Antalya
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
27°

Türkiye’nin En Büyük Partisi Belli Oldu!

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:
Türkiye’nin En Büyük Partisi Belli Oldu!

Türk siyasetinde son yılların en dikkat çekici gelişmelerinden biri, kararsız seçmen oranının yüksek seviyelerde seyretmesidir. Kamuoyu araştırmaları bu oranın %25-30 aralığında olduğunu gösteriyor. Bu orana protesto oyları ile "bu pazar seçim olsa sandığa gitmem" diyenleri de eklerseniz, ülkenin en köklü siyasi partilerini bile geride bırakan bir seçmen kitlesi çıkar. Yani adeta “KARARSIZLAR PARTİSİ” Türkiye’nin birinci partisi konumuna yükselir.

ASAL Araştırma

Şubat 2026

Kararsız/Oy kullanmam: %29,6

ASAL Araştırma

Ocak 2026

Kararsız: %33,4

METROPOLL Araştırma

Mart 2026

Araştırmada seçmenlerin yaklaşık dörtte biri kararsız/protesto/cevapsız

 

 

Araştırmada seçmenlerin yaklaşık dörtte biri kararsız/protesto/cevapsız

“Kararsız seçmen” demek, siyasete ilgi duymayan kişi değildir. Bu seçmen kitlesi sanılanın aksine, gelişmeleri yakından takip eden ancak mevcut siyasi aktörlerin beklentilerini karşılamadığına inanan seçmendir. Kararsızlığın temelinde birçok neden yatmaktadır. Bu temel sebepleri; ekonomik sıkıntılar, siyasete olan güven kaybı, kutuplaşma ve ayrımcılık, liyakat yerine nepotizm, “hukukun üstünlüğü” ilkesinin yok sayılması, şeffaf ve hesap verebilir yönetim anlayışının olmaması vs. sayılabilir.

Vatandaş kamu yönetiminde adalet, şeffaflık ve liyakat talep etmektedir. Kamu görevlerinde ehliyet ve uzmanlık yerine farklı kriterlerin öne çıktığı algısı, kutuplaştırıcı dil kullanılması, dinin ve kutsal değerlerin istismarı, ilkesiz dış politika ve ekonomi yönetimine olan güvensizlik; iktidara oy veren seçmeni kararsız hale getirmiştir.

O halde iktidar cephesinden kaçan oylar, neden muhalif partilere kayma göstermemektedir? Sorgulanması ve üzerinde çalışılması gereken asıl konu budur. Bugün halkın önemli bir kısmı, iktidarın icraat ve kararlarını beğenmemekte, hatta tepki göstermektedir. Bu tepki yalnızca iktidara yönelik değil, muhalefete yönelik de ciddi bir güven sorunu bulunmaktadır. İktidarın uzun yıllardır yönetimde olması nedeniyle yıpranması kadar, muhalefetin güçlü ve sürdürülebilir bir alternatif oluşturmakta zorlandığı yönündeki algı da kararsızlığı artırmaktadır.

Bugün bir seçim olsa, kararsız Seçmen Hangi Partiye Yönelir? Son dönemde yayımlanan çok sayıda kamuoyu araştırması incelendiğinde kararsız seçmenlerin tek bir partiye yönelmediği görülmektedir.

Kararsız seçmenlerin birinci gurubu; geçmişte iktidara oy vermiş ancak ekonomik nedenlerle memnuniyetsizlik yaşayan seçmenlerdir. Enflasyon, hayat pahalılığı ve alım gücünün düşmesi, geleneksel olarak iktidara oy veren muhafazakâr-sağ seçmenin bir kısmını partilerinden uzaklaştırdı. Ancak bu kitle, ideolojik mesafeler nedeniyle doğrudan muhalefet blokuna da geçiş yapmamakta; "bekle-gör" odasında kalmayı tercih etmektedir.

İkinci gurubu; muhalefeti yeterince güçlü görmeyen ancak mevcut yönetimden de memnun olmayan MERKEZ seçmenlerdir. Bu grup alternatifsizlik hissi duymaktadır.  Muhalefet kanadının somut, uzun vadeli ve güven veren bir ekonomik program sunamaması, seçmende "İktidar değişse de hayatım değişmeyecek" algısı yaratıyor.

Üçüncü grup ise ilk kez oy kullanacak genç seçmenlerdir. Bu grup; Türkiye’deki kutuplaşmış siyaset dilinden, bitmek bilmeyen polemiklerden ve yapısal reformlar yerine kimlik ve inanç siyasetini istemiyor. Yani ideolojik söylemlerden çok “fırsat eşitliği”, “özgürlükler” ve “ekonomik gelecek” üzerinden tercih yapmaktadır.

Kararsız seçmen; istek ve beklentilerini karşılayacak, bir heyecan dalgası yaratacak, birleştirici bir dil kullanacak bir oluşumu göremezse; partilerin kampanya performansı, aday profili, ekonomi programı ve seçim sürecindeki gelişmelere bakacak ve ona göre oyunun yönünü belirleyecektir. Kamuoyu araştırmaları iyi analiz edildiğinde görülecektir ki; Türkiye'de seçimlerin kaderini artık "kemik seçmen" değil, kararsız ve merkezde duran seçmen belirleyecektir. Özellikle cumhurbaşkanlığı seçimlerinde oy farklarının çoğu zaman 3-5 puan seviyesinde olması, kararsız kitlenin seçim sonucunu değiştirebilecek büyüklükte olduğunu göstermektedir.

Kararsız Seçmen güveni nasıl kazanılır? Kararsızların istekleri gayet açık ve nettir. Bu istekleri üç grupta toplamak mümkündür. Birincisi; ekonomik istikrarsızlığın giderilmesini ve kamu kaynaklarının halk için kullanılmasını istiyor. Ayrıca soyut vaatler değil, mutfaktaki yangını söndürecek, enflasyonu kalıcı olarak düşürecek ve liyakate dayalı bir ekonomi yönetimi görmek istiyor. İkincisi; yenilik ve taze kan görmek istiyor. Yani siyaset sahnesindeki eski, liyakatsiz ve metal yorgunu yüzlerin değişmesini istiyor. Seçmen, gençlerin dilinden anlayan, vizyoner ve statükoyu kıracak yeni kadrolar arayışında. Üçüncüsü ise kararsız seçmen; adalet ve liyakatin tesis edilmesini, yani kamuda işe alımlardan hukukun üstünlüğüne kadar her alanda "hak edenin hak ettiği yerde olması" gerektiğini talep ediyor.

Sonuç olarak; önümüzdeki dönemde siyasi rekabetin merkezinde sert söylemler değil; güven veren kadrolar, uygulanabilir projeler ve topluma umut sunan politikalar yer alacaktır. Türkiye'nin geleceğini belirleyecek olan siyaset anlayışı da bu anlayış olacaktır.

Kararsız seçmen; söylem yarışından ziyade, icraat yapabilecek, kadroları nitelikli olan ve yolsuzluk/kayırmacılık (nepotizm) gibi idari hastalıklardan uzak duracağına söz veren partilere ilgi duyacaktır.

Ya da Muhalefet güçlü bir alternatif sunamazsa ve iktidar geçici de olsa bir ekonomik rahatlama vaat ederse, "kötünün iyisi, “kim gelirse gelsin sistem değişmeyecek" diyerek eski adreslerine dönebilirler ya da bir kısmı sağ partilere dağılabilir.

Gelecek yazımda; merkez siyaset ve İYİ Parti’yi değerlendireceğim. İYİ Parti’de beklenen oy artışı neden gerçekleşmiyor? Kararsız seçmen İYİ Parti’ye hangi şartlarda yönelebilir?  

 

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız