kısa bir yürüyüşe yönelmek,) insanı dünyaya tekrar bağlar.

Kaçınılmaz yalnızlık anlarımızın en önemli adımı; kişinin kendi iç sesiyle barışık olmasıdır. O zaman yalnızlık anları birer “korku tüneli “ değil, birer “dinlenme durağı” haline gelir.

Aslına bakarsanız yalnızlık; kimine göre mutluluk, kimine göre ise azaptır. Bu konuda ilgi çekici görüşler var.

 

“ Yalnızlığı sevmeyen, özgürlüğü de sevmez. Kişi ancak yalnız olduğunda özgürdür çünkü.” Diyor Arthur Schopenhauer, yalnızlık güzellemesinde.

Öte yandan, yalnızlığı sevmeyenler de çok tabii.

“ Yalnızlık dinmeyen bir sızıdır.” Diyen Yakup Kadri Karaosmanoğlu gibi..

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız