Antalya
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
24°

ABD Vatandaşlarının Yüzde Altmışı İran'la Savaş Bitsin İstiyor

YAYINLAMA:
ABD Vatandaşlarının Yüzde Altmışı İran'la Savaş Bitsin İstiyor

BİR DÜNYA RAPORU...

İSRAİL 7 EKİM 2023 SONRASINDA GAZZE'DE 20.000'DEN FAZLA ÇOCUĞU ÖLDÜRDÜ

İsrail'in 7 Ekim 2023 sonrasında Gazze Şeridi'ne yönelik başlattığı saldırılarda, 22 binden fazla yetişkin kadın ve 16 binden fazla kız çocuğu olmak üzere toplamda 38 binden fazla kadın ve kız çocuğu hayatını kaybetmiştir...Öldürülen Filistinli çocuk sayısı 20.000'den fazladır...İsrail tarafından 7 Ekim 2023 sonrasında Gazze'de öldürülen ve yaralanan Filistinli sayısı 250.000'den fazladır...

Uluslararası tıp dergisi The Lancet Global Health'te yayımlanan bağımsız bir araştırmaya göre, enkaz altında kalanlar ve doğrudan/dolaylı (açlık, salgın hastalık, yetersiz tıbbi bakım) nedenler hesaba katıldığında gerçek can kaybının resmi rakamların yaklaşık %35 daha üzerinde olduğu tahmin edilmektedir...

Çin Halk Bankası 2026 yılının ilk beş ayında 692 ton satın aldı...

DONALD TRUMP 3 KASIM 2026'DA FECİ BİR SEÇİM YENİLGİSİ ALACAK...İRAN KARŞISISINDAKİ AĞIR YENİLGİNİN VE YÜKSEK TÜKETİCİ ENFLASYONUNUN FATURASINI ÖDEYECEK...

50'ye 48 oyla, ABD Senatosu, Kongre onayı olmaksızın İran'a karşı askeri operasyonlar yürütme yetkisini sınırlamak için Başkan Donald Trump aleyhine oy kullandı...

500 bin Arnavut, ABD Başkanı Trump'ın damadı Jared Kushner'ın 1,6 milyar dolarlık lüks tatil köyü projesine protesto etmek için Tiran sokaklarına çıkmaya devam ediyor...

İsrailli yetkililer 28 Şubat 2026 öncesinde Donald Trump'ı İran'a saldırmaya şöyle kandırdı: 

"İran çok kolay yutulacak bir lokmadır...Venezuela'da harika bir iş çıkardınız. Acısız, zahmetsiz ve muhteşem bir şekilde rejimi değiştirdiniz. Şimdi sıra İran'da. Rejim dalından düşmeye hazır olgunlaşmış bir meyve haline geldi. Sadece ona dokunmanızı bekliyor. İran ekonomisi perişan, halk isyanın eşiğinde. Devrim Muhafızları kontrolü kaybediyor. İran'da hayat çekilmez halde. Yıllık enflasyon yüzde 80 civarında...Birlikte rejimi devirebilir, savaşı yüzde yüz kazanırız..."

İran Başbakanı Mesud Pezeşkiyan, 7 Nisan 2026'da İran'ı yok edeceğini ilan eden Trump'a şöyle seslenmişti: 

"Avuç içi gibi Gazze'yi 3 yıldır teslim alamadınız. İran'ı mı alacaksınız?

Tehditlerle İran'ı asla teslim alamayacaksınız."

Haziran 2026 raporuna göre İran füze kapasitesinin yüzde 70’ini hala koruyor.

Donald Trump 7 Nisan 2026'da "Bu gece bütün bir medeniyet yok olacak" diye uyardığında milyonlarca İranlı en kötü ihtimalden (nükleer saldırıdan) korkmuştu...

Trump "Bu gece bütün bir medeniyet yok olacak ve bir daha asla geri getirilemeyecek" demişti... 

Trump, İran savaşı nedeniyle kendisini eleştiren Almanya Başbakanı’na kızıp bu ülkeden 5 bin askerini çekeceğini söylemişti...Temmuz 2026'daki NATO Ankara zirvesinde uyum sağlanmaya çalışılacak...

Öte yandan Rusya'nın yakın gelecekte kendisine saldırmasını bekleyen Almanya Avrupa'nın en güçlü ordusunu oluşturmaya hazırlanıyor... Almanya, mevcut durumda yaklaşık 185 bin olan aktif asker sayısını 2035 yılına kadar kademeli olarak 260 bine çıkarmayı hedeflemektedir. Yedek askerlerin de dahil edilmesiyle toplam insan gücünün 460 binin üzerine çıkarılması planlanmaktadır...

Donald Trump NATO üyesi ülkelerin yıllık gelirlerinin en az yüzde beşini savaşa hazırlık için harcamasını istiyor...Trump ABD'nden savaş sistemleri satın alınsın da istiyor...

Kasım 2026'da ABD'nde ara seçim var ve ABD vatandaşlarının yüzde 60'ı İran'la savaşa son verilmesini istiyor...Venezuela petrolüne el koyması Trump'a seçim kazandıramaz...Belki de Panama Kanalı'na, Küba'ya, Grönland Adası'na el koyması gerekecek...

40 günlük İran savaşı nedeniyle yakıt, gübre ve tohum fiyatlarındaki rekor artışlar Amerikan çiftçisini zor durumda bıraktı.

ABD’de üretilen soya fasulyesi, mısır ve domuz etinin en büyük satın alıcısıysa Çin...

ABD, nadir toprak elementleri küresel rezervlerinin yüzde 71’ine sahip Çin ile alışveriş yapmaya da devam etmek zorunda...

Öte yandan, Çin, İran’dan çok ucuza petrol satın alıyor...

Avustralya ve Hindistan’dan aldığı nadir toprak elementleri, ABD’nin ihtiyacını karşılayacak durumda değil.

Trump: "İran'ın ABD tarafından el konan parası İran'a geri iade edilirken bu parayla  ABD vatandaşı çiftçilerden gıda satın alınacak...İran'a mısır, soya fasulyesi ve diğer tarım ürünleri satacağız...Çiftçilerimiz çok mutlu... Birçok telefon aldım. Çiftçilerimiz çok memnun oldular."

Öte yandan, Trump, "İran'la bir anlaşmaya varıp savaşı bitirmemiz karşılığında Türkiye, Suudi Arabistan, Katar, Kuveyt, Mısır, Ürdün ve Pakistan, İsrail ile İbrahim-Abraham Anlaşmasını imzalamak zorundadır" da dedi. 

Trump, "Tahran zenginleştirilmiş uranyumu ABD'ne vermiyorsa, Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu, İran'a gitsin, uranyumu yerinde imha etsin" dedi. 

İran ise, uranyum stokunu Pakistan’a göndermek istiyor... 

Pentagon'un değerlendirmelerine göre İran ile çatışmaların ABD'ne maliyeti 29 milyar doları buldu...Bu çok da inandırıcı bir rakam değil! Yani rakam makyajlı, sansürlü...

Son üç buçuk ayda 90 milyon nüfuslu İran'la savaş nedeniyle Asya'daki pek çok ülkenin para birimi değer kaybetti, enflasyon arttı ve tedarik zincirindeki aksamalar endüstriyel üretimi yavaşlattı...

Ortadoğu kaynaklı enerji kaynaklarını kullanan Pakistan, Vietnam ve Filipinler ciddi sıkıntılar yaşıyor...Gübre kıtlığı nedeniyle Güneydoğu Asya'da gelecek aylarda yapılacak tarım hasatlarından alınacak mahsulün azalacağı da öngörülüyor.

Wall Street Journal'ın aktardığına göre, Washington'ın Tel Aviv'le 28 Şubat'ta İran'a yönelik başlattığı saldırılarda ABD'de mühimmat stokları hızla eridi.

ABD'li yetkililere göre savaşın başından bu yana ABD ordusu binden fazla Tomahawk füzesi; 1500 ila 2 bin adet de THAAD, Patriot ve Standard Missile önleme füzeleri ateşledi. Bu stokun tamamen yenilenmesi 6 yılı bulabilir.

İran, savaş sırasında İsrail’den sonra en çok BAE’yi hedef aldı.

Yakın zamanda, Birleşik Arap Emirlikleri İran’ın artık kendisine saldırmaması karşılığında İran’a 3 milyar dolar yolladı...

Birleşik Arap Emirlikleri İsrail’le yürüttüğü ilişkileri özellikle askeri alanda derinleştirerek başka bir aşamaya taşımıştı. Topraklarını sadece ABD’ne değil İsrail’e de kullandıran bu ülkeye, İran 427 balistik füze, 2 bine yakın İHA, 20 seyir füzesi gönderdi. 

Savaş öncesi Dubai’de turizm patlaması yaşanırken, otel doluluk oranları yüzde 80-90 arasında değişirken, bugün bu oran yüzde 10’un altına düştü. Dubai ve Abu Dabi borsalarında yaklaşık 120 milyar dolarlık bir kayıp yaşandı.40 bine yakın uçuş iptal edildi ve gayrimenkul endeksi yüzde 19 oranında düşüş kaydetti. Bu arada 150 bin kişi bu ülkeyi terk etti...Savaş nedeniyle yabancı yatırımcılar yaklaşık 150 milyar doları BAE'den transfer etti...

İSRAİL BAŞBAKANI NETANYAHU'NUN DA 27 EKİM 2026 SEÇİMLERİNDE BÜYÜK YENİLGİ ALMASI BEKLENİYOR...

Birleşmiş Milletler raporuna göre, İsrail güçleri Gazze'de Filistinli çocukları kasıtlı olarak hedef aldı. BM raporuna göre İsrail 7 Ekim 2023'ten bu yana 20.000'den fazla Filistinli çocuğu öldürdü ve 44.000'den fazlasını yaraladı...

Birleşmiş Milletler (BM) Kalkınma Programı'nın yayımladığı rapor, İsrail'in hedef aldığı Lübnan'ın güneyinde 11 binden fazla binanın tamamen yıkıldığını ortaya koydu.

Binalarla birlikte 18 bin hanenin tamamen yok olduğu, ayrıca 2 bin 200 binanın kısmen, 9 bin 300 binanın da hafif şekilde hasar gördüğü belirtildi. Lübnan hükümeti adına 2023'ten bu yana savaşın yol açtığı hasarı inceleyen Ulusal Araştırma Konseyi ile birlikte hazırlanan ortak rapora göre, oluşan maddi hasarın 1 milyar 380 milyon dolardan fazla olduğu tahmin ediliyor.

İsrail ile Hizbullah arasındaki çatışmalarda önemli bir sınır hattı oluşturan Litani Nehri'nin güneyindeki bölgelerin ele alındığı raporda incelenen bölgeler arasında Sur, Nebatiye ve Bint Cübeyl yer alıyor.

Rapor için Nisan ayında çekilen uydu görüntüleri, geçen Ekim ayına ait görüntülerle karşılaştırıldı. Ancak yollar, köprüler ile elektrik ve su altyapısı rapora dahil edilmedi.

İsrail'in aylardır hedef aldığı Lübnan'ın güney bölgelerinde birçok yerleşim yeri tamamen yıkılmış ve yaşanamaz hale gelmiş durumda. İsrail ordusu, kara harekatı sırasında bölgedeki binaları yıkmak için patlayıcılar ve iş makineleri de kullanıyor.

İsrail, operasyonun amacının İran'ın desteklediği Hizbullah'ın altyapısını yok etmek ve milisin yeni saldırılar düzenlemesini önlemek olduğunu savunuyor. Lübnan hükümeti ise saldırıları, güney Lübnan sakinlerinin evlerine geri dönüşünü engellemeyi amaçlayan bir "toplu cezalandırma" politikası olarak nitelendiriyor.

İsrail, Hizbullah'a karşı mücadele gerekçesiyle Lübnan'ın güneyindeki varlığını sürekli artırmış, hatta BM tampon bölgesindeki barış gücü askerlerinin çatışmalarda hedef alınması uluslararası tepkilere yol açmıştı.

Netanyahu, yaptığı açıklamada İsrail birliklerinin Lübnan'ın güneyinde ilan ettikleri "güvenlik bölgesi"nden çekilmeyeceğini söyledi. İsrail, Lübnan sınırında oluşturduğu "güvenlik bölgesini", Hizbullah ile ülkenin kuzeyindeki vatandaşlar ve yerleşim birimleri arasında bir "tampon bölge" olarak tanımlıyor. Buna karşılık Lübnan hükümeti, İsrail'in kontrolündeki bu alanın uluslararası hukuka aykırı şekilde işgal edilmiş Lübnan toprağı olduğuna dikkat çekiyor.

İsrail ordusunun geçen hafta yayınladığı yeni haritada, daha önceki haritalara kıyasla daha geniş bir bölge İsrail'in kontrol alanı içinde gösterilmişti.

Lübnan gazetesi L'Orient Today'in hesaplamalarına göre, İsrail'in kontrol ettiği alan Nisan ayında yaklaşık 600 kilometrekare iken, Haziran ayında yaklaşık 620 kilometrekareye çıktı. Bu da Lübnan topraklarının yüzde 6'sından fazlasına denk geliyor.

Netanyahu, müttefiki ABD'ye savunma alanındaki bağımlılığın sona erdirilmesi yönünde açıklamalarda da bulundu.

Netanyahu, "Silahlanma alanında bağımsızlık istiyorum. Amerikalı dostlarımızdan aldığımız ve yıllar boyunca benim de katkıda bulunduğum destek için müteşekkirim. Bugün diyorum ki: Kendi bağımsız silahlanma ağımıza ihtiyacımız var. Kendi silahlarımızı kendimiz üretmeliyiz" ifadelerini kullandı.

İsrail'in İran'a ve müttefiklerine darbe indirdiğini iddia eden Netanyahu, diğer yandan çatışmanın henüz sona ermediğini belirterek ülkesinin bugünkü gücünün, 30 yıl sonra nerede duracağını belirleyeceğini kaydetti. İsrail Başbakanı bu doğrultuda nihai hedeflerinin "başkalarına bağımlılıktan kurtulmak, giderek daha büyük bir güç inşa etmek, daha ileri teknolojileri benimsemek ve daha yetkin komutan nesilleri yetiştirmek" olduğunu ifade etti.

Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü'ne (SIPRI) göre İsrail şu anda dünyanın yedinci büyük silah ihracatçısı konumunda. Ülke özellikle insansız hava araçları, hava ve füze savunması, elektronik harp sistemleri, sensörler, siber kabiliyetler ve keşif sistemleri alanlarında öne çıkıyor...SIPRI'ye göre, İsrail'in 2021–2025 yılları arasındaki silah ithalatının yaklaşık yüzde 68'i ise ABD kaynaklı.

Savaş uçakları ve motorlarının yanı sıra, güdümlü hassas bombalar, havadan karaya mühimmatlar, çeşitli roket türleri ve topçu mühimmatları ülkenin savunma kapasitesinde kritik rol oynuyor. 

ABD ve İran arasında Pazar günü başlayan ve 18 saat süren üst düzey görüşmelerin ardından arabulucu ülkeler Katar ve Pakistan, Pazartesi sabahı erken saatlerde, müzakerelerin ilk turunun tamamlandığını duyurmuştu. Tarafların mutabık kaldığı temel konular arasında Lübnan'daki çatışmaların durdurulmasını izleyecek bir koordinasyon merkezinin kurulması ve stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı'ndan ticari gemilerin güvenli geçişini sağlayacak bir düzenleme de bulunuyor.

Netanyahu ise, yaptığı açıklamada İsrail Savunma Kuvvetleri'nin (IDF) Lübnan'ın güneyinde ilan ettiği "güvenlik bölgesi"nden çekilmeyeceğini ifade etti.

Netanyahu, Savunma Bakanı Israel Katz ve Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir ile birlikte yaptığı ortak açıklamada: "IDF, askerlerimize ve vatandaşlarımıza yönelik tehditleri etkisiz hale getirmek, terör altyapısını yok etmek ve güney Lübnan'daki güvenlik bölgesini korumak için kararlılıkla hareket etmeye devam edecektir" diye konuştu.

Daha önce İsrail'in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir ABD ve İran'ın imzalayacakları "Lübnan dahil tüm cephelerde askeri operasyonların derhal ve kalıcı olarak sona erdirilmesini" öngören anlaşma için "Bizim için bağlayıcı değil" açıklamasını yapmıştı.

Ülkenin aşırı sağcı Maliye Bakanı Bezalel Smotrich de, ABD-İran uzlaşısının "İsrail için kötü" olduğunu iddia etmişti.

İRAN CEPHESİ 

Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail İran'a yüz milyarlarca dolarlık kayıplar yaşattı. İran bunu telafi etmek için Hürmüz Boğazı'ndan geçiş için İran'a para ödenmesini istiyor...

İran'da yıllık enflasyon yüzde 80...Bu rakam Venezuela, Kuzey Kore ve Küba'nın ardından dünyanın en yüksek yıllık enflasyonu...

İranlı baş müzakereci Kalibaf, İsviçre görüşmelerinin ardından Hürmüz Boğazı'nın bundan böyle İran tarafından yönetileceğini açıkladı.

İran'ın baş müzakerecisi Muhammed Bakır Kalibaf, İsviçre'de ABDile yapılan barış görüşmelerinin ardından yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı'nın bundan böyle ülkesi tarafından yönetileceğini iddia etti...

Kalibaf, şu açıklamayı yaptı: "Hürmüz Boğazı, savaş öncesindeki durumuna asla dönmeyecek, uluslararası hukuk çerçevesinde İran İslam Cumhuriyeti tarafından yönetilecek."

BİR KİTAP: 

Tristram Shandy – Beyefendi’nin Hayatı ve Görüşleri...

The Life and Opinions of Tristram Shandy, Gentleman…

James Boswell, 1760 baharında “Okumamış olan var mı Tristram Shandy’yi? Böyle kötü yetişmiş ölümlü olabilir mi?” diye yazıyordu. 

Anglikan vaiz Laurence Sterne’in komik romanı Tristram Shandy’nin 1759’un Aralık ayında York’ta birlikte yayımlanan ilk iki cildi çıkar çıkmaz muazzam bir övgüyle ve biraz da şaşkınlıkla karşılanmış, ateşli bir edebiyat tartışmasına yol açmıştı. 

Sterne de bir yıl sonra şunları yazacaktı: “Şehrin bir yarısı kitabıma ağır hakaretler ediyor, öteki yarısı göklere çıkarıyor; işin hoş yanı, hem hakaret ediyor hem satın alıyorlar”. 

Gerçekten de, Orhan Pamuk’un, Nuran Yavuz’un yoğun emeğinin ürünü bu çeviri için “Herkesin Böyle Bir Amcası Olmalı…” başlığı altında yazdığı sunuşta belirttiği gibi:

“Hiç durmadan anlatan, anlattığına kendini kaptırıp giden, şakaları, kelime oyunları, gevezelikleri, bizi hayret ettirebilme yeteneği, tuhaflıkları, saçmalıkları, çocuksuluğu, saplantıları ve takıntılarıyla bizi hep gülümseten, akıllı, zeki, kültürlü, görmüş geçirmiş, ama bir yanıyla da hep muzip bir çocuk kalmış olan” kahraman-anlatıcısının, ilk iki cildinde kendini dünyaya getirmeyi bile başaramadığı, ancak sonlara doğru bir yerde doğup çok da fazla etrafta görünmeden kaybolduğu bir romana ne denebilirdi? Öyle bir anlatıcı ki bu, kendini bahçede savaş oyunları oynamaya adamış amcası Toby ve yazarın bir otoportresi olan Vaiz Yorick gibi karakterler dururken, durmadan ilgimizi “okumayı güneş gibi aydınlatır” dediği bir dizi sapmay(l)a, konu dışına çıkış(l)a (İngilizcede digression) çeker:

 ” … doğumdan önce nasıl, hangi tarihte peydahlandığını, babasının doğum, hayat üzerine görüşlerini uzun uzun anlatır gibi yapar. Ama bu konuların hiçbirinin üzerinde öyle uzun uzun durmaz. Bir ağacın bir dalından öbürüne sürekli yer değiştiren ve dur durak bilmez bir hızlı ve neşeli serçe gibi, hızla konudan konuya sıçrayarak ilerler. Çoğu zaman hikâyesinin nereye doğru gittiğini bilmediği izlenimini uyandırır okuyucuda. 

Ama metnin içindeki bazı uyarılardan ve kitabının yapısından Sterne’in romanını son derece planlı bir şekilde yazdığını söyleyen ve bunu cetvellerle kanıtlamaya girişen Shklovsky gibi ünlü eleştirmenler de vardır.” (O.P.)

Bir din adamı olan Sterne, kahraman-anlatıcısı Tristram Shandy’ye kitabının neredeyse temel izleği olan digression konusunda şunları söyletir: “Bugün dünya yüzünde bir kitaba başlamak için bilinen birkaç yol vardır ve ben kendi seçtiğim yolun bunlardan en iyisi olduğuna eminim.—En azından dine en uygun yol bu—çünkü ben işe ilk cümleyi yazmakla başlar—ve ikincisini Kadir Tanrının yol göstericiliğine bırakırım.” “Ben karnımı doyurmak için değil meşhur olmak için yazıyorum” demiş olan Sterne’in günümüzden iki yüz kırk yıl önce yazdığı, çok etkilendiği John Locke’un “fikirler arası çağrışım” görüşünün bir parodisi sayılabilecek ve yine çok etkilendiği Cervantes’in Don Quijote’sinden açık izler taşıyan bu kitap, “kurmaca sanatının sonsuz olanaklarının bir övgüsü, sınırlarının da çarpıtılmış bir sergilenmesi” olarak nitelendi. 

Sorbonne’da İngiliz Edebiyatı hocası olan Émile Legouis, yazdığı kısa İngiliz edebiyatı tarihinde Sterne’i ve bu kitabı anlatırken şunları söylüyordu:

 “Sterne’le roman dönüşür. Serüven artık romanda kendine yer bulamaz. En küçük, en önemsiz ayrıntı bile, dokunaklı ve komik tefekkürlerle zenginleşebiliyorsa, ne gerekir ki? 

‘Tristram Shandy’nin Hayatı ve Görüşleri’ni içerdiğini ilan eden kitap, kahramanın doğumu gerçekleştiğinde yarılanmış durumdadır. Herhangi bir şey, yazarın bitmez tükenmez bir parantez açması için mazeret olabilir. Yazar ayrıca, yıldızlar ve boş sayfalar gibi, yüzlerce üslup örneği göstererek okuru afallatmaktan da zevk alır. Ama bütün bu kaprisler aracılığıyla karakterlerini az bulunur bir nüfuzla canlandırır: gerçeklerin her zaman yalanladığı bilgiç fikirleriyle büyük Shandy, Tristram’ın babası; askercilik oynayan ve bir sineği bile incitemeyen yufka yürekli eski asker Toby amca; onun sadık takipçisi, efendisi kadar iyi kalpli ve eli açık Onbaşı Trim; Sterne’in kendisinin bir çeşit idealizasyonu olan vaiz Yorick. 

Bu karakterler, art arda küçük dokunuşlarla, az bulunur bir hayat ve canlılık kazanırlar. Ya merhamet ya da kahkahayla gözlerimizi sulandırırlar. Sterne, bazen santimantalistten farklı olan, bazen de ondan ayırt edilemeyen Shandy’vari tipi yarattı. Shandy’cilik, ani mizaç değişiklikleri, muziplik, ıvır zıvırdan zevk alma, dalgınlık, dikkatsizlik, olanlara önem vermeme ve hepsinin üstünde iyi mizah demektir.” 

Tristram Shandy’nin özgünlüğü –ve tabii ki “edepsiz”liği– hayranları (örneğin David Hume “otuz yıldır bir İngiliz’in yazdığı en iyi kitap” diyordu, her ne kadar hemen ardından “aslında kötü” diyerek görüşünü mahvetse de. 

Gene de bu hayran ve savunucular içinde en coşkulu ve en veciz sözü eden, geleceğin ABD başkanı Thomas Jefferson olmuştu: “Sterne’in yazıları, daha çok, şimdiye kadar yazılmış en iyi ahlak düzenini oluşturur”) gibi “muarız”larını da hemen buldu karşısında: 

Gene Orhan Pamuk’un aktardığı gibi: “Sezgileri, nükteleri, vecizeleri, taşı gediğine koymasıyla İngiliz edebiyatının en zeki yazarlarından biri olan Samuel Johnson bile o kuralcı öğretmen yanıyla elinizdeki bu romana sabırsız bir anlayışsızlıkla yaklaşmış ve ‘Tuhaf olan hiçbir şey kalıcı olmaz,’ demişti, ‘Tristram Shandy kalıcı olmayacak.’ ” Ama Tristram Shandy, Johnson’ın bu kasvetli hükmünü yalancı çıkardı: İki yüz kırk yıldır –başta İngilizce olmak üzere– pek çok dilde okunuyor. Artık Türkçede de okunacak: Okumayacak olan var mı Tristram Shandy’yi? Böyle kötü yetişmiş ölümlü olabilir mi?

This book was originally published prior to 1923, and represents a reproduction of an important historical work, maintaining the same format as the original work. While some publishers have opted to apply OCR (optical character recognition) technology to the process, we believe this leads to sub-optimal results (frequent typographical errors, strange characters and confusing formatting) and does not adequately preserve the historical character of the original artifact. We believe this work is culturally important in its original archival form. While we strive to adequately clean and digitally enhance the original work, there are occasionally instances where imperfections such as blurred or missing pages, poor pictures or errant marks may have been introduced due to either the quality of the original work or the scanning process itself. Despite these occasional imperfections, we have brought it back into print as part of our ongoing global book preservation commitment, providing customers with access to the best possible historical reprints. We appreciate your understanding of these occasional imperfections, and sincerely hope you enjoy seeing the book in a format as close as possible to that intended by the original publisher.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız