Huzur Hukukta
Bu ülkede herkes için eşit işleyen bir hukuk olsa.
Bu ülkede liyakat özellikle kamusal alanda en önemli değer olsa.
Bu ülkede şeffaflık en temel kamusal ilke olsa.
Bu ülkede bütün eksikliklerine rağmen mevcut Anayasa ve yasalar tam olarak uygulansa.
Bu ülkede kimin çocuğu olduğuna değil bu ülkenin çocuklarının geleceğine ne katabileceğine bakılarak insanlar değerlendirilse.
Bu ülkede belediye başkanı veya milletvekili olmanın tıpkı kamyon şoförü, fırıncı, doktor, çoban, öğretmen olmak gibi sadece bir iş olduğu fikri hakim olsa.
Bu ülkede eğitim; demokrasi, insan hakları, kadim insanlık diğerlerini esas alsa.
Bu ülkede bütün bu saydıklarımı hayata geçirecek ve bunların işlerliğini denetleyen bir hukuk düzeni tam olarak sağlanabilse bugün yaşadığımız birçok rezalet olur muydu?
Meselâ, Belediye başkanlarının eşleri ve çocukları hiç vasıfları olmadığı halde bir kentin yönetimine müdahil olabilir miydi?
Meselâ, trafikte kural ihlali yapan bakan, vali, milletvekili çocuğu devletin polisine çemkirebilir miydi?
Meselâ, Gülistan Doku hadisesi böyle mi gelişirdi?
Meselâ, kadim kentler müteahhit buldozerleriyle yerle bir edilip toplumun hafızasının üstüne beton dökülebilir miydi?
Meselâ, yoksulluk bir kader olarak algılanıp sineye çekilebilir miydi?
İşin özü şu: Her şeyin sebebi de sonucu da evrensel hukuk.
Huzur hukukta.