Dokuzuncu
Evet, ben dokuz çocuklu bir ailenin sıralamada altıncısı olduğum için evde varlığım ile yokluğum pek fark edilmiyordu. İlkokulu başarı ile bitirdim. İçimde kendimi ispat etme sivrilme öne geçme hırsım vardı.
İlkokulda sınıfta kalma olmadığından hepimiz sıradan okulumuzu bitirdik.
Ortaokula gelince okumak istemiyorum diyen kardeşimi babam terzi, berber veya marangoz yanına çırak veriyor. Senenin büyük bir bölümünü tarlada ve serada çalışarak anne ve babamıza yardımcı oluyorlardı.
Ben okulda başarılı olunca ilkokul öğretmenim babama gelerek bu çocuğu okutman iyi olur dedi. Köy kahvesinde sohbet esnasında Ahmet Kara’nın oğlu bu yıl mezun olan çocuklar içinde en başarılısı dediğini duyunca babam keyiflenmiş. Anam ile konuşurken Kemal öğretmen kahvede bizim Mustafa’nın sınıfının en zeki ve çalışkan öğrencisi olduğunu söylemiş biz bunu okutalım demiş anamda he olur bir tanede içlerinde okullu bulunsun demiş.
Benden önce iki ağabeyim ortaokula gittiler iki yıl üst üste sınıfta kaldıkları için ayrılmak mecburiyetinde kaldılar. Biri berbere diğeri terziye çırak verildi. Ablalarım zaten okutulmadı. İkisi ’de kışın her gün iki saat Kur’an kursuna gidiyorlar. Diğer zamanlarda tarlada veya camekânda çalışıyorlar.
Neyse ortaokula başladım. Bana kalem defter veya kitap bile alınmadı. Abilerimden kalanlarla idare ediyorum. Değişen kitapları arkadaşlarımdan faydalanarak çalışıyorum.
Ama bende bir azim var çok çalışıyor gayret ediyorum. Mahallede benimle okula gidenleri çalıştırıyorum. Anlamadıkları konuları anlatıyorum.
Bakıyorum okumayan abilerim ve ablalarım tarla ve seralarda canları çıkıyor. Ortaokulu üç yılda bütünlemeye bile kalmadan bitirdim. Ama babam bizim ilçenin dışında şehirde ki liseye göndermem diye tutturdu. Bu kadar okuduğu yeter benim işçiye ihtiyacım var dedi.
Ortaokul sonrası çeşitli okulların sınavlarına bile göndermedi. Yaşım oldu on beş çok güçlü kuvvetliyim. Bir yıl ailemle bağda, bahçede çalıştım Benim ders verdiğim anlamakta zorlanan ortaokulu beş, altı senede bitirenler lisede okuyor bu benim zoruma gidiyor.
Ben kararımı verdim. Bu köyde ırgat olmayacağım. Seradan bir kamyon domates yükledik. Osman ağanın kamyonunda Sohbet ederek Isparta haline girdik. Otuz kasa Ahmet’e kırk kasa Hasan’a derken bir kamyon domatesi dağıttık. Son müşterimiz Yusuf beye malı indirdikten sonra tartıp dediği yere istif ettim. Yusuf beyin bana davranışı ve hitabı hoşuma gitti.
Amca ben buraya gelsem beni çalıştırır mısın dedim. Tabi neden olmasın? dedi yalnız benim burada yatacak yerim yok yatacak bir yer buluruz değil mi? Dedim.
-Bak aslanım
-Adın neydi senin
-Mustafa dedim.
-Bak Mustafa dedi.
-Benim acilen bir elemana ihtiyacım var eğer iş konusunda ciddi isen hemen başla
-Amca benim köye gidip anamdan ve babamdan izin almam lazım en geç on beş gün sonra gelmezsem izin alamadım demektir.
Kamyonla köye döndük. Kamyoncu Osman ağa bana yirmi lira verdi. Havalara uçtum. On beş lirasını babama verdim.
Kamyonla köye giderken çok hayaller kurdum. Kesin kararımı verdim ne edip edip Isparta ‘da çalışmamaya ve okumaya ailemi razı edecektim. Zaten benim yokluğum evde hissedilmeyecekti.
Bu arada birkaç defa anamın ve babamın ağzını yokladım Manavgat’a gitsem bir yerde iş bulsam otellere kâtip girsem dedim. Ama babam orada kazanır, orada yersin dedi. Benim işçiye ihtiyacım var, yediğiniz önünüzde yemediğiniz arkanızda diye konuyu kapattı.
Babam sattığımız malların parasını almak ve bazı ihtiyaçlarımızı gidermek için Manavgat’a gitti. Ben anama ben Manavgat ta iş buldum size para gönderirim dedim.
Isparta’ya yük götüren Osman ağanın kamyonu ilde yola çıktık. Osman ağaya durumu anlattım. Yusuf beyin yanında çalışacağım ama ana ve babama söyleme onlar beni Manavgat ta biliyor Hiç olmazsa bir sezon çalışayım para kazanayım dedim.
Osman ağanın mallarını indirip manavlara teslim ettikten sonra arabadaki bohçamı alıp Yusuf beyin depoya koydum. Osman ağa harçlığımı verdi.
Akşama kadar depoyu düzenleyip temizledim. Fazla param olmadığından eşyamda yok o nedenle bir süre depoda yatmaya karar verdim. Yusuf beyde olur dedi. Zaten yaz mevsimi herkes bağda bahçe açıkta yata biliyor. Yusuf Bey evden bir yastık bir şilte ve battaniye getiri verdi.
Aslanım seninle ücret konusunu hiç konuşmadık dedi,
Ben siz ne takdir ederseniz razıyım dedim.
Benim senden önce çalışanım Rıza’nın aldığı ücretin elli lira fazlasını vereceğim yani üç yüz lira dedi. Ev buluncaya kadar burada yatar kalkarsın dedi.
Tamam dedim. Bana defterleri gösterdi. Şehir için market ve manavların defterleri şunlar, seyyar satıcıların defterleri şunlar üç tekerlekli taşıyıcıların isimlerini söyledi. Sen şimdilik fatura kesme, o işi bana bırak dedi.
Yol yorgunu olduğum için Yusuf Bey gidince boş kasaların üzerine şiltemi serdim uzandım.
Garaj camisinin ezanı ile sabah namazına uyandım. Abdestimi alıp camiye gittim yazları kuran kursuna gittiğim için dini bilgilerim kuvvetlidir. Namazdan gelince kepenkleri kaldırdım malları dışarıya dizdim. Etrafı silip süpürdüm, deponun önünü suladım. Benden sonra yavaş yavaş diğer halci dükkânları açıldı. Yusuf Bey geldi dükkânı öyle görünce keyiflendi. Çayı demlemiştim. Bir bardak çay verdim. Telefonlara ve bizzat gelenlere mallarını tartıp teslim ediyor, kayıtlarını o güzel yazımla tek tek tuttum. İki ay böyle geçti.
Osman ağa geldi. Her yerde baban seni arıyor. Mal getiren kamyoncular burada olduğunu söylemişler. Bana al gel dedi. Beni oraya yormasın dedi. Bana biraz müsaade et Osman ağa dedim. Yusuf Beyin kasasında iki aylık maaşım vardı Durumu Yusuf beye anlatıp yüz lirasını aldım Osman ağaya verdim Burada söz verdim iki, üç ay daha çalışayım döneceğim dedim.
İki ay geçti abim Osman ağanın kamyonu ile geldi. Çalıştığım yeri gördü Yusuf amca ile tanıştı. Ona her şeyi anlattım ben hem çalışacağım, hem okuyacağım dedim.
Yusuf amcaya okuma isteğimi açıkladım. Bana yol gösterdi. Akşam ticaret lisesine git hem çalış hem oku dedi. Bir gün beraberce okula gidip kaydımı yaptırdık. Bunları tek tek Alâeddin abime anlattım ben okula gidiyorum bırakıp gelemem dedim. İki yüz lira verip bunu babama ver dedim. Abim askerden döndü evlenecek o konuları konuştuk abi sen evlen ben sana maddi destekte bulunurum dedim. Abimi uğurladım.
Yusuf amca kış geliyor bizim evin müştemilatı vardı daha önce orada öğrenciler oturmuştu gel orada otur ders çalışman gerekir daha iyi olur dedi. Ben de zaten ev aradığımı komşularımıza söylemiştim. Müştemilat dediği bahçedeki kömürlük orayı genişletmiş banyo (duş, tuvalet ) eklemiş. Orayı temizletip elden geçirdik daha önce öğrenciler oturduğu için bana yeterli idi. Ama çok sevindim artık benimde başımı sokacak bir evim vardı.
Oraya tek somya şilte yerine bir pamuk yatak yorgan aldım. Yusuf amcamın eşi Hatice yengem perdelerini falan ayarladı. Bir takım okul elbisesi aldım. Elbiselerimi duvara astım.
Kış geldi okul açıldı ben evime taşındım. Ama Sabah namazlarına garaj camisine gidiyordum oranın müezzini olmuştum. Çok mutluydum beş vakit namazımı kaçırmamaya gayret ediyorum. Manav yörüğü olduğumdan atadan gelen bir pehlivanlık var boy bos yerinde Boş vakitlerimde komşulara yük indirme ve yüklemede yardımcı oluyorum. Bu çalışma beni yormuyor.
Bu davranışım hal esnafı arasında sevilmemi artırdı. Her hangi bir şekilde bir komşuya iş için varsam beni kırmıyorlar. Bazen sıkıntı bozuk para bulmakta çıkıyor. Veya anlık para ihtiyacı bulmakta çıkıyor. Ali amca elli lira bozarmışın deyince kasasında bozuk para yoksa sana ne kadar lazım deyip cebinden verip sıkıntımı gideriyorlar. Anlık ödemelerde 200 liramız çıkışmasa akşama takdim ederiz diyorum hemen ikiletmeden parayı veriyorlar. Bu itibarın Yusuf amcanın kredisi olduğunu da biliyorum.
Hal esnafı tarafından sevilmem Yusuf amcanın da hoşuna gidiyor. Ben dükkânda iken rahat rahat komşulara gidip kahvesini içiyor, sohbetini ediyor. Veya bu hafta sonu ben yokum düğün var sen yalnızsın dikkatli ol diyor.
Akşam namazından önce Yusuf amca günlük hesabı görüp kasayı kilitler evin yolunu tutar Bende biraz bir şeyler yer çantamı alır akşam lisesinin yoluna düşerim.
Bu Isparta’nın gençleri çok iyi insanlar. Nede olsa teke yöresi Yörükleri, yiğitleriyiz. Ayrıca akşam lisesi öğrencileri bir birimizin halinden anlıyoruz. Sonra akşam lisesine gelen arkadaşların tümü gündüz bir yerlerde çalıştıkları için hayatı bilen gençler. Hay huyla harcayacak zamanları yok.
Bazen işleri icabı derslere gelemiyorlar geldikleri zaman. Muhasebe dersinden ne işlediniz gibi kaçırdıkları dersleri telafiye çalışırlar. Arkadaşlar içinde iyi bir dayanışma içindeyiz. Burada öğretmenlerimi anmadan geçemeyeceğim hepsi bizlere bir şeyler vermek için gayret gösteriyorlar. Bir abi bir kardeş gibi muamele ediyorlar.
Dersten çıkışta eve döndüğümde Yusuf amcamın ışığı yanıyor olur. Ben evime girip ışığımı yakınca Hatice yengem gelir Mustafa aç mısın oğlum gel yemek var der. Eğer açsam olur yenge der utana sıkıla gider bir kap yemeği alır evime dönerim. Yemeği yer kabını yıkar sabah namaza giderken yemek kabını merdivenlerine bırakırım.
Günler, haftalar, aylar, yıllar bir birini kovaladı. Babam ve annem gönderdiğim paralarla mutlu oldular zaman zaman geldiler benim çalışmamı gördüler huzur içinde oldular. Abilerim, ablalarım teker teker evlendiler. Yusuf amca, Hatice yengem ve kızlar düğünlerine gittiler.
Yusuf amcanın üç kızı var biri Ayşe öğretmen oldu. Ayşe’nin tayini Kayseri’ye çıktı. Yusuf amca yengem Hatice ve Ayşe ile Kayseri’ye gittiler. Ayşe’yi Yahyalı ilçesinde bir ev tutup yerleştirdiler on beş gün beraber kaldılar.
Ortanca kız Hale hala okuyor. O da öğretmen olacak. Küçük kız Nevin liseye devam ediyor.
Akşam lisesini bitirdim. Dükkânın muhasebesini ben tutuyorum bu arada askerliğim geldi. Yusuf amcadan izin alıp aileme vedalaşmaya gideceğim oradan asker olacağım kendi oğulları asker oluyormuş gibi hüzünlendiler
Ben Nevin’i seviyorum ama yemek yediğin kapıya kem gözle bakmak olmaz diye bir şey diyemedim.
Evet, iznimi alıp Manavgat’a döndüm. Bir ay kadar anne ve babamın yanında kaldım. Ablalarımın ve abilerimin çocukları ile güzel vakit geçirdim.
Beni askere uğurlamak için Yusuf amca, Hatice yengem ile Hale ve Nevin geldiler. Ankara’da acemi birliğime teslim oldum. Bu arada her ay Yusuf amca bana para yolladı. Nevin’e mektup yazdırır hal hayır sorardı.
Ayşe ben asker iken bir astsubay ile evlendirildi. Hale okulunu bitirdi Muğla Ortaca ’ya tayini çıktı. Bizim aile Ayşe’nin düğünlerine katıldılar Ayşe’nin düğününden altı ay sonra Hale bir öğretmen arkadaşı ile evlendi ben asker olduğum için çok arzu etmeme rağmen katılamadım ama anam, babam ve kardeşlerim iki kızın düğününe de katıldılar. Ben askerde iken bağlarımız hiç kopmadı.
Sayılı gün askerlik bitti. Önce Manavgat’a gittim. Babam çok rahatsızdı Onu gördüm. Göz aydınlığına Yusuf amca eşi Hatice yengem ve Nevin geldiler Annem Nevin’i isteyelim dedi olmaz anne her işin bir usulü var ben işimi kurarım siz gider istersiniz evinize misafir gelenin kızı istenir mi dedim. Bak baban rahatsız senin mürüvvetini de görsün dedi.
Yusuf amca ben askere gitmeden önce Bağlar mahallesindeki evinin üst katlarını işletmeye başlamıştı onu bitirmiş kendisi orta kata taşınmış alt katıda bakım yaptırmış kiraya vermemiş. Bana bunları tek tek anlattı. Komşularımızdan haberler verdi.
Bana işin seni bekliyor bizi çok alıştırdın sensiz yapamayız dedi. Bu arada sen benim ortağım olarak işe başla dedi. Bana biraz izin verin geleyim dedim.
Daha fazla beklemeden yuvama döndüm evet haldeki dükkân benim şilteli yuvamdı.
Nevin çok güzel bir kız oldu. Liseyi bitirdi ama üniversitede istediği bölümü tutturamadı. Annem babam ansızın çıkıp geldiler. Nevin’i istediler. Evet denildi herkes bu neticeyi bekliyormuş Nişanımız takıldı. Hal komşularımız, cami cemaati, akşam lisesi arkadaşlarım bu hayırlı olayı kutladılar. Cümbür cemaat hep beraber büyük bir düğün yaptık.
Bize Yusuf amcanın üst katına oturun denildi ama ben olmaz biz evlendiğimizi bilelim dedim kayın pederlere yakın güzel bir tuttuk.
Ben bir muhasebe bürosu açtım Nevin orada oturuyor. Ben Yusuf babamla halde eğleşiyoruz. Yusuf babamın sağlığı iyi değil felç geçirdi. Onu tekrar ayağa kaldırdık ama hale gelmesine izin vermiyorum sadece ev cami arasında gidip geliyor.
Manavgat’ta babam kötü derken anam uçtu gitti. Babam evinde ablam ve abimle birlikte kalıyor yazları iki ay ben döğüş kavga getire biliyorum. Seneler su gibi akıp gidiyor Yusuf babamızı uğurladık Hatice anamız bizimle kalıyor.
Büyük baldız Ankara’ya yerleşti. Ortanca baldız ve bacanak İzmir de öğretmenliğe devam ediyorlar.
Abimin oğlu ile ablamın oğlu Nevin ile ofiste çalışıyorlar Kayın pederin evinde oturuyorlar.
Babam da hakka yürüdü. Bizim iki evladımız oldu, Büyük oğlan küçük kız Hatice annem onlar ile oyalanıyor.
Bendeki okuma arzusu sönmedi. Okumak isteyenlere destek olmaya başladım. Özellikle kız öğrencilere destek olmayı seviyorum. Son olarak dokuzuncu kız öğrencim diplomasını aldı. Bize mezuniyet resimlerini yollamış sen benim babamsın demiş.
03-03-2018
Rafet Üstün