İoanna Kuçuradi’nin Ardından
Ömrünü felsefeye ve insan hakları mücadelesine adayan Prof. Dr. İoanna Kuçuradi’nin vefatı derin bir üzüntü yarattı. Hacettepe Üniversitesi Felsefe Bölümü’nün kurucusu olan Kuçuradi, insan felsefesi, etik ve insan hakları alanındaki çalışmalarıyla düşünce hayatımızda kalıcı izler bıraktı. Bilimsel başarı ve basın özgürlüğü ödülleri başta olmak üzere pek çok ödüle layık görüldü.
Kuçuradi’yi, Başbakanlık İnsan Hakları Üst Kurulunun insan hakları eğitimi üzerine yürüttüğü çalışmalar sırasında tanıdım. Devlet Bakanı Prof. Dr. Hikmet Sami Türk’ün başkanlığındaki Kurul, Başbakanlık ile Adalet, İçişleri, Dışişleri, Millî Eğitim ve Sağlık bakanlıklarının müsteşarlarından oluşuyordu. Kurula destek veren, ilgili kurumların temsilcilerinin yer aldığı Sekretaryanın başkanlığını ben üstlenmiştim.
Ülkemizde insan haklarının geliştirilmesi ve güçlendirilmesi amacıyla yürütülen çalışmalar kapsamında, 1997 yılında İnsan Hakları Eğitimi On Yılı Ulusal Komitesi oluşturuldu. Komitenin başkanlığına Prof. Dr. İoanna Kuçuradi getirildi. Kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları ve üniversitelerin temsilcilerinden oluşan Komite, Birleşmiş Milletlerin ilgili Eylem Planı’nın Türkiye’de uygulanmasına yönelik ulusal programı hazırlamak, uygulamaları izlemek ve değerlendirmekle görevlendirilmişti.
Kuçuradi’nin başkanlığındaki Komite, ülkemizin ihtiyaçlarını ve Birleşmiş Milletlerin ilkelerini gözeterek programın önceliklerini ve hedef gruplarını belirledi. İnsan hakları eğitiminin içeriği ve ön koşullarına ilişkin önerileri İnsan Hakları Koordinatör Üst Kuruluna sundu. Kurul, 28 Temmuz 1999 tarihli toplantısında bu önerileri benimsedi.
Kuçuradi, programın başarıya ulaşmasında kamu kurumlarıyla sivil toplum ve meslek kuruluşları arasındaki iş birliğine özel önem veriyordu. İnsan hakları eğitiminin temel amaçlarından uzaklaşmadan, süreklilik içinde yürütülmesini savunuyor; eğitimin insan haklarını korumada en önemli etken olduğunu, ancak tek başına yeterli olmadığını vurguluyordu. Onun imzasını taşıyan ve kamu kurumlarına önemli sorumluluklar yükleyen program, o yıllarda ilgili kurumlarımızca titizlikle uygulandı.
Bu çalışmalar sırasında Kuçuradi’yi yakından tanıma fırsatı buldum. İnsan haklarına bağlılığına, yorulmak bilmeyen çalışma enerjisine ve farklı görüşleri uzlaştırma yeteneğine tanık oldum. Aramızda saygı ve sevgiye dayanan yakın bir dostluk gelişti. Onun için insan hakları, yalnızca akademik bir çalışma alanı değil, insanın değerini ve onurunu koruma sorumluluğuydu.
O yıllarda Sekretaryada kendisine yardımcı olan öğretmen arkadaşımız Meral Çelikcan da Kuçuradi ile uzun yıllar birlikte çalıştı. Vefatından kısa bir süre önce telefonda Meral’e söylediği “Bana çok iyi geliyorsun” sözleri, aralarındaki derin dostluğun yalın ve içten bir ifadesiydi.
Ülkemizin yetiştirdiği bu müstesna insanı kaybetmenin üzüntüsünü yaşıyorum. Kuçuradi; eserleri, yetiştirdiği öğrenciler, insan hakları mücadelesine katkıları ve dostlarında bıraktığı izlerle yaşamaya devam edecek. İnsan değerini ve onurunu merkeze alan düşüncesi her zaman saygı ve sevgiyle anılacak.
Işıklar içinde uyusun.