Antalya
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
34°

İyiler ve kötüler

YAYINLAMA:
İyiler ve kötüler

Geçtiğimiz hafta İstanbul’da yüksek lisans eğitimi yapan Psikolog kızım Naz ile Kabataş’tan vapura binerek Kadıköy’ü gezmeye gittik. Vapuru beklerken Kabataş’taki iskelede görevli özel güvenlik görevlisiyle sohbete daldık. Gazeteci olduğumu öğrenince başladı beni uyarmaya. “Aman abi dikkat et kendine. Bu dönemde gazetecilik yapmak çok sakıncalı. Atarlar içeriye. Silivri soğuktur” diye devam etti. Ardından Fatih Altaylı’yı örnek verdi. Sonra da ekledi. “Ben de medyaya yakın biriyim” dedi. Meğer daha önce geçmişte gazete ve televizyon kanalları olan bir holdingde görev yapmış. Üst düzey gazete yöneticilerini ve medya patronlarını benden daha iyi tanıyor. Fiziksel özelliklerine; boyuna kilosuna kadar ezberlemiş. ‘Şu gazeteci şöyledir. Bu böyledir’ filan bir sürü şey anlattı.

Vapur iskeleye yanaşınca özel güvenlik görevlisine sıcak sohbeti için teşekkür edip Kadıköy’e doğru yola çıktık. Boğaz’ın eşsiz manzarasını seyrede seyrede giderken 1995 yılında mezun olduğum Mimar Sinan Üniversitesi’nin Fındıklı’daki denize nazır tarihi binası gözüme takıldı. O rıhtımda ne günlerim geçmişti. Her yıl 3 Martta maskeli balolarımız olurdu. Beşiktaş’taki Fen Edebiyat Fakültesi’nde maskeli balo biletlerinin satışını ben yapardım. Maskeli balo denince aklıma geçtiğimiz günlerde sağcılarla ilgili sözlerinden dolayı tutuklanan Enver Aysever geldi. Enver Aysever de Mimar Sinan Üniversitesi’nde benimle aynı dönemde eğitim gören öğrencilerden biriydi. Kendisi bizden bir yıl sonra başlamıştı üniversiteye. Sosyoloji bölümü öğrencisiydi. Ben Sanat Tarihi. Enver Aysever’in üniversitede suya sabuna dokunan bir eylemi olmamıştı. Siyasetle değil; çocuk tiyatrosuyla ilgilenen bir öğrenciydi. Tutuklanmasına neden olan sözlere bakıyorum. Hakaret mi? Değil. Ama incitici. Ne yapalım yani. Bu O’nun görüşü. Fakat ona bile tahammül edemeyen bir duruma geldik. Enver Aysever’in iddiaları fikir özgürlüğü kapsamında değerlendirilebilecek ifadeler. Ben ‘sağcılar kötüdür, solcular iyidir’ diye bir kategoride bulunmuyorum. Öyle bir iddiayı da savunmuyorum. ‘Sağ kötüdür, sol iyidir’ de demiyorum. Bana göre 2 tür insan vardır. İyiler ve kötüler. Sağcının da solcunun da iyisi vardır. Önemli olan iyi bir insan olabilmek. Bunun sağcısı solcusu yoktur. Gerisi teferruattır. Öte yandan ifade özgürlüğü endeksinde Dünyanın 179 ülkesi arasında 153’üncü sıraya düşmüşüz. Hukukun Üstünlüğü Endeksinde de 143 ülke arasında 118’inci sırada yer alıyoruz.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız