İnsanlık Tarihinin En Büyük Dolandırıcılığı

YAYINLAMA:
İnsanlık Tarihinin En Büyük Dolandırıcılığı

“Yapay zekâ ile ilgili söylenebilecek tek ispatlanabilir gerçek işe yaramadığıdır.”
Yapay zekâ (artificial intelligence) kavramının ilk olarak ortaya çıkışı 1950’li yıllarda oldu. John McCarthy bu terimi ortaya atmadan önce, bu alanın öncüleri bu tür yazılımları tanımlamak için; makine zekâsı (machine intelligence), karmaşık bilgi işleme (complex information processing) veya otomaton teorisi (automata theory) kavramlarını kullanıyorlardı. Aslında bu kavram araştırmacılar tarafından akademi içerisinde yeni bir çalışma alanı yaratmak ve çalışmalara fon bulmayı kolaylaştırıcı bir isim kullanmak için ortaya çıkartılmıştır. Yani o dönemde araştırmacılar üzerinde çalıştıkları şeyin canlı bir varlık olmadığının bilincindeydi. Günümüzde özellikle yapay zekanın medyada nasıl ele alındığını incelersek, konu hakkında yapılan yayınlarda yapay zekadan canlı bir varlık, neredeyse bir yarı-tanrı gibi bahsedilmekte. (Bu konuyu daha sonra detaylıca açıklayacağım.) Medyada yaratılan bu imaj tamamıyla yapay zekâ şirketlerinin sundukları ürünler etrafında mistik bir hava yaratmak amacıyla oluşturuldu. Yapay zekâ ne bolluk içinde yaşayacağımız bir ütopya yaratacak ne de dünyanın sonunu getirecek. Ürettikleri yazılım, etrafında oluşturulan mistik havayı bir kenara bıraktığımızda, hiçbir şekilde fayda üretemiyor. Yapay zekâ şimdilerde pek çok farklı başlığı ifade ediyor olsa da yapay zekâ modellerini oluşturmak için kullanılan makine öğrenmesi (machine learning) tekniği, esasında robotik sistemlerin programlanması için kullanılmaktaydı. Bu yazılım geliştirme tekniği robotik sistemlerin programlanmasında işe yarıyor ve hala da kullanılıyor. Ancak bu teknik diğer yazılım sistemlerinde kullanıldığında faydalı olmaktan çok zarar vermekte. Makine öğrenme tekniği sınırlı parametreler içinde hareket edecek bir robotik yazılımı için yeterli olan bu teknik, kısıtlı parametreler olmadan kullanıldığında yazılımların bozulmasına sebep olmakta. Bu bozulma günümüzde kullandığımız tüm yazılımlarda kendisini göstermekte. Kendi deneyimlerimden bahsedecek olursam kullandığım yazılımların neredeyse tamamında sürekli olarak ufak tefek hatalar kendini gösteriyor. Kullanıcı olarak bu hatalarla karşılaşmasanız bile, eminim sizin de dikkatinizi çekmiştir ki şu anda kullandığımız yazılımlar sürekli olarak güncellemeye ihtiyaç duymakta. Bazılarınız hatırlayacaktır, eskiden yazılımlar disket veya optik disklerde satılırdı. Satın aldığınız yazılımı yükleyip yıllarca sorun yaşamadan kullanabilirdiniz ve periyodik güncellemelere de ihtiyaç yoktu. Bilgisayarınızı alır, işletim sistemini ve yazılımlarınızı yükleyip kullanırdınız. Günümüzde, özellikle akıllı telefonlar üzerinden yapılan veri ticaretine ek olarak, sürekli bir şekilde sahibi olduğunuz cihazın özelliklerini kullanmak için sizden kiralama şeklinde ek ücret talep ediliyor. Teknoloji piyasasında sürekli olarak yapılan bu saçma uygulamaların amacı sahibi olduğunuz mal üzerindeki tasarruf haklarınızı kısıtlayarak mal sahipliği kavramını önce bulandırmak, sonra da ortadan kaldırmak. Çünkü Komünist Manifestonun ikinci bölümünde de söylendiği gibi;
“Komünistlerin teorisi tek bir cümle ile özetlenebilir; Özel mülkiyetin ortadan kaldırılması.”
Günümüzde de yapay zekâ yazılımları üreten firmaların bu yöndeki en büyük amacı, fikri hak mülkiyetini ortadan kaldırmak. Yapay zekalar, özellikle de geniş dil modelleri (large language models), insanlık tarihi boyunca yazılmış erişebildikleri tüm metinleri içinde barındırdığı için ve sürekli olarak internette yayınlanan tüm yazıları, (buna insanların özel yazışmaları da dahil) veri tabanları içine aldıkları için yeni bir fikir üretiyormuş gibi görünüyorlar ama aslında yapay zekaların çıktı olarak verdikleri metinler ve fikirler detaylıca incelendiğinde, yeni bir konsept veya fikir gibi görünen çıktılar; eski konseptlerin, fikirlerin ve yaklaşımların, yeni kelimeler ile ifade edilmesinden öteye geçemiyor. Başka bir deyişle üretilen bu yazılım tamamıyla bir seri intihal makinesi. Bu yüzden bu yazılımların varlıklarını sürdürebilmesi için fikri hak mülkiyeti kavramının tamamen ortadan kaldırılması gerekli. Fikri hak mülkiyeti ve bağlı hakları varlığını sürdürdüğü sürece yapay zekâ yazılımlarının varlığını sürdürmesi için birden fazla sorun ve engel ortaya çıkıyor. Bunlardan ilki, yazılımları oluşturan veri setlerinin içindeki materyallerin sahipleri. Yapay zekâ şirketleri kullandıkları veri setlerinin içerdikleri materyallerin neredeyse hiç birisinin sahipleri değiller. Burada gerçek bir problem ortaya çıkıyor. Bu yazılımlardan elde edilen gelirlerde, yapay zekaların veri setlerinde kullanılan materyallerin sahiplerinin ne kadar hakkı var? Bu problem, yazılımlar piyasaya sürülmeden önce de biliniyordu. Ancak oluşturulmak istenen piyasanın ne gibi getiriler sağlayacağının görülebilmesi için bu problem göz ardı edildi. İkinci olarak yazılımlar ile üretilen kitap, makale vb. materyallerin üzerinde kimler hak sahibi? Yapay zekâ şirketleri mi? Yoksa yazılımlar ile bu çıktıları üreten kullanıcılar mı? Üçüncü olarak karşımıza çok büyük bir engel çıkıyor. İnsanlar çoğunlukla ürettikleri materyallerin yapay zekaların veri setlerinde kullanılmasını istemiyor. Yapay zekâ şirketleri insanların bu isteğini her ne kadar göz ardı ediyor olurlarsa olsunlar, insanların bu yazılımlara karşı geliştirdiği haklı tepkinin önüne geçemiyorlar. Gelinen noktada yapay zekâ hayatımızda her ne kadar bir yer edinmiş gibi görünse de bir pozitif fayda ürettiğini söylemek neredeyse imkânsız. En azından kendi adıma şunu söyleyebilirim, ben yapay zekâ araçlarını sadece bir tür arama motoru olarak kullanıyorum. Duyduğum ve okudum kadarı ile bu yazılımları bir arkadaş, akıl hocası ve terapist olarak kullanan fazlaca insan var. Bu konuya bu yazı serisinin ileri bölümlerinde değineceğim. Ancak söylemeden geçemeyeceğim ki bu yazılımları bu şekilde kullanan insanlar, kendilerine henüz ölçümü çok zor olsa da çok büyük zararlar vermekte. “Dolandırıcılığın vazgeçilmezlerinden birisi lüzumsuz bir aciliyet hissidir.” Finansal okur-yazarlığı olan herkes durumun farkında. Yapay zekâ ürünleri şu an sahip oldukları ücretli kullanıcı sayıları göz önünde bulundurulduğunda hiçbir zaman kâr getiremeyecek. Büyük firmalar yapay zekâ yazılımlarını dışarıdan satın almak istemiyorlar çünkü, dışarıdan bu hizmeti satın aldıklarında kendi verilerinin başkasının eline geçmesi riski ile karşı karşıya kalıyorlar. Verilerin dışarı çıkmasını bir kenara bırakırsak bu yazılımlar hiçbir şekilde üretkenliğe yardımcı olmuyor, aksine özellikle yazılımcıların geri dönütlerine göre faydadan çok zarar veriyor çünkü yapay zekanın çıktılarını düzeltmek için, sıfırdan yazmaktan fazla zaman harcanıyor. Kişisel kullanıcılardan da ne kadarının bu yazılımlara ne kadar ücret ödeyeceğini söylemek zor çünkü kendi adıma konuşmam gerekirse eğer ücretli olsaydı ben hiçbir yapay zekâ yazılımını kullanmazdım. Firmalar da durumun farkında ve artık finansman da bulamıyorlar. Piyasaya hikâye satmaya çalışıyorlar ancak pek karşılık bulamıyor. Sürekli olarak piyasaya yapay zekâ kıyamet getirecek veya hepimizi kurtaracak hikayesini satıyorlar ancak hiçbir tahmin veya öngörü yerini bulmamışken buna ne kadar devam edebilirler bilemiyorum. Piyasadan, özellikle de fon şirketlerinden yapay zekaya yatırılan para ve bunun oluşturduğu balon tarihte eşi benzeri görülmemiş seviyede. Tarihteki hiçbir finansal balon bu seviyede olmamıştı. Geriye sadece tek bir soru kalıyor, bu firmalar batarken yanlarında başka kimleri sürükleyecek?

 

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız