Kalleşçe Öldürülen Türk Başbuğları -19
II. Mehmet Han’ın böylesine bilinçli olarak yazdığı mektup batılıları (haçlıları) tedirgin etmeye yetmişti. O hem yeni Roma İmparatoru olmaktan söz ediyor hem de Roma İmparatorluğunu atalarının kurduğunu işaret ediyordu. Başbuğ II. Mehmet Han’ın batılıları ürküten ve korkuya kapılmalarına sebep olan ikinci bir çıkışı ise Çanakkale yakınlarındaki Turıya harabelerini ziyaret etmesi olmuştur. O Midilli seferi sırasında Turıya harabelerinin olduğu yere gelir. Sessizce kentin kalıntıları içinde dolaşır. Ve şöyle der: “Allah beni bu şehrin ve halkının dostu olarak bugüne kadar esirgedi. Biz bu şehrin düşmanlarını yendik ve onların vatanlarını aldık. Burayı Yunanlılar, Makedonyalılar, Teselyalılar ve Moralılar ele geçirmişlerdi. Bunların biz Asyalılara karşı kötülüklerinin öcünü, aradan birçok devir ve yıl geçmesine rağmen onların torunlarından aldık.” Turıyalıların Türklüğü ve onların öcünün alınması ile ilgili düşünce ve saptama yalnızca Başbuğ II. Mehmet Han ile sınırlı değildir. Doğu Romalı Kardinal İsidore, Başbuğ II. Mehmet Han’dan söz ederken ‘Truvalıların Prensi’ olarak bahseder. Daha İstanbul geri alınmadan (Doğu Roma ele geçirilmeden), Katalanlı gezgin Petro Tafur; Türklerin Turıyalılar olduğunu bu nedenle bir gün mutlaka öçlerini alacaklarını, söylemiş-yazmıştır. 1444 yılında (yine İstanbul’un alınmasından önce) İstanbul’a gelen gezgin Ancolani Cyriak’a göre: Dünya ikiye bölünmüş durumdadır. Bir yanda Yunanlılar ve çocukları (yandaşları) diğer yanda ise Turıyalıların çocukları olan Türkler vardır. Görüşünü böyle ifade eden Cyriak aslında şunu ifade etmektedir; Dünyada iki köklü inanç kültürü vardır, biri batı uygarlığı diğeri ise Türk Uygarlığı… Turıyalıların Türklüğü ile ilgili yazan daha çok Avrupalı tarihçi adı sayabilirim ama gerek yok sanıyorum.
Net olarak anlaşılmaktadır ki; Başbuğ II. Mehmet Han, Turıyalıların Türk olduklarını bilmektedir. Turıyalıların kendi çağlarında neyin mücadelesini verdiklerinin de bilincindedir. Yani evrensel olarak yüksek düzeyde, Adem neslinin kötüleri ile iyilerinin, sürekli bir mücadele içinde olduklarının farkındadır. Yalnızca düşünce bazında bu bilinç düzeyinde kalmayıp, milletinin ve ordusunun başında, Tanrısal amaçlara yönelik bir savaşın baş savaşçısı konumundadır. Başbuğ II. Mehmet Han’ın nasıl bir bilinç içinde olduğunu ve neleri yapmak istediğini anlayan batılılar tedirgin olmuştur, ürkmüştür, korkmuştur…
Batılılar tarihin her devrinde, Türk Ulusunun içinde, kendilerine hizmet edecek hainler yetiştirmişlerdir. Artı, kendi içlerinde yetiştirdikleri ajanlarını Türklerin üst düzey yöneticilerinin içine - yakınına sokmayı hiç ihmal etmemişler /başarmışlardır. Başbuğ II. Mehmet Han zamanındaki hainlerden biri de Maestro Lacopo idi. Tarihçi Franz Babinger'in yazdıklarına göre o; Başbuğ II. Mehmet Han’ı zehirleyerek öldürülmüştür. Bu işin arkasında papalığın olduğu ise kesindir. Sürekli Haçlılarla iş birliği yapan Venedikliler Başbuğ II. Mehmet Han’ı öldürmek için defalarca teşebbüste bulunmuşlardır. Sonunda bu işi; İtalya'dan, uydurma bir kaçışla Devlet-i Ali’ye sığınan Yahudi asıllı tabip Maestro Lacopo yani Yakup Paşa vasıtasıyla başarmışlardır. Sinsi, bir köle gibi itaatkâr ve çalışkan olan bu çaşıt (casus), bütün marifetlerini kullanarak Başbuğ’un en önemli doktorlarından biri olabilmiştir. Bu arada sağladığı güvenin de sonucu olarak, paşalık unvanı ile taltif edilmiştir. Artık her zaman Başbuğ’un yakınında bulunabilmektedir.
DEVAMI VAR