Yaşar Kemal'in İnce Memed'i İlk Kez 1953'te Okurların Beğenisine Sunulmuştu

YAYINLAMA:
Yaşar Kemal'in İnce Memed'i İlk Kez 1953'te Okurların Beğenisine Sunulmuştu

Yılmaz Güney (1937-1984) romanın telif hakları satın alınmadan çevrilen Korsan “İnce Memed” Filmlerinden Şu Sözlerle Bahsetmişti: “ ‘İnce Memed’ sinemamızda değişik adlarda 19 kere filme alındı; bunların 17’sinde ben oynadım!”

Yaşar Kemal’in (1923-2015) “İnce Memed” romanının dördüncü baskısının (Remzi Kitabevi 1960) girişindeyse şöyle yazar:

“1925-33 yılları arasında Toros Dağları’nda yüzelliden fazla eşkıya dolaşırdı; hikayesini ettiğimiz İnce Memed bunlardan biriydi.”

İlk kez 1953-1954’te Cumhuriyet Gazetesi’nde tefrika edilen “İnce Memed” romanını kitap olarak ilk kez 1955’te basan Ertem Eğilmez, Refik Erduran ve Haldun Sel’in ortakları olduğu Çağlayan Yayınevi’ydi...

“Yazar arkadaşım Osman Şahin ses kayıt cihazıyla Çukurova köylerinde “İnce Memed”in izini sürmüştü…Yaptığı röportajları Aydınlık Gazetesi’nde yayımladı…Bu röportajlar Pennsylvania Üniversitesi’nin Edebiyat Dergisi’nde de kullanıldı…Osman Şahin’e konuşan köylüler İnce Memed’i gördüklerini, İnce Memed’in evlerine geldiğini söylüyorlardı…“İnce Memed bizim eve geldi.Uzun boylu, geniş omuzlu, görkemli bir adamdı.O’na yemekler pişirdim,” diyen kadınlar vardı…Oysa romandaki İnce Memed kısa boylu bir kişidir…İnce Memed’in mezarına gelince 1930’larda eşkıyalık yapmış ve o sıralarda jandarmalarca öldürülmüş , Binboğalar Köyü’nde toprağa verilmiş Safiye Memed’dir…Ben O’nu hiç görmedim…”

Yukarıdaki sözler Nazım Hikmet ile birlikte uzun yıllar Nobel edebiyat ödülü adayı listesinde yer alan Yaşar Kemal’e ait…

Yaşar Kemal edebiyat dergisi Notos’un seçicileri tarafından Türk edebiyatının bir numaralı klasiği seçilen dört ciltlik “İnce Memed”i (1955-1987) bir başka açıklamasında da şöyle anlatmıştı:

“Anamın babası eşkıya, amcası eşkıya, anamın kardeşi de eşkıya. Eşkıya Mahir, Doğu Anadolu'nun en meşhur eşkıyasıydı. Büyükbabamın kardeşi Reşit Bey vardı kurmay yüzbaşı, onunla beraber Ruslar’a karşı savaşırken Reşit Bey vuruluyor. O da daha sonra dağa çıkıyor. Anam ha bire anlatırdı, birinci elden dinlerdim. Adana Kadirli’de yaşayan ve hayranı olduğum eşkıyalar vardı, Sonra Toroslar’da sayısı bilinmeyecek kadar eşkıya vardı. Kadirli’ye Binbaşı Nazmi Bey geldi. 1936’da eşkıyaları affettiğini söyledi, ama dağdan inen, gelen eşkıyaların ellerini kendisi bağlayarak halkın gözü önünde kurşuna dizdirdi, toplam 35 eşkıyayı. Bu da bana çok dokunmuştu, uzun süre etkilemişti beni. Teslim olmayan birisi vardı Koca Ahmet, sıkıştırmalarına rağmen direniyordu ve yakalayamadılar, zaten İnce Memed’de de var Koca Ahmet. Benim için asıl kaynaklar bunlardı; çünkü daha önce hiç eşkıya romanı okumamıştım, bunlar ve anamın anlattıkları çok önemli kaynak olmuştur bana.”

Eleştirmen İbrahim Tatarlı 1969’da yayınlanan “Marksist Açıdan Türk Romanı”nda şöyle yazıyor:

“İnce Memed”de yazar Yaşar Kemal “Köroğlu” destanından faydalanmıştır.”

Sadece Köroğlu mu, Milattan Önce 70’li yıllarda arkadaşlarıyla birlikte isyan ederek Roma İmparatorluğu’nu sarsan Spartacus, İskoçya’nın bağımsızlığı uğruna İngiltere’ye isyan eden, bu uğurda yaşamını feda eden William Wallace (23 Ağustos 1305’te idam edilmişti), Robin Hood efsanesi, Avustralya'da haydutluk yapmaktan başka çaresi kalmayan Ned Kelly (1854-1880), Sicilyalı eşkıya “Salvatore Giuliano” da (1922-1950) Toroslarda beş köyün hükümdarı olan Abdi Ağa’nın zulmüne, baskısına başkaldırarak dağa çıkan ve eşkıyalığa başlayan “İnce Memed”in esin kaynaklarından sadece birkaçıdır…

Türkiye’de bugüne kadar yasal baskıları 1 milyon 250 binden fazla satılan, kırküç yabancı dile çevrilen “İnce Memed” romanını, o dönemde Cumhuriyet Gazetesi’nde çalışmakta olan, Yaşar Kemal İstanbul Boğazını buzların kapladığı, dondurucu soğukların hüküm sürdüğü 1953 kışında ellerine eldiven geçirerek yazmıştı…Çünkü 1951 yılında evlendiği eşi Matilda’yla (1923-2001) birlikte oturduğu ev sobalıydı ve evi ısıtmak için çiftin odun alacak parası yoktu…

Varlık Dergisi’nin Yılın En İyi Romanı Ödülü’ne layık bulunan “İnce Memed”in Rusça çevirmeni Nazım Hikmet, Fransızca çevirmeni Güzin Dino, İngilizce çevirmenlerinden biri Yaşar Kemal’in ilk eşi Matilda Kemal’dir…

Romanın Sinema Filmi Haklarının Satışları da Yaşar Kemal’in ve Eşinin Yüzünü Güldürdü

Romanın sinema filmi haklarını alan ilk şirket Kemal Film ve yönetmen Osman Fahir Seden oldu…

Kemal Film “İnce Memed” için o döneme göre oldukça büyük bir para olan beş bin lira ödedi; ancak yazılan senaryonun filme çekilmesine Türkiye Film Sansür ve Denetim Kurumu/Kurulu izin vermedi.

Kemal Film’in Yaşar Kemal’le anlaşması bitince romanın sinema filmi haklarını satın alan alan yabancı film şirketleri romanı uyarlamaya çalışırken ikişer Oscar ödüllü Elia Kazan ile Peter Ustinov’la, ikisi de Oscar ödülüne aday gösterilen Nicholas Ray ile Akira Kurosawa’yla ve dünya sinemasının en büyük ustalarından Joseph Losey ile işbirliğine girişti.

“İnce Memed” En Çok Korsan Uyarlaması Gerçekleştirilen Roman Oldu

Bu arada, “İnce Memed” Türk sinemasında konusu en çok yağmalanan, en çok çalınan romanlardan biri oldu.

Bu yağmalamanın birkaç nedeni vardı.Bazıları yazar Yaşar Kemal’e telif hakkı ödemekten kaçınmak için bunu yapmıştı; bazıları telif hakkı Amerikan 20th Century Fox Şirketi’nin elinde olduğundan bu yola sapmıştı; bazıları “İnce Memed”in serüvenlerinin “Robin Hood”, “Salvatore Giuliano” (1922-1950) ve “Köroğlu” hikayeleriyle benzerliklerinden (evrenselliğinden) yararlanmıştı.

Sinemamızda ”İnce Cumali”den “İnce Memed Vuruldu!”ya kadar çok sayıda “Korsan İnce Memed” uyarlaması vardır.

Amerikalılar DevredeAmerikan Film Şirketi 20Th Century Fox “İnce Memed”in sinema filmi hakları için önce sekiz bin İngiliz Sterlini, sonra da anlaşmayı yenilemek için 250 bin dolar ödedi.

20th Century Fox “İnce Memed”i sinemaya uyarlaması için dünyanın en iyi film yönetmenlerinden Akira Kurosawa, Elia Kazan ve Joseph Losey ile çalıştı…

Yaşar Kemal’in gönlü Joseph Losey’deydi.

Ancak 20th Century Fox’un yazdırdığı senaryoların Türkiye’de filme çekilmesine de Türk Film Sansür ve Denetim Kurumu/Kurulu izin vermedi. Yasal tek “İnce Memed” uyarlaması ise, dört kez Oscar adaylığı elde eden ve “Spartacus”(1960) ve “Topkapı”(1964) filmlerindeki oyunculuk performanslarıyla iki Oscar ödülü kazanan, Peter Ustinov’un elinden çıkmış ve “Kültürel Doku Uyuşmazlığı”nın en çarpıcı örneklerinden biri olan ve Yugoslavya’da çekilen bu film, alaycı, taşlama, mizahi tonuyla çok farklı roman uyarlamalarından birine dönüşmüştür.

“Memed My Hawk”(1984) adını taşıyan filmde Peter Ustinov yönetmen ve senaryo yazarlığı yapmış, bununla da kalmamış Abdi Ağa’yı canlandırmıştır.

Bu filmde İnce Memed’i Simon Dutton, Hatçe’yi Leonie Mellinger canlandırmıştı.Halit Refiğ “İnce Memed”in Filmleştirilememe Serüvenini Şöyle Özetlemişti:

“O dönemde Yaşar Kemal’in “İnce Memed” adlı romanının sinema filmi haklarını Amerikan 20th Century Fox yapım ve dağıtım stüdyosu satın almıştı.Romanın haklarının alınması için stüdyoyu James Dean ile Natalie Wood’un baş rollerini paylaştığı “Rebel Without A Cause-Asi Gençlik”le (1955) Oscar ödülüne aday gösterilen yönetmen ve senaryo yazarı Nicholas Ray ikna etmişti.

Ancak yönetmen Joseph Losey “İnce Memed” uyarlamasını önce Nicholas Ray’in elinden aldı, sonra da bu romanı uyarlamaktan vazgeçerek rafa kaldırdı.”

ABDİ İPEKÇİ — Yaşar, bugüne kadar edebiyatta ne yapmak istedin, bundan sonra ne yapmak istiyorsun?

YAŞAR KEMAL — Ta çocukluğumdan bu yana, kendimi bildim bileli, okur-yazar değilken bile şiir söylerdim. Sonra folklor çalışmaları yaptım. Röportajlar yazdım. Hikayeler, romanlar yazdım. Çalışma tarzım gösteriyor ki, halktan yana, halkla birlikte işini gören bir sanatçıyım. Benim kişiliğimi ve sanatımı halktan ayırmak mümkün değil. Yirmi yedi yaşıma kadar halk içinde, halkla birlikte çalıştım. Yani bir kol emekçisiydim. 1951’de İstanbula geldiğimde, elimde bir kitaplık hikaye vardı. Örneğin, benim dünyaya çıkmış ilk eserim İnce Memed değildir, “Bebek” hikayesidir.Önce Fransızcaya çevrildi, sonra İngilizceye, İtalyancaya, Rusçaya, Romenceye, birçok dillere. Son yirmi yılın dünyada çıkmış birçok hikaye antolojisinde “Bebek” hikayesini de buluruz. 17-18 yaşlarımda bende sol düşünce belirmeye başlamıştı. Sanatım onunla tay gitti, yani paralel. Ben iki şeye inanırım. İki şeyin sonsuz gücüne, sonsuz yaratıcılığına, sonsuz değişimine; halk ve doğa. Sanatımı halkımla birlikte, onun büyük yaratıcılığı ile birlik olarak, onun için yaparım. Politikam da sanatımdan ayrılmaz. Halka kim zulmediyorsa, etmişse, halkı kim eziyor, ezmişse, onu kim sömürmüş, sömürüyorsa, feodalite mi, burjuvazi mi… Halkın mutluluğunun önüne kim geçiyorsa ben sanatımla ve bütün hayatımla onun karşısındayım. Benim sanatım, içinden çıktığım sınıfın yani proletaryanın çıkarlarının emrindedir. Ben etle kemik nasıl biribirinden ayrılmazsa, sanatımın halktan ayrılmamasını isterim. Bu çağda halktan kopmuş bir sanata inanmıyorum.

(Abdi İpekçi’nin 1971 yılında Yaşar Kemal ile Edebiyat ve Politika üzerine yaptığı röportajından alınmıştır.)

 

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız