Yenilgiyi Hazmedemeyenler
İnsanoğlu içinde yenilgiyi hazmedemeyen, kaybetmeye dayanamayan insanların, baktığınızda, pek çok ortak özellikleri olduğunu görürsünüz. Hemen hemen hepsi, yüksek hırslı, kontrol odaklı, öfkeli ve sürekli kendini savunan ve her zaman haklı olduğuna inanan, hiçbir hatasını kabullenmeyen tiplerdir.
Hemen hemen hepsi yenilgiyi, kaybetmeyi, kimliklerine ve statülerine yönelik bir tehdit veya başarısızlık olarak algılarlar. Bu da onları öfkeli, savunmacı ve iftiracı yapabilir.
Sığındıkları savunma mekanizmaları ise, kendi egolarını korurken, çevrelerine ciddi zararlar verebilir! Yansıtma yoluyla, kendi yetersizliklerini ve suçluluk duygularını doğrudan karşı tarafa yüklerler.
Ortada bir yenilgi veya hata olduğunu kesinlikle kabul etmez, gerçeği yok sayarlar, inkar ederler. Kaybetmelerine ya da yenilgilerine, hile, şanssızlık ve taraflı yönetim gibi bahaneler uydururlar. Yenilginin yarattığı öfkeyi, olayla hiç ilgisi olmayan kişiler ve yenildikleri rakiplerinden çıkarırlar.
Kazanan kişilerin başarısını, itibar suikastı yaparak lekelemeye çalışırlar. Onlar için her yol mübahtır. Zerrece vicdan azabı çekmezler ve vicdan muhasebesi yapmazlar. Kendi hataları, yanlışları yüzünden acı çeken insanlara karşı empatileri yoktur. Yaptıklarından dolayı, pişmanlık göstermezler.
Kendi içsel huzursuzlukları için başkalarını huzursuz etmekten kaçınmazlar. Hatalarının faturasını başkalarına kestikleri ve ona buna çamur attıkları için adaletsizliğe yol açarlar. En kötüsü de kaybedebilecekleri bir oyunda, kuralları değiştirmekten, eğip bükmekten çekinmezler. Kazanmak için şartları zorlarlar! Acayip narsisttirler.
Oysa, kaybettiğinde karakterini de kaybediyorsa bir insan, asıl yenilgi o zaman başlar. İşte onların anlamadıkları da budur.
“Mağlup olduklarında çirkinleşenler, aslında hiç kazanmayı hak etmemiş olanlardır.” diyor Friedrich Nietzsche.