Kalleşçe Öldürülen Türk Başbuğları – 18
Bu tarihi gerçekler, çok kısaltılmış özetlerdir. Bu bilgileri özellikle yazmak istedim, çünkü Başbuğ II. Mehmet Han’ın öldürülme sebebinin anlaşılması için bunların bilinmesi gerekiyor.
Şimdi biraz da Başbuğ II. Mehmet Han’ı tanıyalım. Her şehzade gibi o da, daha küçük yaşta özel öğretmenler tarafından eğitim ve öğretim altına alındı. O zaten çok zeki bir çocuktu; Ak Şemsettin ve diğer bilge kişiler tarafından öğretim ve eğitim altına alınması çok önemlidir. Onlar o çağın, maddi bilimlerde çağının üstünde olan ve de manevi mertebesi yüksek olan hocalar idi. Bilge öğreticiler elinde yetişmiş olan Başbuğ II. Mehmet Han; bilgiliydi, bilgeydi. Arapça, Farsça, İbranice, Keldanice, Slavca, İtalyanca, Rumca, Latince ve eski Yunanca dillerini biliyordu. Manevi yüceliği ve de Tanrısal olarak yüklendiği görevi herkesçe malum. Devlet-i Ali sarayında ilk defa büyük bir kütüphane kurulmasını sağlamıştı. Çok kitap okuduğu da bilinmektedir. Manevi yönünün kuvvetli olmasının yanı sıra akli bilimlerde de bilgiliydi. Bilim kişilerine çok önem veriyor, onları el üstünde tutuyordu.
Şimdi gelelim Başbuğ II. Mehmet Han’ın zehirlenerek öldürülmesinin sebeplerine: Doğu Roma İmparatorluğu (Bizans) son zamanlarında batının sapık inançlarına sahip yani çok tanrılı, barbar ve diğer insanları ve milletleri sömürmeyi yaşam biçimi haline getirmiş bir devlet şekline dönüşmüştü. Yani barbar batılı zihniyetin temsilcisi haline gelmişti. Başbuğ II. Mehmet Han ilk iş olarak Doğu Roma İmparatorluğunu ortadan kaldırdı (1453). Sonra batılı zihniyetin egemenliği altında bulunan Yunan topraklarını ele geçirmeye başladı. Devlet-i Ali’nin içine kattığı bütün ülkelerde ve o ülkelerin insanları arasında adalete ve insan haklarına dayalı yönetimler kurmaktaydı… O, bütün bunları yaparken; iyi ile kötünün savaştığının, batı ile doğunun uygarlık mücadelesi yaptığının farkındaydı. Doğruyu ve de yeryüzündeki Tanrısal güçleri Türk Ulusunun temsil ettiğinin de bilincindeydi… O günlerde batılılar (bütün haçlı kavimler ve de Vatikan – Papalık), Başbuğ II. Mehmet Han’ın böylesi evrensel bir bilinç içinde çaba sarf ettiğinin farkında değillerdi, ancak bunu anlamaları uzun sürmeyecekti.
Başbuğ II. Mehmet Han, kendisi için Kayzer-i Rum (Roma Başbuğu), yönetimi altındaki ve de yönetimine alacağı topraklar için de Diyar-ı Rum diyordu. Kendisini Roma İmparatorluğunun varisi olarak görmekteydi. Papalık ve de batılılar önce onun bu söylemleriyle ne demek istediğini anlayamadılar, daha doğrusu yanlış anladılar. Dönemin Papası II. Pius, Başbuğ II. Mehmet Han’a bir mektup yazarak, ‘Vaftiz’ olarak Hıristiyanlığı kabul etmesi halinde kendisini dünyanın hâkimi yapmayı teklif etti…
Başbuğ II. Mehmet Han kendisi ile ilgili bir başka şey daha söylüyordu; ‘Ben Karahanlıyım’, diyordu. Bu söylem hem Karahanlı devletini (ilk Müslüman Türk Devleti) kuran Türkleri ifade ediyor hem de Oğuz Kaan’ın babası Karahan’ı işaret ediyordu. Yani o tam olarak Türklüğünün bilincindeydi. Kimlere karşı, niçin savaşım (mücadele) içinde olduğunun da farkındaydı. Roma İmparatorluğunu atalarının kurduğunu da biliyordu. Papalığa şöyle bir mektup yazdı: “İtalyanların bana düşman olmalarına şaşıyorum. Biz de İtalyanlar gibi Troyalılar’ın soyundanız. Yunanlılardan, Hektor’un öcünü almak benim kadar onlara da düşer. Onlarsa bana karşı Yunanlıları tutuyorlar.”
DEVAMI VAR