Kalleşçe Öldürülen Türk Başbuğları - 20
Başbuğ II. Mehmet Han, bütün Avrupa’yı yönetimi altına almak için harekete geçmişti. Böylece Yüce Yaratıcının insanlığa gösterdiği yolda ilerlemesini sağlamak amacıyla yepyeni bir Roma İmparatorluğu oluşturmak istiyordu. Amacına ulaşmak için İtalya ele geçirilmeliydi. Etrüsk atalarımızın kurduğu o muhteşem imparatorluğun merkezini ele geçirmek istiyordu. Tasarlayıp hazırlığını yaptığı savaş için Akdeniz kıyısındaki Toronto Kenti başlangıç merkezi olacaktı…
Başbuğ II. Mehmet çok sağlıklıydı, hırslıydı, kararlıydı, o kadar ki, 300 bin askerden oluşan büyük bir orduyu sefere çıkmak üzere, gereken hazırlıkları tamamlamıştı. Orduyu, son hazırlıkların yapılması için Tekfur Çayırı denen yerde konuşlandırmıştı. İşte bu hazırlıklar sırasında Başbuğ birdenbire hastalandı! Nedeni belli değildi, anlaşılamamıştı. Ağrıları ve ıstırabı sürekli artmaya başladı. Doktor Maestro Lacopo yani Yakup Paşa tarafından tedavisine başlandı. Doktor! Aslında sağlık için çok riskli olan şerâb-ı fariğ denilen ilacı Başbuğ’a içirdi. Söz konusu ilaç zaten tehlikeliydi, öncelikle başkaca tedaviler denendikten sonra en son çare olarak kullanılabilirdi. İlacın içirilmesinden sonra, Başbuğ II. Mehmet Han birkaç saat içinde hayatını kaybetti. Bu durumda pek çok soru akla gelmekte. Sağlıklı durumdayken neden aniden hastalandı ve kötüleşti? İçirilen o ilacın dozu nasıldı? Dahası gerçekten o ilaç mı içirildi, yoksa zehir mi içirildi? Sözde teşhis konulan ‘Damla’ hastalığının (nikris), ani bir rahatsızlıkla bu kadar kısa zamanda ölüme sebep olamayacağı biliniyordu…
Ordudaki yetkili paşalar ilk iş olarak Başbuğ’un ölümünü sakladılar. Sultan’ın rahatsızlandığını, ilk tedavisinin yapıldığını; iyileşmesi için İstanbul’a dönülerek hamamlarda tedaviye devam edileceğini söylediler. Ceset gizlice, özellikle askerlere gösterilmeden İstanbul’a götürülüyordu. Askerler Başbuğ II. Mehmet Han’ı çok seviyorlardı. Tam sefere çıkacakken, bilmedikleri, anlayamadıkları bir durum olduğundan şüphelenmişlerdi. Başbuğun hasta olduğunu, İstanbul’a tedavi için götürüleceği söylenmişti ancak, askerler ikna olmadı. Cesedin nakil edilmek için ordugahtan çıkarılışı sırasında askerler tahtı revanın çevresini sardı. Başbuğu görmek istediklerini, onu görmeden geri çekilmeyeceklerini sert bir söylem ve tavırla ortaya koydular. Yapılan itirazlara aldırmadan tahtı revanın perdelerini açtılar. Tahtı revanın içinde Başbuğ’un cesediyle karşılaşan askerler; bu bir cinayettir diyerek sanki çılgına döndüler!
Durum tamamen kontrolden çıktı. Ordu hatta komutanlar bile söz dinlemez oldu. Ordugahı ve İstanbul’daki sarayı hatta önemli her yeri kuşattılar. Bazı askeri birlikler Yahudi mahallesini basarak talan ettiler. Üst düzey bazı komutanlar ise Saraya gidip baş vezirin kafasını kestiler (Tarihçi Alphonse de Lamartine). Yahudi Doktor Yakup Paşa’nın akıbeti hakkında çok çeşitli söylemler ve yazılanlar var. Bence en doğrusu; tarihçi Franz Babinger’in yazdıklarıdır. Bu tarihçinin yazdıklarına göre; askerler Tabip Yakup Paşayı parçalayarak öldürmüşler…