İstenmediğini Anlamayan Siyasetçi!
Çok ama çok acı değil mi? Bir siyasetçi istenmediğini neden anlamamakta ısrar eder. Onu kör eden bu hırs, seçmeni daha da öfkelendirmez mi? Şu anda yaşadıklarımız tam da bu değil mi?
Tıpkı bu gün olduğu gibi, dün de dünyada böyle sorunlar yaşandı. Ama siyasetçilerin koltuğa yapışması ve oradan asla kalkmaya niyetli olmadıklarını göstermeleri, hiç bitmedi! Bu da insanın gerçekten de midesini bulandırıyor! Geldiğiniz gibi, gitmesini de bilin artık! Kimse bulunmaz hint kumaşı değil! Anlayın bunu!
Eğer artık seçilmiyorsanız, sevilmiyorsanız, seçmenin büyük çoğunluğu üzerinde güvenilirliğiniz kalmamışsa, efendice çekilmeyi de, gitmeyi de bileceksiniz ve içinize sindireceksiniz! Demokrasi bunu gerektirir.
Siyasetçilerin istenmediklerini fark edememelerinin ve koltuğa yapışmalarının ardında; güç zehirlenmesi, yalnızlaşma ve psikolojik bağımlılık yatar diyor uzmanlar! Karar alma mekanizmalarını kaybetme korkusu ve çevrelerindeki yalakaların yardımıyla yaşadıkları “ Her şey yolunda illüzyonu” gerçeklerden kopmalarına neden olurmuş! Eh bir de buna ilerlemiş yaşı başı da eklerseniz, bu endişe verici durumlarını anlamak için uzman olmak da gerekmiyor zaten!
Siyaset bilimciler ve psikologlar, gücün insan psikolojisini ve karar mekanizmalarını nasıl etkilediğini sıklıkla araştırmaktadır. Bu araştırmalar aslında yaşadığımız süreçlere de ışık tutuyor, şöyle ki;
Güç Bağımlılığı ve Algı Bozulması :Güç, beyinde dopamin salgısını arttırarak, biyolojik bir haz yaratır. Siyasetçiler uzun yıllar makamda kaldıklarında, çoğu kez gücün ve statünün verdiği “ vazgeçilmezlik” hissiyle, kendi güçlerini kişisel kimlikleriyle birleştirirler.
Yankı Odası ( Eko Çevresi) ve Dalkavukluk: Siyasetçilerin etrafı genellikle onları eleştirmeyen, aksine duymak istediklerini söyleyen danışmanlar ve çıkar gruplarıyla çevrelenir. Bu durum, sahadaki gerçeklerden ve halkın tepkilerinden kopmalarına neden olur.
Korku ve Yargılanma Endişesi: Otoriter sistemlerde veya yıpranmış yönetimlerde koltuğu bırakmak, sadece siyasi bir yenilgi anlamına gelmez. Bir çok siyasetçi; dokunulmazlıklarını kaybetme, geçmişteki icraatları nedeniyle hukuki süreçlerle karşılaşma veya ekonomik avantajlarını yitirme korkusuyla koltuğu bırakamaz.
Alternatifsizlik Senromu: Kendilerinden sonra partinin veya ülkenin kaosa sürükleneceğine, kendileri olmadan sistemin yürümeyeceğine dair derin bir kurtarıcı kompleksine kapılabilirler.
Oysa biz “ kurtarıcı “ filan istemiyoruz. Gölge etmesinler yeter!
Ne demişler; “ Zorla güzellik olmaz! “ Seçilmeden gelmeye çalışanlar, kimsenin tıpış tıpış oy vereceğini beklemesin!