Antalya
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
22°

Güçlü İnsanlar Değil, Güçlü Kurumlar Kazandırır

YAYINLAMA:
Güçlü İnsanlar Değil, Güçlü Kurumlar Kazandırır

Son zamanlarda "devlet aklı" kavramı daha sık kullanılmaya başlandı. Ancak bu kavramın neyi ifade ettiği ve gelecekte nasıl bir yönetim anlayışına zemin hazırladığı üzerinde dikkatle düşünmek gerekiyor.

14 yaşından itibaren devlet koruması altında eğitim almış, hayatının önemli bir bölümünü kamu hizmetinde geçirmiş biri olarak şunu açıkça ifade edebilirim:

Devlet aklı bir kişiye ait olamaz. ‘’Sizin bilmediğiniz bir şeyler var’’ cümlesi bu işin sloganıdır.

Gerçek devlet aklı; kurumların, kurulların, bağımsız yargının, hukukun üstünlüğünün ve birbirini denetleyen mekanizmaların ortak ürünüdür.

Bir devleti güçlü yapan şey, yöneticilerin kişisel yetenekleri değil; yürütme, yasama ve yargı arasındaki dengeyi koruyan sistemlerdir. Çünkü kişiler değişir, şartlar değişir, dönemler değişir. Kalıcı olan ise kurumlardır.

Bu nedenle ihtiyacımız olan, kişilere duyulan güven üzerine kurulu bir yapı değil; kurallara dayalı, denetlenebilir ve hesap verebilir bir sistemdir.

Devlet, önce insanı koruyacak şekilde tasarlanmalıdır. İnsan haklarını, ifade özgürlüğünü, adaleti ve fırsat eşitliğini güvence altına alan bir düzen kurulmadıkça, güç zamanla sadakati liyakatin önüne geçer. İtaat ödüllendirilirken, yetkinlik geri plana düşer. Bunun bedelini ise toplumun tamamı öder.

Bugün kamuoyunda birçok kişi yaşanmış olayları yorumluyor, bitmiş senaryoları açıklıyor ve geçmiş hamleleri anlamlandırmaya çalışıyor. Oysa asıl dikkat edilmesi gereken yer burası değildir.

Çünkü oyunun nasıl oynandığını zamanla herkes görebilir.

Önemli olan, yeni oyunun nasıl kurulduğunu görebilmektir.

Toplumlar çoğu zaman tamamlanmış senaryoları tartışırken, gelecek dönemin kuralları çoktan yazılmaya başlanmıştır. Gerçek mesele geçmişi açıklamak değil, geleceği şekillendirecek sistemin hangi ilkeler üzerine inşa edildiğini sorgulamaktır.

Bu nedenle tartışmamız gereken şey kimin yöneteceği değil, nasıl bir sistemle yönetileceğimizdir.

Çünkü güçlü devletler güçlü insanlardan değil, güçlü kurumlardan doğar.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız