Antalya
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
27°

Avrupa'daki Türkiye Kökenli Siyasetçiler

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:
Avrupa'daki Türkiye Kökenli Siyasetçiler

“Hollanda siyasetinin önemli isimlerinden Dilan Yeşilgöz, Ankara’da düzenlenen NATO Zirvesi kapsamında Hollanda Savunma Bakanı olarak doğduğu kente döndü.”

Bu haberi Sözcü gazetesinde okudum. Ankara’daki NATO Zirvesi ile ilgili çok sayıda haber arasında en fazla dikkatimi çekenlerden biri buydu.

Habere göre Dilan Yeşilgöz, sendikacı bir ailenin çocuğu. 1980 askeri darbesinin ardından henüz yedi yaşındayken ailesiyle birlikte mülteci olarak Hollanda'ya göç etmiş. Yıllar sonra ise doğduğu Ankara’ya bu kez bir bakan olarak geldi. Hayatın ilginç cilvelerinden biri…

Dilan Yeşilgöz-Zegerius bugün Hollanda siyasetinin en etkili isimleri arasında yer alıyor. Eğitimini Amsterdam Vrije Üniversitesi’nde Kültür, Organizasyon ve Yönetim alanında tamamlayan Yeşilgöz, genç yaşlardan itibaren siyasetin içinde yer aldı. Amsterdam Belediye Meclisi üyeliğinin ardından 2017 yılında liberal sağ çizgideki Özgürlük ve Demokrasi İçin Halk Partisi’nden (VVD) milletvekili seçildi. Eski Başbakan Mark Rutte hükümetlerinde önemli görevler üstlenen Yeşilgöz, 2023 yılında partisinin ilk kadın genel başkanı olarak tarihe geçti. Şubat 2026’da kurulan azınlık koalisyon hükümetinde ise Başbakan Yardımcısı ve Savunma Bakanı olarak görevini sürdürüyor.

Doğduğu ülkeden küçük yaşta ayrılan bir çocuğun, yıllar sonra aynı şehre bir Avrupa ülkesinin Savunma Bakanı olarak dönmesi, üzerinde düşünülmesi gereken önemli bir başarı hikâyesidir.

Üstelik Dilan Yeşilgöz tek örnek değil. Örneğin Almanya’da 2025 yılı başında yapılan federal seçimlerde 19 Türkiye kökenli Milletvekili Federal Meclis’e girmeyi başardı. 2021 seçimlerinde ise bu sayı 18 idi. Bu tablo, Avrupa'da yetişen Türkiye kökenli siyasetçilerin karar alma mekanizmalarında giderek daha güçlü şekilde temsil edildiğini gösteriyor.

Yıllar önce daha iyi bir gelecek umuduyla Avrupa’ya giden insanlarımızın çocukları ve torunları artık yalnızca iş gücüne katkı sağlayan bireyler değiller. Bugün Avrupa Türkleri; girişimcilikten akademiye, mühendislikten mimarlığa, tıptan hukuka, sanattan spora kadar pek çok alanda önemli başarılara imza atıyor. Binlerce Türkiye kökenli doktor, mühendis, öğretim üyesi, sanatçı ve sporcu yaşadıkları ülkelerin kalkınmasına değer katıyor.

Siyaset alanındaki başarılar da aynı şekilde dikkat çekiyor. Avrupa parlamentolarında, hükümetlerinde ve yerel yönetimlerinde görev yapan Türkiye kökenli siyasetçilerin sayısı her geçen yıl artıyor.

Bu başarılar, eğitimde fırsat eşitliği sağlandığında insanımızın her alanda neler başarabileceğinin en somut göstergelerinden biridir. Aynı zamanda Avrupa ülkelerinin, yetenekli insanları kökenlerine bakmaksızın değerlendirebilen demokratik anlayışlarının da önemli bir sonucudur.

Bugün Avrupa'daki Türkiye kökenli toplumun büyük bölümü artık yaşadıkları ülkeleri kalıcı vatanları olarak görüyor. Geleceğe ilişkin planlarını buna göre yapıyor. Eğitimin önemini kavrayan emekçi ailelerin çocuklarına verdikleri destek ise meyvelerini vermeye devam ediyor. Avrupa’da daha nice Dilan Yeşilgöz’lerin yetişmekte olduğuna inanıyorum.

Almanya (Mainz/1993-1997) ve İsviçre'de (Zürih/2000-2004) Başkonsolos olarak görev yaptığım yıllarda ben de Dilan gibi pek çok başarılı genci tanıma fırsatı buldum. Özellikle çocuklarının eğitimini her şeyin üzerinde tutan aileler dikkatimi çekerdi. Sessiz sedasız başarı basamaklarını tırmanan bu gençler arasında özellikle kız öğrencilerin gösterdiği başarı umut vericiydi. Gelecek için büyük hayaller kuruyor, hedeflerine kararlılıkla ilerliyorlardı. 

Mainz'da 1996'da bir siyasi partinin (CDU) gençlik kolu üyeleriyle Avrupa Türk Akademisyenler Birliği (EATA) Mainz Şubesi üyelerini bir araya getirmiştim. Toplantıda çeşitli hususlar meyanında Türk gençlerinin Almanya'daki politik gelişmelerle ilgilenmelerini ve kendi görüşlerine yakın buldukları siyasi partiler içinde yer almalarını önermiştim. Bu toplantı Türk basınında "Demirok,Türk-Alman gençleri bir araya getirdi (Türkiye), "Gençlere politika çağrısı" (Milliyet), "CDU-EATA Yakınlaşması" (Hürriyet) gibi başlıklarla yayınlanmıştı.

Aradan yıllar geçti. Bugün o gençlerin kim bilir kaçı bilim insanı, yönetici, girişimci ya da siyasetçi olarak toplumlarına hizmet ediyor.

Avrupa Türklerinin en önemli avantajlarından biri genç ve dinamik bir nüfusa sahip olmalarıdır. Bu gençler yalnızca bulundukları ülkelerin değil, Avrupa’daki Türk toplumunun da geleceğini şekillendirecek en önemli güç konumundadır.

Elbette gençlerimizi kaygılandıran gelişmeler de bulunuyor. Yabancı ve İslam karşıtlığının zaman zaman yükselmesi, kuşaklar arasındaki görüş farklılıkları, iki kültür arasında yaşanan kimlik arayışları ve uyum konusundaki farklı yaklaşımlar üzerinde ciddiyetle durulması gereken sorunlar arasında yer alıyor.

Öte yandan Avrupa’da yetişen Türkiye kökenli siyasetçiler, ülkemizdeki gelişmeleri de yakından takip ediyor ve zaman zaman eleştirel değerlendirmelerde bulunuyorlar. Bu açıklamalar Türkiye’de bazı çevrelerde tepkiyle karşılanabiliyor. Oysa farklı görüşleri peşinen reddetmek yerine dikkatle dinlemek, gerektiğinde özeleştiri yapabilmek ve yapıcı eleştirilerden ders çıkarabilmek demokratik olgunluğun bir gereğidir.

Aynı zamanda bu siyasetçiler, Türkiye ile yaşadıkları ülkeler arasında güven ve diyalog köprüleri kurulmasına önemli katkılar sağlayabilecek birikime sahiptir.

Bu nedenle yurt dışındaki vatandaşlarımıza yönelik çalışmalar kapsamında ilgili kurumlarımızın ve dış temsilciliklerimizin, siyaset başta olmak üzere çeşitli alanlarda başarı kazanmış Türkiye kökenli isimlerle iletişimlerini güçlü tutmaları büyük önem taşımaktadır. Bu insanlarımızın bilgi ve tecrübelerinden yararlanılmalı; Türkiye ile Avrupa arasında karşılıklı anlayışı geliştirecek ortak toplantılar, konferanslar ve kültürel etkinlikler düzenlenmelidir.

Çünkü nerede yaşarlarsa yaşasınlar, başarılarıyla bulundukları ülkelere değer katan her Türkiye kökenli isim, aynı zamanda ülkemizin de en önemli kazanımlarından biridir.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız