Doğası ve tarihiyle öne çıkan Antalya’nın Kaş ilçesi, son iki yılda peş peşe onaylanan mermer ocağı projeleri nedeniyle büyük bir çevre mücadelesine sahne oluyor. Haziran 2024'ten bu yana Çamlıova ve Gökçeören mahallelerinin ardından, son olarak Çerler, Ahatlı ve Dere mahallelerini kapsayan dördüncü mermer ocağı ruhsatının da yürürlüğe girmesi bölgedeki gerilimi artırdı.
Antalya Valiliği tarafından verilen "ÇED Olumlu" kararlarının, bölgedeki tarım arazilerini, su kaynaklarını, orman varlığını ve Likya kültürel mirasına ait arkeolojik alanları doğrudan tehdit ettiği belirtiliyor. Tamamı ormanlık alanda bulunan ruhsat sahalarının yerleşim yerlerine, tarım arazilerine ve yer altı su havzalarına yakın mesafede olması, çevre dernekleri ile yöre halkını hukuki ve toplumsal mücadeleye yöneltti.

Bürokratik Boşluklar ve Baypas Edilen Halk Toplantıları
Projelerin onay sürecinde izlenen bürokratik yöntemler, çevre savunucularının en çok tepki gösterdiği konuların başında geliyor. İddiaya göre, normal şartlarda bin dönüme ulaşan proje alanları, ÇED Yönetmeliği'nde zorunlu olan "Halkı Bilgilendirme Toplantısı" sürecinden kaçınmak amacıyla ilk başvurularda bilinçli olarak 25 hektarın altında gösteriliyor.
Kaş Kültür Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Murat Akoy, maden ocaklarının ruhsat süreçlerini kolaylaştırmak amacıyla yapılan yönetmelik değişikliğiyle yerel halkın ata toprağı üzerindeki söz ve katılım hakkının elinden alındığını savundu. Murat Akoy, "Bu düzenlemeyle köyün sahibi olan halkımız; sağlığını, suyunu, toprağını, tarımını, ormanını ve su kaynaklarını kaybederken, yalnızca bir firma zenginleşiyor." ifadelerini kullandı. Akoy ayrıca, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) tarafından verilen ruhsatların hazırlanış sürecinde bölgenin doğal ve kültürel değerlerinin yeterince dikkate alınmadığını öne sürdü.

Sit Alanları ve Orman Varlığı Risk Altında
Çevrecilere göre, Çerler ve Ahatlı mahallelerini kapsayan yaklaşık bin dönümlük ruhsat sahası içerisinde 1. derece arkeolojik sit alanları bulunuyor. Benzer şekilde, daha önce Gökçeören ve Çamlıova'daki projelerde resmi raporlarda sınırlı sayıda ağaç bulunduğu belirtilmesine rağmen, açılan davalar sonucunda bölgenin asırlık meşe ve sandal ağaçlarıyla kaplı yoğun ormanlık alan olduğu ortaya konuldu.
Geçmiş yıllarda Lengüme ve Gökçeören'deki iki mermer ocağı ruhsatına verilen ÇED onaylarının, açılan davalar ve yöre halkının mücadelesi sonucunda durdurulduğunu hatırlatan çevreciler, Çerler ve Dere mahallelerindeki yeni ruhsatlara karşı da aynı kararlılıkla mücadele edeceklerini ifade etti.
Dereköy'de Ortak Basın Açıklaması Yapılacak
Mermer ocağı projelerine karşı hukuki hazırlıklarını sürdüren çevre platformları, 15 Temmuz'a kadar yeni davaların açılacağını açıkladı. Bunun yanı sıra, kamuoyunun dikkatini çekmek amacıyla siyasi parti temsilcileri, milletvekilleri ve sivil toplum kuruluşlarının katılımıyla geniş kapsamlı bir basın açıklaması düzenleneceği bildirildi. Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Murat Akoy, tüm Kaş halkını ortak mücadeleye davet ederek şu çağrıda bulundu:
“Mermer ocaklarına dur demek için tüm halkımızı birlik olmaya davet ediyoruz. Halkımızın, Antalya CHP milletvekillerinin, CHP'nin seçilmiş il örgütünün, TİP ilçe örgütünün, sivil toplum kuruluşlarının ve demokratik kitle örgütlerinin katılımıyla Dereköy Eski Okul Bahçesi'nde bir araya geleceğiz.”