Antalya
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
30°
Akdeniz Gerçek | Antalya | Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğindeki Değişiklikle İlgili ŞPO'dan İlk Değerlendirme

Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğindeki Değişiklikle İlgili ŞPO'dan İlk Değerlendirme

Kent suçlarıyla mücadelenin önemli adresi Şehir Plancıları Odası’nın (ŞPO) Genel Merkez Yönetim Kurulu Üyesi, Antalya Şubesi eski Başkanı Funda Yörük, Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği’nde son yapılan değişikliklerin ilk bakışta yapı üretim sürecini kolaylaştıran teknik düzenlemeler gibi görünse de planlama ilkeleri açısından sakıncalarını aktardı ve parsel bazında ayrıcalığın değil, kamu yararının önemli olduğunu vurguladı.

Kent suçlarıyla mücadelenin önemli adresi Şehir Plancıları Odası’nın (ŞPO) Genel Merkez Yönetim Kurulu Üyesi, Antalya Şubesi eski Başkanı Funda Yörük, Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği’nde son yapılan değişikliklerin ilk bakışta yapı üretim sürecini kolaylaştıran teknik düzenlemeler gibi görünse de planlama ilkeleri açısından sakıncalarını aktardı ve parsel bazında ayrıcalığın değil, kamu yararının önemli olduğunu vurguladı.

KAYNAK: Songül Başkaya
Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğindeki Değişiklikle İlgili ŞPO'dan İlk Değerlendirme

Şehir Plancıları Odası (ŞPO) Genel Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Funda Yörük, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından yapılan son yönetmelik değişikliklerini Akdeniz Gerçek’e değerlendirdi. ŞPO Genel Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Yörük, Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği’nde 1 Temmuz 2026 tarihinde yapılan değişikliklerin ilk bakışta yapı üretim sürecini kolaylaştıran teknik düzenlemeler gibi görünse de ofislerin konuta dönüştürülmesine ilişkin hükümlerin, planlama ilkeleri açısından önemli sakıncalar taşıdığını kaydetti. 

Yapı Ölçeğinde Değişiklik Bütünlüğü Bozar 

Şehir planlamasının temel amacının yalnızca yapı üretimini kolaylaştırmak değil, nüfus, ulaşım, sosyal donatı, teknik altyapı ve çevresel sürdürülebilirlik arasındaki dengeyi sağlayarak yaşam kalitesini korumak olduğunu kaydeden ŞPO Genel Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Yörük, kullanım kararlarının yalnızca yapı ölçeğinde değiştirilmesinin, plan bütünlüğünü zedeleyebilecek sonuçlar doğurabileceğini ekledi. 

Ek Sosyal ve Teknik Altyapı Nasıl Karşılanacak

İmar planlarında ofis veya ticaret kullanımı öngörülerek ruhsatlandırılmış yapıların belirli oranlarda konuta dönüştürülmesine izin verilmesinin, plan kararlarının dayandığı nüfus projeksiyonlarını fiilen değiştirdiğini kaydeden Funda Yörük, “Oysa imar planlarında konut alanları belirlenirken kişi başına düşen; eğitim alanları, sağlık tesisleri, sosyal ve kültürel tesisler, yeşil alanlar, çocuk oyun alanları, otopark, yol kapasitesi, içme suyu, kanalizasyon, yağmur suyu, enerji ve diğer teknik altyapı alanları belirli nüfus kabulleri üzerinden hesaplanmaktadır. Yönetmelik değişikliği ise bu nüfus artışını doğurabilecek kullanım değişikliğine izin verirken, söz konusu artışın gerektirdiği ek sosyal ve teknik altyapının nasıl karşılanacağına ilişkin herhangi bir planlama mekanizması öngörmemektedir” dedi. 

Yaşam Kalitesini Olumsuz Etkileyecek 

Uzun zamandır meslek odasının yönetimlerinde görev alan şehir plancısı Funda Yörük, “Değişiklikler mevcut ulaşım sistemleri üzerinde ilave yük oluşturabilecek; otopark ihtiyacını artırabilecek; yeşil alan ve sosyal donatı standartlarını fiilen düşürebilecek; altyapı kapasitesini zorlayabilecek; yaşam kalitesini olumsuz etkileyebilecek sonuçlar doğurabilecektir” dedi. 

Bireysel Taleplerle Planlama Olmaz

Yapı bazında gerçekleştirilecek kullanım değişikliklerinin planların bütüncül yaklaşımı yerine parsel ölçeğinde ayrıcalıklar oluşturma riskini taşıdığını kaydeden Yörük, “Oysa şehir planlaması bireysel talepler üzerinden değil, kamu yararı doğrultusunda bütüncül plan kararları ile yürütülmesi gereken bir kamu hizmetidir. Benzer şekilde emsal hesabı dışında bırakılan alanların artırılması da dikkatle değerlendirilmelidir. Yapılaşma koşullarını fiilen genişleten bu tür düzenlemeler, planlarda öngörülen yapı yoğunluğunu artırma potansiyeli taşımaktadır. Yoğunluk artışı ise yalnızca yapı ölçeğinde değil; ulaşım, altyapı, afet güvenliği, açık ve yeşil alan dengesi ile kentsel yaşam kalitesi üzerinde doğrudan etkiler yaratmaktadır” dedi. 

Üst Ölçekle Uyumlu Olmalı 

Yörük şöyle konuştu: “Şehir planlama disiplini açısından yapı yoğunluğunu veya nüfusu artırabilecek her düzenlemenin; üst ölçekli plan kararlarıyla uyumlu olması, plan bütünlüğü içerisinde değerlendirilmesi, sosyal ve teknik altyapı kapasitesinin analiz edilmesi, gerektiğinde plan değişikliği ile ek donatı alanlarının oluşturulması, kamu yararının gözetilmesi esas olmalıdır.”

Parsel Ölçeğinde Ayrıcalık Değil Kamu Yararı

Yönetmelikle getirilen kolaylaştırıcı hükümlerin kısa vadede yapı sahipleri açısından avantaj sağlıyor gibi görünse de plan kararlarını değiştirmeksizin kullanım yoğunluğunu artıran düzenlemelerin uzun vadede kentlerin taşıma kapasitesi üzerinde baskı oluşturabileceğini kaydeden Yörük, şunları kaydetti: “Mekânsal planlama ilkeleri gereği nüfus ve yapı yoğunluğunu etkileyen her kararın; yol, otopark, eğitim, sağlık, yeşil alan ve teknik altyapı kapasitesiyle birlikte değerlendirilmesi zorunlu olup bu ihtiyaçları dikkate alınmaksızın yapılacak kullanım değişiklikleri, kentlerin yaşam kalitesini olumsuz etkileyecektir. Aksi durumda, planlama sistemi bütüncül kamu yararı yaklaşımından uzaklaşarak parsel bazında menfaat sağlayan bir uygulama aracına dönüşme riski taşımaktadır. Bu nedenle, bu tür düzenlemelerin yalnızca yapı ölçeğinde teknik değişiklikler olarak değil, kent bütününe etkileri analiz edilerek, gerekli sosyal ve teknik altyapı yükümlülükleriyle birlikte ele alınması şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararı açısından temel bir gerekliliktir. Şehir plancıları olarak; plan kararlarını fiilen değiştiren bu tür düzenlemelerin parsel ölçeğinde ayrıcalıklar yaratmak yerine, plan bütünlüğü içerisinde ve kamu yararı doğrultusunda değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyoruz. Kentlerin geleceği, parçacık düzenlemelerle değil; bilimsel, bütüncül ve sürdürülebilir planlama anlayışıyla güvence altına alınmalıdır.”

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız