Antalya
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
25°

Kemal Kılıçdaroğlu'na İstenmeyen Kişi Muamelesi Tüm Türkiye'ye Yayılıyor

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:
Kemal Kılıçdaroğlu'na İstenmeyen Kişi Muamelesi Tüm Türkiye'ye Yayılıyor

Kemal Kılıçdaroğlu'na İstenmeyen Kişi Muamelesi Tüm Türkiye'ye Yayılıyor

KEMAL KILIÇDAROĞLU'NA İSTENMEYEN KİŞİ MUAMELESİ TÜM TÜRKİYE'YE YAYILIYOR!

Hacıbektaş Belediyesi’nden Kılıçdaroğlu kararı...

Nevşehir Hacıbektaş Belediyesi, Kemal Kılıçdaroğlu’nun adının ilçedeki kültür merkezinden kaldırılmasına karar verdi.

Belediye meclisinde alınan karar, CHP’de yaşanan son gelişmelerin ardından siyasi gündemde dikkat çeken başlıklardan biri oldu...

Grup YORUM - Haklıyız Kazanacağız 

https://www.youtube.com/watch?v=Wih4l2ZOKuM 

CHP Genel Merkezi önündeki konuşmasında platforma Grup Yorumun "Haklıyız Kazanacağız" şarkısıyla çıkan Kemal Kılıçdaroğluna müzik grubundan da tepki geldi. Şarkılarının kullanımını yasaklayan Grup Yorum, yayımladığı açıklamada Kılıçdaroğlunu grubun yaşadığı zorlu süreçlerde sessiz kalmakla suçladı.

30 Mayıs'ta Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Merkezi'ne giderek kendisini bekleyen kalabalığa hitap eden Kemal Kılıçdaroğlu'nun sahneye çıkış anında tercih ettiği müzik, yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi.

Etkinlikte muhalif müzik grubu Grup Yorum'un hafızalara kazınan eseri "Haklıyız Kazanacağız" çalındı. Görüntülerin gündem olmasının ardından Grup Yorum cephesinden Kılıçdaroğlu yönetimine yönelik yasak" açıklaması geldi.

Grup Yorum tarafından yapılan resmi açıklamada, eserlerinin Kılıçdaroğlu tarafından kullanılmasına kesin bir dille karşı çıkıldı. Şarkılarının siyasi çekişmelere malzeme edilmesine izin vermeyeceklerinin altını çizen grup, "Türkülerimizi düzen siyasetinin kirli çekişmelerinin fon müziği yapılmasına izin vermedik, vermeyeceğiz" ifadelerini kullandı.

Açıklamanın devamında Kılıçdaroğlu'na yönelik ağır eleştiriler yöneltildi. Geçmişte İdil Kültür Merkezi'ne yapılan baskınlarda ve grup üyelerinin açlık grevlerinde Kılıçdaroğlu'nun tepkisiz kaldığı vurgulanarak şu ifadelere yer verildi:

"Son 10 yılda İdil Kültür Merkezimiz 30'dan fazla kez basılırken, emekçilerimiz yalnızca devrimci sanat yaptıkları için işkencelerle gözaltına alınıp tutuklanırken faşizme karşı tek kelime etmeyenlerin; Helin ve İbo konser yasaklarına karşı hücre hücre erirken, günbegün ölürken kılını kıpırdatmayanların şarkılarımızı kullanmasına izin vermeyeceğiz."

Grup Yorum üyelerinin cezaevlerindeki eylemlerine de dikkat çekilen açıklama, şu çarpıcı sözlerle son buldu:

"Grup Yorum emekçileri kuyu tiplerinde açlığıyla direnirken 'Kuyu tipi hapishaneler kapatılsın' diyemeyenlerin, devrimci sanatçılığı savunanlara karşı, emperyalizmle ve faşizmle işbirliği yapanların, şarkılarımızı mitinglerinde, konuşmalarında, videolarında kullanmalarına, kirletmelerine asla müsaade etmeyeceğiz."

DONALD TRUMP DESTEKLİ BAŞKANLIK SİSTEMİ 

2017 halk oylaması sonucuna göre Türkiye Cumhuriyeti'nde Parlamenter Sistem terk edilmiş, Başbakanlık makamı kaldırılmış, Millet Meclisi'nin yetkileri, kararları büyük oranda Cumhurbaşkanı'na devredilmiş, Millet Meclisi adeta sembolik bir konum kazanmış, Cumhurbaşkanı'na sınırsız yetkiler tanıyan Rusya'ya, Kuzey Kore'ye, hatta Çin'e özgü Başkanlık Sistemi'ne geçilmişti...

Kasım 2024'te ABD'nin 47. Başkanı seçilen Donald Trump'la ve onun ekibiyle iyi geçinmek üzerine kurulu bir dış politikada yürürlüğe konmuştu...Cumhurbaşkanı Erdoğan  ABD Başkanı'nın oğlu beş çocuk babası Donald Trump Junior'la 13 Eylül 2025'te bir araya gelmişti...Donald Trump Junior Kasım 2016'da yaban keçisi avı için Antalya'ya gelmişti...Donald Trump Junior yaklaşık 500 milyon dolarlık servetini büyütmeye çalışan bir işadamı...

Trump Towers, Mecidiyeköy'de 39 ve 37 katlı 2 adet kuleden ve 62.350 metrekarelik alışveriş merkezinden oluşan yapıdır. 88 farklı tipte, toplam 205 adet bağımsız konuttan oluşan 154 metre yükseklikteki 39 katlı rezidans kulesinde bulunan dairelerin büyüklükleri 680 metrekareye ulaşıyor.

Bugün başka bir aşamadayız ya da evredeyiz...Bu kez de otokrat liderleri, Krallıkları, Tek Adamın hüküm sürdüğü oligarşik düzenleri çok seven ABD Başkanı Trump'tan icazet alarak Başkanlık Sistemi Babadan Oğula devredilmek isteniyor...Bilal Erdoğan'ın AK Parti liderliği için çeşitli adımlar atılıyor, hamleler yapılıyor...

Ekrem İmamoğlu Mart 2025'te tutuklandıktan sonra CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve ekibinin organize ettiği mitingler için Kemal Kılıçdaroğlu “Bu kadar mitinge ne gerek var?” cümlesini kurdu...Toplumsal muhalefet zirvedeyken Kılıçdaroğlu “bu kadar mitinglere ne gerek var” diyebildi.

KEMAL KILIÇDAROĞLU KAÇ SEÇİM KAYBETTİ? 

Kemal Kılıçdaroğlu CHP Genel başkanlığı süresince 2011, Haziran 2015, Kasım 2015, 2018 ve 2023 Türkiye genel seçimlerini; 2014, 2018 ve 2023 Türkiye cumhurbaşkanlığı seçimlerini; 2010 ve 2017 anayasa referandumlarını kaybetti.

2 HAZİRAN 2026'DAKİ CHP GRUP TOPLANTISI

CHP'nin seçilmiş lideri Özgür Özel 21 Mayıs 2026'da duyurulan “mutlak butlan” kararı çıktıktan sonra bu kararın kendisini Ekrem İmamoğlu’nu desteklemekten vazgeçip devleti yönetenler tarafından kendisine biçilen sınırlar içinde siyaset yapmayı reddettiği için çıktığını söyledi. 

1937 doğumlu Önder Sav, Özgür Özel'e destek için 2 Haziran 2026'daki CHP Grup Toplantısı'na katıldı:

Önder Sav Kılıçdaroğlu'na bu sözlerle tepki gösterdi:

“İlk defa parti binasının mahremiyetine polis marifetiyle girildi. Bunu bizim gibi yıllarını oraya vermiş partililerin içine sindirmesi mümkün değildir”

"Bir yerde bir gücü arkanıza alarak oturabilirsiniz. Tarih haksız güçlülerle, haklı hukuka inananların mücadelesi sergilenerek gelir. Başarıya ulaşanlar daima haklı insanlardır. Haksız güçlülerin tarihte başarı sağladıkları görülmemiştir"

"Ben CHP'de 70. yılımı doldurdum...Partinin krize itilmek istendiği bu dönemde bizlere görevler düşüyor. Seçilmiş kişilerin görevden uzaklaştırılmasını içime sindiremem."

(‘Yeni parti kurulacak mı?’ sorusuna) Önder Sav'ın cevabı: 

“Onu düşünmüyorum bile. İnsanlar çaresizliğe itilmek istenebilir; ama siyasette önemli olan çare yaratmak. O çarenin de yaratılacağını düşünüyorum. 70 yıllık CHP’li olarak bu tür sorularla muhatap olmaktan üzüntü duyuyorum.”

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, CHP Grup Toplantısı'nda Mutlak Butlan için "Karşımızda 5 Kasım kurultayını hazmedemeyenlerle 31 Mart yerel seçimlerini hazmedemeyenlerin, yani Mutlak Sultan ile Mutlak Butlan'ın ittifakı vardır." dedi!

CHP Genel Başkanı Özgür Özel: 

“İhanet; yüksek sesle başkalarından duyulduğunda değil, yalnız kaldığında içinde hissedildiğinde cezalandıran duygudur!”

“Milleti adaysız, milleti partisiz, partiyi lidersiz ve seçimi alternatifsiz, kendileri açısından rakipsiz, ya da rakibini kendilerinin belirlediği, seçimlerinde şeklen olduğu…Şekli bir demokrasiye dönmek istiyorlar”

"Her sabah 6'da kalkıp işe gidip turşu gibi geriye gelenlerin ömürleri boyunca çalışıp bir ev, bir araba almaları mümkün değil. Almaya kalkanın karşısında Tayyip Bey belirir, 1,2 milyon TL'lik arabadan 1,5 milyon TL vergi alır."

"Bugünkü iktidarla yürümeyi tercih eden ve bu partinin baba ocağında bulunanlar var...İki tane CHP görüntüsü var. 

Bugün burada oturanların meziyetleri, kaybetse de demokrasiye sahip çıkmak, kazanınca millete ayırmadan hizmet etmek, her zaman ezilenin yanında durmak...

Günü geldiğinde kazanma umudu ile iktidara yürümek varken diğer tarafta bugünkü iktidarla yürümeyi tercih eden ve bir haksız hukuksuz mahkeme kararıyla bu partinin baba ocağında bulunanlar var.”

"Bizi soracak olursanız; Biz bildiğiniz gibiyiz. Ustalaştık biraz daha taşı kırmakta, dostu düşmanı bir birbirinden ayırmakta!"

"Biz alıştık kaybetmeye bir kez daha kaybeder partinin başında otururuz' dediler"

“‘Ekrem’i yedik bitirdik, kazanacak başka adaya bakma, partinin başında otur, bizim için makbul olan budur’ diyenlere hayır cevabını biz verince ‘Belki bizimle olur, eğer partiyi bize verirseniz biz alıştığınız gibi oluruz, biz alıştık kaybetmeye bir kez daha kaybeder partinin başında otururuz’ dediler.”

"Partide ilk gün, biz partiden atıldıktan sonra hayır lokması dağıtır gibi çikolata dağıtan canımız Ferdi’nin (Ferdi Zeyrek) elektrik çarpması sonucu canıyla uğraştığı o gün, Yeni Akit gazetesinde ‘Çarpıldı’ diye dalga geçen, karikatür çizen kadın, baba evinde çikolata dağıtıyor!"

"Evladımız Gülşah’a ölüm döşeğinde, ameliyatta, yoğun bakımda ve vefatının ardından kabrinde namusuna iftira atanlar, şimdi gidip o partide göbek atıyor, alçaklar."

“15 gün sürede 552 delegemizden imza toplamak üzere dün sabah harekete geçtik...15 günde 552 toplanmaz diyorlardı...İlk gün saat 12’yi çeyrek geçe 600 sayısına ulaştı delege sayısı”

"Tom Barrack, 'Trump çok akıllı, Erdoğan'a meşruiyet veriyor, her istediğini alıyor' diyor."

"Nadir toprak elementlerini sattı, Boeing'leri aldı, pahalı gaz aldı, Trump'ın oğluna ne söz verdiyse yaptı. 19 Mart Darbesi'nden önce icazet aldı."

Eylül 2025'te Türk Hava Yolları, Boeing'den 150'si kesin, 75'i opsiyonlu olarak uçak satın alacağını duyurdu. Türk Hava Yolları'nın Kamuyu Aydınlatma Platformuna yaptığı açıklamada Boeing'den 50'si kesin sipariş, 25'i opsiyonlu olmak üzere toplam 75 adet B787-9 and B-787-10 uçağı alındığı duyuruldu...

Özgür Özel'in 2 Haziran 2026 konuşmasını dinleyenler: 'Kurultay, kurultay, kurultay'

"Hain Kemal, Hain Kemal" diye vağırdı...

CHP Grup Toplantısı'na katılan FETÖ kumpas şehidi Ali Tatar'ın abisi Ahmet Tatar: "Özgür Özel, FETÖ kumpaslarında bizlerin yanında, kumpas mağdurlarının yanında durdu. Biz de bugün onun yanındayız" dedi...

CHP Grup Toplantısı’nı, Özgür Özel’in kendi X hesabından 500 bin, ANKA Haber Ajansı’nın YouTube hesabından ise 480 bin kişi canlı izledi.

Buna canlı yayın yapan Halk TV ve Sözcü TV’nin izleyicileri de eklendiğinde, toplam izleyici sayısının 1 milyonun çok üzerine çıktığı anlaşılıyor.

Bu rakamlar, bir grup toplantısının tarih boyunca ulaştığı en yüksek canlı izlenme sayılarından biri anlamına geliyor.

Ortaya çıkan tablo, toplumda büyük bir dip dalganın oluştuğunu ve bu dalganın giderek büyüdüğünü gösteriyor. 

CHP'nin seçilmiş lideri Özgür Özel'den CHP eski milletvekili Bülent Kuşoğlu'na tepki: 

• Derin devlete meşruiyet tanımlayan ve ABD Büyükelçisi Tom Barrack'ın tarif ettiği bir rejimde bir göreve talip olan yaklaşım tarihi bir talihsizliktir. 

• Bu Tom Barrack'ın tariflediği Türkiye'dir, monarşi tarifliyorlar, Cumhuriyet'ten önceki bir ittifakı tarifliyor.

• CHP'ye yapılanın bir devlet darbesi olduğunu söylüyor ve derin devlete bir kutsiyet ve önem atfediyor. 

• Parlamento çatısı altında bunları konuşmayı zul sayarım. 

Anıtkabir'de Mustafa Kemal Atatürk'ün huzuruna çıkan Özgür Özel: "Paşam hiç merak etme, namussuzlardan çok daha cesur olarak bu memleketi kurtaracağız," demişti...

EKREM İMAMOĞLU'NUN AÇIKLAMASI:

Kemal Kılıçdaroğlu için isim vermeden "siyasi kayyum" diyen Ekrem İmamoğlu ise "Dâhili bedhah kayyum diyorum ben ona. Çünkü bu partiyi dışarıdan yıkamayanlar, şimdi içeriden teslim almak istiyor" ifadesini kullandı.

Ekrem İmamoğlu: "Tarihin gördüğü en cesur kardeşlik ruhunu bana yaşatan Genel Başkanım Özgür Özel'e teşekkür ediyorum. Tarihin en doğru tarafında duran Mansur Yavaş'a teşekkür ediyorum."

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, T24'ten Murat Sabuncu'nun sorularını yanıtladı...İmamoğlu 'mutlak butlan' kararı ve sonrasında yaşananları değerlendirdi. Kemal Kılıçdaroğlu için 'siyasi kayyum' ve "Erdoğan'ın her istediğini koşa koşa yapıyor" dedi..."Cumhuriyet Halk Partisi’nin başına, delegelerin iradesiyle değil; sarayın yargı marifetiyle kurduğu operasyonla taşınan bir yönetim anlayışının demokrasiyle hiçbir ilgisi yoktur. Bunu kim yaparsa yapsın, adı bellidir: Siyasi kayyımlık. Milletin sandıkta vermediği yetkiyi mahkeme koridorlarından devşirmeye çalışmak, siyaseten de vicdanen, ahlaken de meşru değildir. 'Dâhili bedhah kayyım' diyorum ben ona. Çünkü bu partiyi dışarıdan yıkamayanlar, şimdi içeriden teslim almak istiyor. Cumhuriyet Halk Partisi’nin genel merkezi, adalet yerini bulana ve delegenin iradesi ortaya koyulana kadar o bina değildir. CHP’nin genel merkezi artık bütün partililerimizin ruhunu ve yüreğini taşıdığı meydanlardır. Şimdi otursunlar, boş duvarlara baksınlar. Darbeye direnenleri izlesinler."

"Onun (Kemal Kılıçdaroğlu'nun) emir aldığı, her söylediğini koşa koşa yaptığı Erdoğan, Cumhuriyet’i, demokrasiyi, adaleti betona gömmek istiyor. Figüranların, kayyımın hiçbir önemi yoktur. Benim en özgür halimle bulunduğum dört duvarın da kayyımın sıkışıp kaldığı dört duvarın da bir önemi yoktur. Allah ömür, millet destek verdikçe ben mücadelemi sürdüreceğim. Önemli olan Cumhuriyet’in, emanetin geleceğidir. Koruyacağız, kazanacağız."

MANSUR YAVAŞ'IN AÇIKLAMASI: 

Mansur Yavaş'tan Kemal Kılıçdaroğlu'na: "İnsanımızın değişim umudu, geleceğe bakma isteği ve ülkenin yeniden ayağa kalkacağına dair inancı, gençler için, emekliler için daha güzel bir ülkede yaşama umudu, benim kişisel vefa duygumun çok çok üzerindedir!"

“İnsanların umutlarını tüketmektense siyaseti bırakırım.” 

Mansur Yavaş:

• "Yolsuzluk olmadan nasıl belediyecilik yapılacağını gösterdik.

• İnsanlar iş bulamazken, ekmek bulamazken ilk defa bir umut doğdu; iktidarı değiştirme umudu.

• İktidarın değişmesini isteyen herkesin bir araya gelmesini, yumruk gibi olmasını istedim.

• Bunun sonucunda da insanca yaşama hakkı için çalışmalar yaptık ve iktidar CHP’yi bölmek için çalışıyor.

• Bu insanların değişim umudu, benim kişisel vefa duygumun çok çok üzerindedir.

• İnsanların umutlarını tüketecek bir durumda bulunmaktansa siyaseti bırakırım.

• CHP’yi parçalamaya çalışan her türlü girişim sadece partiyi değil, Cumhuriyet’in değerlerini hedef almaktadır.

• Benim duruşum her zaman demokrasinden yana olmuştur. CHP, derhal kurultaya gitmelidir."

111 CHP MİLLETVEKİLİ "DERHAL KURULTAYA GİDİLMELİDİR" DEDİ...

138 CHP milletvekilinden 111'i  partinin içinden geçtiği hukuki süreç sonrası ortak bir açıklama yayımlayarak olağanüstü kurultayın 12 Temmuz 2026 Pazar günü toplanması için çağrıda bulundu. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

"Bizler, Cumhuriyet Halk Partisi'nin 28. Dönem seçilmiş milletvekilleri olarak; Partimizin, Anayasa'ya ve hukuk devleti ilkelerine aykırı olan mahkeme kararlarıyla şekillendirilmesini asla kabul etmiyoruz. Partimizin yönüne, rotasına, kaderine ve yönetimine karar verecek olan yegane güç, üyelerimizin arasından seçimlerle süzülerek gelen delegelerimizdir. Yaşanan krizin, ülkemize ve partimize daha fazla zarar vermemesi adına, olağanüstü kurultayımızın en kısa sürede toplanması gerekmektedir. Partimiz bugün aynı zamanda, 25 Temmuz 2026 tarihine kadar bir kurultay yapmaması halinde seçimlere girememe riskiyle de karşı karşıyadır. Bu kapsamda, Cumhuriyet Halk Partisi'nin iradesinin yeniden ve tartışmasız biçimde tecelli etmesi amacıyla Olağanüstü Kurultay'ın 12 Temmuz 2026 Pazar günü toplanması çağrısında bulunuyoruz. Kurucumuz Mustafa Kemal Atatürk'ün bizlere emaneti olan Cumhuriyet'e, demokrasiye ve partimize sonuna kadar sahip çıkacağımızı kamuoyuna saygıyla duyururuz."

CHP ESKİ MİLLETVEKİLİ BÜLENT KUŞOĞLU'NUN AÇIKLAMASI: 2023 CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİNİ ASLINDA KILIÇDAROĞLU KAZANMIŞ OLABİLİR! 

12 yıl boyunca CHP'nin milletvekilliği yapan Bülent Kuşoğlu T24'ten gazeteci Cansu Çamlıbel ile konuştu... 

“Cumhuriyet Halk Partisi’nin bir, beraber ve rejime karşı son kale olarak durmasını istiyorum” 

“Belki önümüzdeki 10-20 yıl içinde devletlerin çoğu yok olacak, Atatürk Cumhuriyeti’nin yaşaması lazım...İkinci Dünya Savaşı sonunda oluşan düzen ve kurallar yok artık. Yeni bir düzen oluşacak, yeni kurallar söz konusu olacak ve bunların nasıl olacağını kimse bilmiyor. Devletler üstü (çok uluslu) şirketler ve kendi aralarındaki mücadele artık bütün ülkelerin iç siyasetini de etkiliyor. Geçmişte olduğu kadar basit değil işler. Mesela Soğuk Savaş döneminde Sovyetler vardı ve Batı vardı, biz de Batı blokunda yer alıyorduk. İç siyaset de ona göreydi. Söylediğimiz sözler, siyasetimiz, sağ-sol ayrımı çok basitti. Ama şimdi öyle değil. Belki önümüzdeki 10- 20 yılda devletlerin çoğu yok olacak. Türkiye Cumhuriyeti'nin, Atatürk Cumhuriyeti'nin yaşaması lazım. Yani bizim yok olmamamız lazım, iddialı olmamız lazım. Bu yeni dönem Türkiye'ye aynı zamanda büyük fırsatlar da sunuyor, bunları çok iyi irdelemeli."

“İttihat ve Terakki, İslamcılık, batıcılık ve milliyetçiliği birleştirdi; şimdi de ona benzer bir durum görüyorum”

“CHP dönüşmeden Türkiye dönüşemez” diyorum. Türkiye'nin de yeni dünyaya uyum sağlayabilmesi için dönüşmesi lazım. Son iki üç yılda, Trump’ın ikinci kez iktidara gelmesiyle birlikte çok şey değişti. Birinci Dünya Savaşı sırasında, Osmanlı'nın son döneminde üç temel siyaset biçimi vardı; İslamcılık, batıcılık ve milliyetçilik. Başka siyasi çizgiler de vardı ama ana akım bunlardı. Bunları o zamanki devlet aklı, İttihat Terakki birleştirdi, bir mücadeleye girişti, sonra Türkiye Cumhuriyeti ortaya çıktı. Şimdi de ona benzer bir durum görüyorum. Şu andaki iktidarın geldiği zamanki gibi bir siyasal İslamcı iktidar olduğunu düşünmüyorum, farklılaştı, çok farklı hale geldi. İslamcılıktan uzaklaştı demiyorum ama farklılaştı. Milliyetçilik, devlet milliyetçiliği var üzerinde ve batıcılık var."

"Cumhuriyet Halk Partisi tabanının üzerine oturduğu sosyal kesimlere sosyolojik açıdan baktığımız zaman en entelektüel, kültürlü, eğitim seviyesi en yüksek kesim. Bu iktidar döneminde zenginleşenler falan oldu ama onlar henüz kentli sayılamayacak seviyede sanki. Geçmişten beri kentleşme CHP'ye daha fazla mâl edilebilir diye düşünüyorum. CHP sonuç olarak Türkiye ölçülerinde bir kent partisi. Dolayısıyla da CHP yönetimi olarak daha sorumlu hareket etmek zorundayız. Onun için de CHP bir arada kalabilmeli."

"2023’teki yüzde 48 küsurluk oyun ben aslında yüzde 50’nin üzerinde olduğunu düşünüyorum. Orada bir şeyler oldu.2023 Cumhurbaşkanlığı seçiminde Kemal Bey’in oyu yüzde 50’nin üzerindeydi; orada bir şeyler oldu...

Cansu Çamlıbel: "Siz 2023’teki cumhurbaşkanlığı seçiminde oyların Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan lehine devlet tarafından manipüle edildiğini mi düşünüyorsunuz?"

"Evet."

“Kemal Bey’in bir Alevi olarak yüzde 48 alması cumhurbaşkanı olmasından bile öte bir hadise, müthiş bir olaydır”

Cansu Çamlıbel:  - "Sizin üstü örtük biçimde söylediğiniz aslında şu; Kemal Kılıçdaroğlu’nun Alevi bir Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı olarak yüzde 48 alması olağanüstü bir olaydır."

"Bizim kesimin en fazla kullandığı cümledir; “Vatan mevzu bahis ise gerisi teferruattır.” Atatürk’e de mal edilir, tabii ona çok yakışıyor. Peki bunu niye unutuyoruz? Kimseyi eleştirmek için değil de hepimizin bu sorumlulukla hareket etmesi gerekiyor. “Erdoğan, İmamoğlu’nun kendisine rakip olmasını istemiyordu”

"Ekrem Bey meselesi siyasi bir mesele bir kere. Hukuki bir mesele olmaktan öte. O konuda parti olarak yapabileceğimiz Ekrem Bey'in yanında durmak. Onun dışında başka bir şey yok. Hep beraber tüm arkadaşlarımızın yanında durmalıyız...CHP'li herkesin hakkını korumamız lazım. CHP’li herkesin hakkını korumamız lazım ama sadece Ekrem Bey üzerinden yapamayız” 

"Türkiye'nin bu kadar derin ekonomik problemleri varken, milli güvenlik sorunu haline gelmiş bir ekonomik kriz varken, ülkede devlet yönetimi krizdeyken, Şu andaki CHP yönetiminin Türkiye'nin sıkıntılarına, vatandaşın sorunlarına tam olarak odaklandığını söyleyemeyiz."

"Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi sadece Erdoğan üzerine inşa edilmiş vaziyette. Ondan başka hiç kimsenin bu rejimi, bu sistemi götürmesi mümkün değil. Dolayısıyla Erdoğan sonrasında Türkiye’yi bir kaos, karmaşa bekliyor. Onun için de o devlet aklı, bürokratik aklı bir şeyler yapmaya çalışıyor sanki kendine göre. Doğru mu yapıyor, yanlış mı yapıyor onu bilmiyoruz. Sıkıntımız orada."

"Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi özellikle siyaseti zayıflattı."

 “Cumhurbaşkanı adayımız Özgür Bey de olabilir Mansur Bey de; bu isimlerin kıymetini bilmemiz lazım.”

262 EDEBİYATÇI 21 MAYIS 2026'DA İLAN EDİLEN MUTLAK BUTLAN KARARINA KARŞI BİLDİRİ YAYINLADI

CHP’ye yönelik mutlak butlan kararı sonrasında edebiyatçılar ortak bir bildiri kaleme aldı. Ahmet Ümit, Ayfer Tunç, Aslı Erdoğan, Buket Uzuner, Yekta Kopan gibi isimlerin imzaladığı bildiriye toplam 262 edebiyatçı imza attı.

Bildiride edebiyatçılar demokratik Türkiye için mutlak butlan kararına karşı çıkarken tarihin doğru ve vicdanlı tarafında kalmak isteyen herkesi mücadeleye davet etti.

TUNCER BAKIRHAN'IN AÇIKLAMASI: 

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan:

"Butlan kararıyla siyasi partilerin güvencesi kalmamıştır"Türkiye, tarihinin en uzun ekonomik krizini yaşarken bir yandan da en sert siyasi krizlerinden birini yaşıyor. Ana muhalefet partisi CHP’ye karşı istinaf mahkemesinin verdiği mutlak butlan kararı ve genel merkezin kolluk şiddetiyle basılması, bu krizin en çıplak yüzü oldu. Butlan kararı, salt hukuki bir meselenin çok ötesindedir. Bu karar, demokratik siyaseti dışarıdan zorla şekillendirme girişimidir. Kimse bize başka hikaye anlatmasın.

Siyaseti yargı kararnamesiyle şekillendirmek, demokrasiyi prosedürün arkasına saklayarak etkisizleştirmektir. Öte yandan kimse, “Bu bir yargı kararıdır” diyerek 86 milyona cambaza bak oyunu oynamasın. Türkiye’de bu rejimin en yakın tanığı da sanığı da şahidi de biziz. Hiçbir zaman cambaza bakmadık, bundan böyle de bakmayacağız. İstisnanın kural hâline geldiği bir düzende tek pusula demokratik meşruiyettir. 

Sandığın iradesini yargı kararnamesiyle iptal eden, hukukun maskesini kullanır. Çok net söylüyoruz: Bizler açısından Türkiye siyasetinin anahtar kavramı demokratik meşruiyettir. Bu sebeple şunu açıkça ilan ediyoruz: İstinaf mahkemesinin verdiği bu karar, yalnızca bir siyasi partiyi değil; tüm siyaset ve sivil toplum alanını, örgütlenme hakkını, demokratik yaşamı derinden tehdit etmektedir.Bu kararla siyasi partilerin ve sivil toplumun tek bir güvencesi kalmamıştır. 

Yargıtay derhal toplanarak bu garabete son vermeli; Türkiye’de demokratik ve sivil yaşamın önünü açmalıdır. Hukuksuzluk adrese teslim ile başlar ama hiçbir zaman yerinde kalmaz. Bugün bir partinin kapısını kıran anlayış, yarın bütün siyasetin kapısına dayanır. 

Bugün CHP’ye giden kolluk, yarın AKP’ye gider. Öbür gün MHP’ye, DEVA’ya, Gelecek Partisi’ne gider. Bize zaten hep geldi. O halde bugünün faili, yarının mağduru olmak istemiyorsa rota demokrasi, pusula siyaset, teminat hukuk olmak zorundadır. Fakat şunu da açıkça söylemek zorundayız: Siyasi rekabet, başkalarının sözlüğüyle yapılmaz. İftiralar, damgalamalar, etiketler, ahlaki mahkûmiyet hükümleri; bunlar operasyonun siyasi tarafını perdelemenin en kestirme yoludur.

Özellikle vurguluyoruz: Türkiye’nin siyasi tarihinde bazı etiketler, başka hiçbir suçlamayla kıyaslanamayacak bir yıkım gücü taşır. Hangi niyetle söylenirse söylensin, bu tür ithamlar siyasi operasyonlara kapı aralar.

Bu yüzden CHP içindeki her aktörü, söylediği her sözün sonuçlarını düşünmeye davet ediyoruz. Onun için samimiyetle uyarıyoruz: Bugün rakibine yapıştırdığın etiket, yarın senin yakanı tutacak elin provasıdır. Siyaset, bugünün öfkesiyle değil, yarının yüzleşmesiyle yapılır. Unutmayalım ki bir partinin kapısı kırıldığında, aslında siyasetin kapısı kırılır ve toplumun siyaset kurumuna dair umut ve güveni aşınır. Tarafların buna uygun hareket etmelerini bekliyoruz. 

CHP’nin bu fırtınadan bütünlüklü çıkarak gemiyi limana yanaştırmasını temenni ediyoruz.Kimseyi tahkir etmeden, üçüncü sınıf polemiklere paye vermeden söyleyelim: Bugün yaşananlar ne bir tesadüftür ne de yalnızca tek bir partinin meselesidir. Cumhuriyet, yönetimi hanedandan alıp halka verme iddiasıyla büyük bir tarihsel kapı açtı. Ancak o kapıdan toplumun bütün renkleri, bütün dilleri, bütün inançları ve bütün kimlikleri eşit biçimde geçirilemedi. Cumhuriyetin tarihi bize şunu gösterdi: 

Bu ülke, her kritik eşikte demokrasiyi büyütmek yerine çoğu zaman siyaseti daraltan yolları tercih etti.1925’te demokrasi yerine Takrir-i Sükûn tercih edildi. 1960’ta sandığın krizine çözüm olarak darbe görüldü. 1980’de toplumsal taleplere cevap olarak tanklar, işkencehaneler ve yasaklar devreye sokuldu. 1990’larda Kürt meselesinde çözüm arayışları yerine inkâr, güvenlik siyaseti ve şiddet tercih edildi. 

28 Şubat’ta toplumun inancı, yaşam tarzı ve kamusal varlığı devlet sopasıyla hizaya sokulmak istendi. 2007’de 367 kararıyla siyaset yine yargı eliyle daraltıldı. "Türkiye'nin kök sorunu Cumhuriyet'in demokrasiyle tamamlanmamış olmasıdır"2016'dan sonra ise darbe girişimine karşı daha fazla demokrasi denilmesi gerekirken, OHAL rejimi kalıcı bir yönetim biçimine dönüştürüldü. 

4 Kasım 2016'da bu ülkenin demokratik temsil iradesi hedef alındı; arkadaşlarımız cezaevine konularak siyaset halktan, Meclis'ten ve sandıktan koparılmak istendi. 19 Mart'ta ise aynı çizgi ana muhalefete ve İstanbul'un seçilmiş iradesine yöneldi. 2015'ten 2025'e uzanan süreçte bütün bu tarihsel miras, yeni bir rejim dizaynıyla daha da derinleşti. Siyasal alan daraldı, toplumsal gerilimler büyüdü. Bütün bu tarihsel akış bize aynı hakikati söylüyor: 

Bu ülkede demokrasi ertelendikçe kriz büyüdü. Hukuk askıya alındıkça toplum yaralandı. Siyaset daraltıldıkça vesayet güçlendi. Baskı tercih edildikçe sorunlar kökleşti. Türkiye'nin kök sorunu Cumhuriyet değildir; Cumhuriyetin demokrasiyle tamamlanmamış olmasıdır. Barış ve Demokratik Toplum süreci, Cumhuriyeti demokrasiyle buluşturma paradigmasıdır. Kök nedenlere çözüm ürettiğimizde, bu ülkede siyasi krizler çağını kapatabiliriz. Yeni bir çağ ancak Demokratik Cumhuriyeti inşa ederek başlayabilir. 

Bizim DEM Parti olarak mücadelemiz ve sözümüz, Cumhuriyeti toplumla, hukukla, eşit yurttaşlıkla ve demokrasiyle buluşturmaktır. Artık bu ülkenin kaderi korkuyla değil cesaretle, inkarla değil hakikatle, vesayetle değil halkların ortak demokrasisiyle yazılmalıdır. 

Dünyada ve Orta Doğu'da büyük altüst oluşlar yaşanırken, içerideki bu gerilimler geleceğe dair umutları zayıflatıyor; toplumsal barışı sekteye uğratıyor. CHP'ye yönelik yargı müdahalesi, barış sürecine dair kaygıları artırdı; toplumdaki güvensizliği daha da derinleştirdi.

Çünkü barış sürecinin hedefi, eşitliğin ve adaletin en yüce değer olduğu demokratik bir Türkiye'yi inşa etmektir. Bu temelde şu uyarıyı yapıyoruz: Barış sürecinde atılması gereken adımları gölgeleyecek her türlü iç gerilim, yarar değil zarar getirir. Bakın, bugün Orta Doğu en karanlık günlerinden çıkış yolu arıyor. Halkların ve inançların tanındığı, ekonomik ortaklıkların çoğaldığı, sınırların saygı gördüğü ama yaşamı engellemediği; güvenlik, demokrasi ve kalkınmayı birlikte kuran bir akıl, Orta Doğu'nun geleceğine yön verecektir. Sykes-Picot düzeninin geçersizleştiği bu dönemde, tarihsel Türk-Kürt ilişkilerini eşitlik temelinde güncellemek hem bir zorunluluk hem de tarihin sunduğu bir fırsattır. 

Bu güncellemeyi yapabilirsek, Orta Doğu'da adaletin ve demokrasinin kurucu aktörü olabiliriz. Helsinki, Soğuk Savaş'ın ortasında güvenliği ve insan onurunu aynı masaya oturtarak bir kıtanın kilidini açmıştı. Orta Doğu'nun da böyle bir eşiğe ihtiyacı var. Güvenliği halkların tanınmasından, sınırları yaşamın özgürlüğünden ayırmayan bir akla ihtiyaç var. O eşiğin adı Ankara olabilir. Bölgenin güvenlik, siyasi ve ekonomik mimarisi Ankara'da ortak zemine kavuşabilir. 

İç barışını sağlamış güçlü bir Türkiye; Tahran’a, Bağdat’a, Şam’a, Beyrut’a kadar tüm bölgeye demokratik bir vizyon sunabilir. Bu vizyonun can damarı Barış ve Demokratik Toplum Süreci’dir. Bu nedenle ne bölgesel konjonktürü ne de iç gerilimleri barış sürecini bekleme odasına almanın gerekçesi yapalım. Aksine, bu gelişmeleri aşmanın yolu barış sürecini menzile ulaştırmaktır. Çözümü Trump’ın hesaplarında ya da Londra’nın pozisyonunda değil, bu toprakların kadim tarihinde bulabiliriz. Bu tarih Anadolu’nun tarihidir; bu çözüm Anadolu Çözümü’dür. Anadolu Çözümü dediğimiz şey, Türk’ün güvenliğini Kürt’ün inkarında görmemektir. Kürt’ün hukukunu Türk’ün kaygısında boğmamaktır. Ortak ve eşit bir gelecek kurmaktır. Bu toprakların kadim eşitlik, adalet ve toplumsal barış felsefesini demokratik Türkiye’nin inşasına taşıyabiliriz."

ANKETLER

Gündemar Araştırma

BU PAZAR BİR MİLLETVEKİLİ SEÇİMİ OLSA HANGİ SİYASİ PARTİYE OY VERİRSİNİZ?

(Kararsızlar/Fikrim Yok/Protesto Oy dağıtıldıktan sonra)

• CHP: %31,90

• AK Parti: %28,09

• DEM Parti: %8,42

• Zafer Partisi: %6,53

• İYİ Parti: %6,25

• MHP: %6,05

• Anahtar Parti: %4,16

• Diğer: %3,62

• YRP: %3,47

• TİP: %1,51

24-27 Mayıs 2026

60 il | 2.275 kişi

Gündemar Araştırma

YENİ PARTİ KURULURSA OY ORANI NE OLUR?

Yeni Parti: %35,65

AK Parti: %28,79

DEM Parti: %7,32

CHP: %5,61

MHP: %5,15

Zafer Partisi: %4,66

İYİ Parti: %4,42

Anahtar Parti: %3,11

YRP: %2,44

Diğer: %2,20

TİP: %0,65

24-27 Mayıs 2026

60 il | 2.275 kişi

TÜRKİYE'DE 7 MİLYON BEBEK AÇLIKLA MÜCADELE EDERKEN 

CHP milletvekili Faik Öztrak 30 Aralık 2024'te "Bugün TÜİK Türkiye’de yoksul sayısının 18 milyon kişi olduğunu açıkladı.

(2023 verileriyle, medyan gelirin %60’ına göre)..." demişti...

Birkaç gün önce Ekrem İmamoğlu:  "2017’de yoksulluk çeken bebeklerin oranı yüzde 36.8 düzeyindeyken, 2026’da yüzde 50’lere tırmanan bir ülke olduk. Son 12 yılda bebek bezinden mamaya tüm temel malzemeler 402 TL’den 6680 TL’ye yükselmiş. Tam 16 kat. İktidarın 7 milyon bebeğimize açlık ve yoksulluk yaşattığı, anne karnında bile yetersiz beslenmesine sebep olduğu bir Türkiye’yiz artık!" açıklamasını yaptı...

AÇLIK SINIRI 35 BİN LİRA, YOKSULLUK SINIRI 114 BİN LİRA

TÜRK-İŞ: Açlık sınırı 35 bin TL, yoksulluk sınırı 114 bin TL

TÜRK-İŞ verilerine göre, Mayıs 2026'da dört kişilik bir aile için açlık sınırı 35 bin TL'ye, yoksulluk sınırı ise 114 bin TL'ye yükseldi.

Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (TÜRK-İŞ), "Mayıs 2026 açlık ve yoksulluk sınırı" verilerini yayımladı.

Bu verilere göre, Ankara'da yaşayan dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapılması gereken aylık gıda harcaması tutarı 35 bin 174,85 TL'ye, gıda harcaması ile giyim, konut, ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı ise 114 bin 576,10 TL'ye yükseldi.

TÜRK-İŞ tarafından, çalışanların geçim koşullarını ortaya koymak ve temel ihtiyaç maddelerindeki fiyat değişimlerinin aile bütçesine yansımalarını belirlemek amacıyla her ay, düzenli olarak yapılan bu araştırmanın Mayıs 2026 sonuçlarına göre; bekâr bir çalışanın "yaşama maliyeti" de aylık 45 bin 488,25 Tl'ye yükseldi.

"Mutfak enflasyonu" verileri

TÜRK-İŞ tarafından yapılan hesaplamalara göre, Ankara'da dört kişilik bir ailenin sağlıklı ve dengeli beslenebilmesi için gerekli aylık gıda harcaması son bir ayda 588 TL arttı. Bu, bir önceki aya kıyasla yüzde 1,70'lik bir artışa tekabül ediyor. 12 aylık değişim oranı yüzde 40,18 oldu. Yıllık ortalama artış yüzde 40,58 olarak gerçekleşti. Beş aylık artış oranı ise yüzde 16,69 oldu.

Yaşam maliyetlerindeki artışın, ücretli çalışanlar ve emekliler başta olmak üzere geniş toplum kesimlerinin geçim koşullarını olumsuz etkilediğini belirten TÜRK-İŞ şu açıklamada bulundu:

"Özellikle temel ihtiyaç harcamaları içerisinde önemli bir paya sahip olan gıda fiyatlarında yaşanan yükseliş, hane halkı bütçeleri üzerindeki baskıyı artırmaktadır. Düşük gelirli ve sabit gelirle geçimini sağlayan kesimlerin harcamaları içerisinde önemli bir yer tutan mutfak harcamalarındaki artışın, genel tüketici fiyatlarındaki artışın üzerinde seyretmesi dikkat çekmektedir. Enflasyonun yüksek düzeyini koruduğu mevcut ekonomik koşullarda, ücret artışlarının fiyat artışlarını karşılamakta yetersiz kalması çalışanların satın alma gücünün gerilemesine neden olmaktadır."

Ücret gelirlerinin yalnızca gerçekleşen enflasyon oranı dikkate alınarak belirlenmesinin yeterli olmadığını kaydeden TÜRK-İŞ, "Çalışanların ve emeklilerin satın alma gücünün korunması, gelir dağılımındaki bozulmanın önlenmesi ve yoksulluğun azaltılmasına katkı sağlanabilmesi için ücret politikalarının daha geniş bir sosyal ve ekonomik çerçevede ele alınması gerekmektedir" uyarısında bulundu.

CHP'de olağan kurultay için imza vermeyen 27 milletvekili:

— Faik Öztırak

— Oğuz Kaan Salıcı

— İlhan Kesici

— Deniz Demir

— Semra Dinçer

— Hüseyin Yıldız

— Orhan Sarıbal

— Gülizar Biçer Karaca

— Jale Nur Süllü

— Hasan Öztürkmen

— Erdoğan Toprak

— Gamze Akkuş İlgezdi

— Kadri Enis Berberoğlu

— Yüksel Mansur Kılınç

— Mahir Polat

— Rahmi Aşkın Türeli

— Rıfat Turuntay Nalbantoğlu

— Sevda Erdan Kılıç

— Cevdet Akay

— İnan Akgün Alp

— Vecdi Gündoğdu

— Barış Bektaş

— Ali Fazıl Kasap

— Ömer Fethi Gürer

— Mustafa Adıgüzel

— Kadim Durmaz

— Ali Karaoba

İmza Veren Milletvekilleri

1. Özgür Özel

2- Murat Emir

3- Gökhan Günaydın

4- Ali Mahir Başan

38- Evrim Rizvanoğlu

39- Eylem Ertuğ Ertuğrul

40- Fahri Özkan

41-Fethi Açıkel

5- Adnan Beker

6- Ahmet Baran Yazgan

42 Gamze Tascier

43- Gizem Özcan

7. Ahmet Tuncay Özkan

44- Gökan Zeybek

8- Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu

45- Gökçe Gökçen

9. Ali Gökçek

46- Gülcan Kn

10- Ali Öztunç

11- Aliye Coşar

12- Aliye Timisi Ersever

13- Asu Kaya

14. Aşkın Genç

15. Ayça Taşkent

16- Ayhan Barut

17- Aykut Kaya

18- Aylin Yaman

19. Aysu Bankoğlu

20- Ayşe Sibel Yanıkömeroğlu

21-Barış Karadeniz

22- Bekir Başevirgen

24- Burhanettin Bulut

47. Gürsel Erol

48- Harun Özgür Yıldızlı

49. Hasan Öztürk

50- Hikmet Yalım Halıcı

51- İbrahim Arslan

52- İlhami Özcan Aygun

53- İsmail Atakan Ünver

54- İsmet Güneşhan

55- İzzet Akbulut

56- Kayıhan Pala

57- Mahmut Tanal

58- Mehmet Güzelmansur

59. Mehmet Salih Uzun

60- Mehmet Tahtosiz

61. Melih Meriç

62- Metin ilhan

75- Nurten Yontar

76- Okan Konuralp

77-Orhan Sümer

78. Özgür Ceylan

79. Özgür Erdem İncesu

80. Özgür Korabat

81- Reşat Karagöz

82. Seda Kaya Ösen

83. Selma Aliye Kavaf

84- Serkan Son

85-Servet Mullaoğlu

86- Seyit Torun

87. Sibel Suiçmez

88. Suat Özçağdaş

89. Sururi Çorabatır

90- Süleyman Bülbül

91- Süreyya Öneş Derici

92. Şeref Arpacı

93-Tahsin Becan

94- Tahsin Ocakli

95- Talat Dinçer

96-Talih Özcan

97. Tekin Bingöl ngol

98. Turan Taşkın Özer

99. Türkan Elçi

23- Bilal Bilici

25- Bülent Tezcon

26- Cavit An

63- Murat Bakan

100- Türker Ateş

27-Cem Avşar

64- Murat Çan

101- Uğur Bayraktutan

28- Cemal Enginyurt

29. Cumhur Uzun

65. Mustafa Erdem

102. Ulaş Karasu

66- Mustafa Sarıgül

103- Umut Akdoğan

30- Deniz Yavuzyılmaz

67. Mustafa Sezgin Tanrıkulu

104- Utku Çakırözer

31-Deniz Yücel

32. Doğan Demir

33. Ednan Arslan

34- Elvan luk Gezmiş

35- Engin Altay

36- Ensar Aytekin

68. Mühip Kanko

105. Ümit Dikbayır

69. Müzeyyen Şevkin

106- Ümit Özlale

70- Nail Çiler

107. Veli Ağbaba

71. Namık Tan

108. Yaşar Tüzün

72- Nermin Yıldırım Kara

109. Yunus Emre

73-Nimet Özdemir

110 Yüksel Taşkın

37. Evrim Karakoz

74. Nurhayat Altaca Kayışoğlu

111- Zeynel Emre

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız