Duygu Selinden Yeni Partiye!
Çoktandır devleti satın almış olan Akepe tarikatı, son olarak CHP'yi de satın aldı. Kuşku yok ki, mutlak butlan olayı mafya, tarikat ve siyaset düzeninin son icraatıdır. Hiçbir dönemde, hiçbir coğrafyada görülmeyen ve hak etmediğimiz tek parti rejimin sonlandırılması için mücadeleye daha örgütlü ve daha hızlı devam edilmelidir.
“Biz demokrasi sisteminin siyasal bir partisiyiz” diyebilen partilerin yöneticilerinin tamamı CHP Genel Merkezine gidip “Yanınızdayız!” demişlerdir. Yıllardır süren bu iğrenç siyasal ahlaksızlığı sonlandırmak için teslim olunmamalı ve hep birlikte karşı devrimin hukuku dışında ve yetkin akılla hareket ederek, memleketin yerinden çıkan “siyasal zıvanasını” yerine yerleştirmek için çalışılmalıdır.
İttihat ve Terakki Cemiyetinden beri ideolojik bölünmeler ilericilerin kaderidir. Jön Türkler bölmüştür, Ahali Fırkası bölmüştür, Terakkiperverler bölmüştür, Serbest fırkacılar bölmüştür...
1946'da Menderes bölmüştür, 1970’lerde Ortanın Solu bölmüştür, Kürtçüler bölmüştür, Baykal bölmüştür falan. Bütün bu bölünmeler, sosyal krizler ve lider odaklı ideolojiler nedeniyle olmuştur.
Peki şimdi bu bölünme, Genel Merkez binasının önündeki bu kavga nedir? İdeolojik midir?
Hayır, sağ siyasetin CHP içine girmesi, sığ siyasetin çıkar amaçlı çalışmasından başka bir şey değildir. Çağdaşlık hiç değildir. CHP ya da başka bir merkez sol, bir bütün halinde onu yönetebilecek kadroları bulduğu zaman, memleket faşizmden ve fukaralıktan kurtulur. Dünyanın öbür tarafından bakıldığında mesele budur.
Artık ayakta duramayan Bahçeli'nin şu sözlerine şaşırmamak gerekiyor: “Sayın Kılıçdaroğlu hukukun da cevaz verdiği çerçevede Sayın Özgür Özel ile görüşerek CHP'nin geleceğine ilişkin bir ortak formül oluşturmak amacıyla feragat ettiğini belirtmelidir.” Son yıllarda muhafazakarlığı muhafazakarlardan, kürtçülüğü kürtçülerden daha fazla korumaya kalkarak devleti ele geçiren Bahçeli, şimdi de CHP'ye akıl öğretmekte, onu dizayn etmek yetkisini kendinde görmektedir.
Kılıçdaroğlu ve akılları ceplerinde ya da bir karış havada olan bazı siyaset baykuşları, bizlere daha inançlı, daha güçlü bir lider ve daha yurtsever, daha genç bir kadro armağan ettiler. Hangi siyasal parti olursa olsun bir partiyi gençler yönetiyorsa o parti kendi ideolojik doğrusunu bulmuş demektir. Yaşlılar arkalarına bakmaktan önlerini göremezler. İktidara karşı çıkmak da iktidar olmak da genç siyasetçilerin işidir. Şimdiye kadar hiçbir siyasal parti önderi Güven Park’ta desteksiz, taşımasız, miting yapıp sonra yüz binleri arkasına takıp Anıtkabir’e yürümedi.
Onlarca seçim kaybeden Kılıçdaroğlu, genel merkezi ele geçirmek isterken arkadan dolaşıp karşıdevrim hukukuyla partiyi kirletti. Hem de devletin polis gücünü kullanarak... CHP'nin yükselişine ve kitlesel Sol siyasetin hızlanmasına engel olmaya çalıştı. Sanki ivmeyi yükseltip partiyi birinci parti yapan genç kadro ve onların zindanlardaki arkadaşları devlete karşı büyük suç işlemişti!
“Bana hain demeyin, vatanseverle hain arasında çok ince bir çizgi vardır.” diyen Kılıçdaroğlu'nun saldırısı, Tayyib’in stratejisi içinde geliştirilmiş bir taktiktir. Tarih önderler kitabına şunu yazacaktır: “Bütün olanakları kullanarak kendi partisini etkisiz hale getirenin bir önceki Genel Başkan olması, dünyada ilk kez görülmüştür.” Bütün defterler, siyasetçilerin ihtirasları sonucu memlekete yapılan bu kötülüğü ve çakalların hep birlikte ulumasını kaydetmektedir... Şimdi iktidarın sarı kravatlı yazar çizer takımıyla bazı ipek fularlı enteller, her şeyin normal ve çakalların meşru olduğuna dair yayın yapmaktadırlar.
Bünyesinden Demokrat Partiyi çıkartan CHP geçmişte nice partiler doğurmuştur. “Haksız kararları yırtıp atıyoruz!” diyerek meydanlarda bağırmak ve duygusal yürüyüşler ne Tekadam düzenini alaşağı edebilir ne de kirlenmiş CHP’yi arındırabilir. CHP içindeki bu sürecin uzun süreceğini bellidir. Türk bayrağının yanındaki CHP bayrakları vazgeçilmez değildir. Memleketin ve hapishanedekilerin beklemeye dayanası yoktur. Yeni bir partide birleşmek, “Siyaset paranın gücüyle yapılır” düşüncesini seçmenlerin zihninden arındıracaktır.
“İmamoğlu / Özel / Yavaş” üçlüsünün geliştirdiği güç, aynı ivmeyle daha hızlı devam etmelidir. Parti ismi önemli değildir. Önemli olan siyasal örgütlenmedir. Yeni kurulacak ya da mevcut küçük bir partiye gelecek olan bu güç, bölücü olmayan sosyalistleri ve belki de dağılmış liberalleri de etkileyip bünyesine katarak daha da güçlenecektir.
En iyi karar, duraksamadan verilen karardır.