Antalya
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
30°

Antalya Durak Değil Gelecek Olmalı

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:
Antalya Durak Değil Gelecek Olmalı

Antalya’da yaşamayı şans diye tanımlayan dostlar;

Bugün beyin göçü üzerine yapılan kapsamlı bir araştırmayı okudum. Araştırmanın en çarpıcı tarafı şu:

İnsanlar sadece daha yüksek maaş için gitmiyor. Özgürlük, umut, üretme ortamı, liyakat, bilim ekosistemi ve gelecek duygusu onlar için çok daha belirleyici.

Bu araştırmayı okuyunca aklıma Antalya geldi.

Biz sürekli Antalya'ya göç aldığımızı konuşuyoruz. Peki biraz farklı bir soru soralım.

Antalya'da yaşayan gençler bu kenti "evim" olarak mı görüyor, yoksa "bir süre yaşayacağım güzel bir şehir" olarak mı?

Çünkü kalıcılık ile misafirlik arasında büyük fark var.

Bir şehir sadece nüfus çekerek büyümez.

Asıl mesele;

             En parlak gençlerini tutabiliyor mu? 

             Başka şehirlerden gelen yetenekleri burada kalmaya ikna edebiliyor mu? 

             Dünyadaki Antalyalılarla bağ kurabiliyor mu? 

             Üreten insanların kendilerini gerçekleştirebildikleri bir ekosistem sunabiliyor mu? 

Bence bugün Antalya'nın en büyük sermayesi otelleri, sahilleri ya da güneşi değil.

En büyük sermayesi insanı ve entelektüel sermayesi olmalı.

Peki bu entelektüel sermaye kimlerden oluşuyor?

Üniversite öğrencileri...

Üniversitelerdeki akademisyenler...

Yazılımcılar...

Girişimciler...

Sanatçılar...

Tasarımcılar...

Bilim insanları...

Uzaktan çalışan profesyoneller...

Yapay zekâ alanında çalışan gençler...

Kısacası fikir üreten insanlar.

Asıl soru şu:

Antalya bu insanlar için neden vazgeçilmez olsun?

Antalya'nın "entelektüel sermaye haritasını" biliyor muyuz?

Bu gençlerin şehirden beklentilerini gerçekten ölçüyor muyuz?

Gençlerin fikir üreteceği, girişim kuracağı, araştırma yapacağı, kültür üreteceği alanlar oluşturabiliyor muyuz?

• Antalya'yı sadece turistlerin değil, bilim insanlarının, girişimcilerin ve yaratıcı insanların da tercih ettiği bir cazibe merkezi haline nasıl getirebiliriz?

Belki de artık "turizm kenti" olmanın ötesine geçip "yetenek çeken şehir" olmayı konuşmalıyız.

Çünkü gelecekte şehirler otelleriyle değil, entelektüel sermayeleriyle yarışacak.

Ve bence Antalya'nın önündeki en büyük soru tam da budur:

Bu şehirde yaşayan gençler Antalya'yı bir durak olarak mı görüyor, yoksa hayatlarını kuracakları bir gelecek olarak mı? Ne dersiniz?

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız