Osmanlı şamarı
TÜİK’in açıkladığı enflasyon oranları doğrultusunda Ocak ayı itibariyle en düşük emekli maaşı 16 bin 881 lira olmuştu. Vatandaşının bu sefil haline acıyan Sayın İktidarımız en düşük emekli maaşını lütfedip 20 bin liraya yükseltti. Sağ olsunlar, var olsunlar.. Ne kadar şükran duysak az kendilerine (!)
Malum her yılın Aralık ayında açıklanan enflasyon oranları bir sonraki yılın memur ve emekli aylıklarının hesaplanmasında önem arz ediyor. Önce şu TÜİK’in vatandaş tarafından asla güven duyulmayan enflasyon oranları ile ilgili bir gerçeği ortaya koyalım.
TÜİK tarafından son 3 yılda açıklanan Aralık ve Ocak ayı enflasyon oranlarına bakacak olursak ne demek istediğimi daha iyi anlatabileceğim.
2023 yılı Aralık ayında yüzde 2,93 olarak açıklanan enflasyon oranı bir sonraki ay Ocak’ta yüzde 6,70 olmuş!
2024 yılı Aralık ayında yüzde 1,03 olarak açıklanan enflasyon oranı bir sonraki ay Ocak’ta yüzde 5.03 olmuş!
2025 yılı Aralık ayında yüzde 0,89 olarak açıklanan enflasyon oranı bir sonraki ay Ocak’ta yüzde 4,84 olmuş!
Aklımızla alay eder gibi enflasyon oranları açıklanıyor sonra da açlık-yoksulluk sınırının çok altında maaş artışına talim ettiriliyoruz…
Aslında Türkiye’nin başındaki en büyük sorun ‘’yüksek enflasyon’’ değil ekonomik bir buhrandır!
‘’Ekonomik buhran’’ diyorum... Neden mi?
Bakın yaşı 50’yi aşanlar çok iyi hatırlayacaklardır. 80 öncesinin yokluklar içinde yaşayan, akaryakıt kuyruklarının, yağ, şeker kuyruklarının olduğu eski Türkiye’de bile ekonomik sıkıntıların belirli bir ömrü vardı. Birkaç ay, bilemediniz 1 yıl kadar süren ekonomik sıkıntılar alınan tedbirlerle kısa sürede giderilir piyasalar tekrar istikrara kavuşurdu!
Türkiye, sermaye hareketlerinin serbest bırakıldığı 1989 yılından bu yana 1994, 2000-2001 ve 2008- 2009 krizleriyle karşı karşıya kalmıştı.
1994’te Tansu Çiller iktidarında yaşadığımız 5 Nisan kararları sonrasında ekonomik sıkıntılar bir yıl gibi kısa bir sürede sona ermişti.
1999 yılında Ecevit-Bahçeli-Yılmaz Hükumeti sırasında yaşadığımız büyük Marmara depremi sonrasında bile bozulan ekonomik denge kısa sürede yeniden düzeltilebilmişti.
2000-2001 krizi Cumhuriyet tarihinin en büyük finansal ve bankacılık kriziydi. Alınan ekonomik tedbir kararları ile kısa sürede atlatılmıştı.
2008-2009 krizi bir küresel kriz niteliğindeydi. Ve dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın deyimiyle ‘’teğet geçmişti’’
Ancak, 2018 sonrası yaşadığımız ekonomik sorunlarda belimiz bir türlü doğrulmadı!
8 yıllık bu süreçte kaç tane Merkez Bankası Başkanı, kaç tane Hazine ve Maliye Bakanı değişti inanın saymakta zorlanıyoruz!
Ama gelen her Bakan ve Merkez Bankası Başkanı milletten biraz daha sabır istedi... ‘’Az kaldı, ekonomik sıkıntılar bitti bitiyor’’ denildi ancak bir türlü bitmek bilmedi!
Bu nedenle, Türkiye’de artık kronikleşen bir ekonomik buhran sorunu vardır!
Hal böyleyken, en düşüklü emekli maaşını lütfedip 20 bin liraya çıkartan Sayın Hükumetimize mensup bazı Milletvekilleri işi artık vatandaşla alay etme, hakaret etme noktasına getirdiler ne yazık ki!
Nasıl mı?
Bakın; CHP’den, AKP’ye geçerken Cumhurbaşkanına tekmil vererek selam duran Mersin Milletvekili Hasan Ufuk Çakır ne diyor?
Bu çok saygıdeğer Vekil, Türkiye’nin jeopolitik konumunu gerekçe göstererek; "20 bin TL mi emekli maaşı diye tepinip duruyorlar. Kardeşim, sen İsviçre'de yaşamıyorsun! Şu yanında Yunanistan var, şu tarafta Ermenistan, alt tarafta Suriye… Şu yandan İngiliz geldiğinde benim namusuma bakacak da, senin namusuna bakmayacak mı?" ifadelerini kullanıyor.
Diğer taraftan AKP Tekirdağ Milletvekili Mestan Özcan Milletvekili maaşı ve emekli aylığından oluşan aylık 500 bin lirayla geçinemediğini söylüyor!
El insaf beyler!
2 Asgari ücret tutarında Prada marka ayakkabı giyen Milletvekili görüyoruz! 2 Milyon liralık Rolex marka saat takan Milletvekillerimiz unutuldu bile. Artık 19 Milyon liralık lüks Richard Mille marka saat takan Milletvekilimiz var!
Kendileri itibardan tasarruf olmaz diyerek şatafat içinde yaşayan Sayın Vekiller, en düşük emekli maaşına 3 bin 119 lira zam yapılmasını lütfedip (!) onayladılar…
Sağ olun, var olun efendiler!
Ama siz siz olun, bu milletin aklıyla alay edercesine hakaret içeren laflar söylemeyin!
Unutmayın!
Bu millet aç ve sefil yaşamaya alışır ama onursuz asla yaşayamaz.
Ve gün gelir seçim sandığında aklımızla alay edenlerin ensesine ’Osmanlı şamarını’ nasıl indir görürsünüz!
Demedi demeyin, bekleyin görün!