Aleviler Demokrasi Sınavını Bir Kez Daha Verdi
Türkiye’nin yakın siyasi tarihinde Aleviler, her zaman aklın, sağduyunun, demokrasinin ve laik Cumhuriyet değerlerinin yanında durmuşlardır. Bugün yaşanan gelişmeler karşısında da aynı tutumu sergileyerek, kendilerine yöneltilen birçok haksız ithamı boşa çıkarmışlardır.
Son dönemde CHP içerisinde yaşanan tartışmalar üzerinden çeşitli hesapların yapıldığı görülmektedir. Kimi çevreler, Kemal Kılıçdaroğlu’nun Alevi kimliği üzerinden yeni ayrışmalar yaratmaya çalışmış, kimi çevreler ise CHP’nin iç tartışmalarını mezhep eksenine çekerek toplumu kutuplaştırmayı hedeflemiştir.
Ancak Aleviler, bu oyuna gelmemiştir.
Kılıçdaroğlu’nun haklı ya da haksız olduğu tartışmasına girmeden, meselenin bir mezhep meselesi olmadığını görmüşlerdir. Alevi örgütleri, demokratlar, laik Cumhuriyet’e inanan yurttaşlar ve CHP seçmenleri, Alevi ya da Sünni ayrımı yapmadan partinin birlik ve bütünlüğünü önceleyen bir tavır sergilemişlerdir.
Bugün CHP’nin başında bulunan Sayın Özgür Özel’e destek verenlerin önemli bir kısmı da Alevi yurttaşlardan oluşmaktadır. Bu durum, Alevilerin mezhepçi değil; demokrasiye, laikliğe ve Cumhuriyet değerlerine bağlı bir toplumsal kesim olduğunu bir kez daha göstermiştir.
Yıllardır Alevileri mezhepçilikle suçlayanların dönüp bugünkü tabloya bakmaları gerekir. Eğer Aleviler dar bir mezhep anlayışıyla hareket etmiş olsalardı, yalnızca kimlik üzerinden saflaşır, CHP’nin geleceğini değil kendi aidiyetlerini esas alırlardı. Oysa tam tersi olmuştur.
Peki ya bu sağduyu gösterilmeseydi?
Belki CHP daha büyük bir iç bölünme yaşayacaktı.
Belki parti parçalanacak, farklı siyasi oluşumlara dağılacaktı.
Belki Türkiye’nin en köklü siyasi partisi ağır bir kriz içerisine sürüklenecekti.
Belki de bundan en fazla yararlanacak olan iktidar olacaktı.
Fakat bunların hiçbiri gerçekleşmedi.
Çünkü Aleviler, tarih boyunca olduğu gibi bugün de duygularıyla değil akıllarıyla hareket ettiler. Kişileri değil ilkeleri, kimlikleri değil Cumhuriyet’i, mezhebi değil demokrasiyi öncelediler.
Alevi inancında akıl ve bilim her zaman yol gösterici olmuştur. Hacı Bektaş Veli’nin “İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır” sözü, sadece bir öğüt değil, aynı zamanda bir yaşam felsefesidir.
Bugün ortaya çıkan tablo da bunu doğrulamaktadır.
Aleviler bir kez daha Türkiye demokrasisinin, laik Cumhuriyet’in ve toplumsal barışın yanında durmuşlardır. Bu nedenle Alevilere mezhepçilik suçlaması yöneltenlerin önce bu gerçeği görmeleri gerekir.
Son yaşanan süreç, Alevilerin yalnızca kendi haklarını savunan bir topluluk olmadığını; aynı zamanda Cumhuriyet’in, demokrasinin ve toplumsal birlikteliğin en önemli güvencelerinden biri olduğunu bir kez daha göstermiştir.
Demokrasi sınavı verilmiştir.
Ve Aleviler bu sınavdan bir kez daha başarıyla çıkmıştır.