Antalya
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
35°

KALLEŞÇE ÖLDÜRÜLEN TÜRK BAŞBUĞLARI

YAYINLAMA:
KALLEŞÇE ÖLDÜRÜLEN TÜRK BAŞBUĞLARI

Yeryüzünde tarihler boyunca çeşitli ulusların devlet başkanları, suikastlar düzenlenelerek öldürülmüşlerdir. Şu kesin gerçek asla unutulmamalıdır; suikast düzenlenerek öldürülen devlet başkanı sayısı en çok Türk Ulusundan olmuştur. Bu konuda dikkat çeken bir başka durum ise şöyledir: Diğer ulusların devlet başkanları genellikle, iktidar kavgası şeklinde gelişen iç çekişmeler sonucu veya bir başka ulus/uluslar ile çıkar çatışmasına dayalı dış sebeplerden ötürü öldürülmüşlerdir. Oysa Türk devlet başkanlarının öldürülmesi genellikle; bir başka ulusun veya devletin, Türk Ulusu içinden hainler bularak, sinsice suikast düzenlemeleri sonucunda olmuştur. Bundan çok daha önemlisi ise; Türk Devlet Başkanlarına düzenlenen suikastların gerekçesi, kişisel olmadığı gibi herhangi bir ulus veya devletler ile çıkar çatışmasının da ötesindedir. Söz konusu suikastlar için bazı yüzeysel gerekçeler gösterilse/uydurulsa da yalın gerçek şudur: Kötülük ve kötülüğe hizmet edenler; inanç, ideoloji ve çıkarları adına bütün insanlığı hedef alan sürekli savaşım halindeler. Tanrısal ve kutsal amaçları olan dolayısıyla bütün insanlığın yararı için çalışanların kalleşçe öldürülmesinin sorumluları onlardır. Türk devlet başkanlarını kalleşçe öldürmelerinin daha iyi anlaşılması için özet olarak bir yazı dizisi siz okuyuculara sunulmakta.

Ezelden beri Türk devlet kişilerine hatta Türk milletinin bütün varlığına kasteden bedhahlar hep olagelmiştir. Söz konusu kalleşçe öldürmelerin tamamını (bilindiği kadar tamamını) ortaya serimlemek için kitaplar yazmak gerek. Bu yazı dizisinde yazacaklarımla; kısaca, özetin de özeti şeklinde, devlet başkanı (başbuğ) konumunda iken öldürülen devlet başkanlarımızın çok önemlilerinden sekizinin öldürülmesi irdelenecektir. Bu arada hemen belirtmem gereken bir şey daha var. Yazacaklarım hakkında elbette bazı okuyup, duyduklarınız vardır. O bildiklerinizin çoğunluğu yabancılar tarafından yazılmıştır. Bunların az bir kısmı hariç büyük bölümü Türk düşmanları tarafından yazılan/yazdırılanlardır. Ya da yeteri kadar bilgi ve bilince sahip olmayanlar tarafından yazılanlardır. Sözde! Türk tarihçilerinin ( gerçek tarihçilerimizi ayrı tutuyorum) yazdıkları ise çok daha tiksindiricidir. Şöyle ki; yazdıkları her ne varsa kaynak olarak yağı yabancılara dayanmaktadır…

Şimdi gelelim kalleş ve sinsice öldürülen başbuğlara.

BAŞBUĞ ATTİLA (ATTALA) HAN’IN ÖLDÜRÜLMESİ

Soru şu: Başbuğ Attila Han’ı niçin öldürdüler? Bu soruya yanıt verebilmek için Başbuğ Attila Han’ın neler yaptığına bakmamız gerekmekte. Başbuğ Attila daha çocukluktan delikanlılığa geçerken babası Boncuk (Muncuk) Han tarafından Roma’ya gönderilmiş, orada uzunca bir süre kalmıştır. Flavius Aetius tarafından Roma’da konuk edilen Attila, Vatikan’ı, dolayısıyla Hıristiyanlığı tanıma ve inceleme fırsatı bulmuştur. Başbuğ Boncuk Han’ın oğlu olduğundan ötürü zaten çok iyi yetiştirilen Atilla, Roma imparatorluğunda kaldığı sürece daha da bilgi ve bilinç sahibi olmuştur. Örneğin kıta Avrupa’sında konuşulan önde gelen dilleri bilmekteydi, Latince’yi ise ana dili kadar iyi biliyordu. Gerek Batı Roma imparatorluğunu gerekse Doğu Roma imparatorluğunu çok iyi tanımış olan Atilla; onların nasıl bir barbarlar topluluğu olduklarını da anlamıştı. Dahası onların sapık dini inançları olduğunu da saptamıştı. Attila, Avrupa Türk Hun İmparatorluğunun başkenti olan Eçelkent’e (Etzelburg) günümüzde Macarların Attila Kent dedikleri, o zamanın başkentine döndüğünde saraydakilere ve arkadaşlarına Roma’yı anlatırken: “Şimdi beni iyi dinleyin ancak sakın gülmeyin. Onlar, üç tane Tanrı var diyorlar, Tanrı’nın birinin anası varmış yani Tanrı’yı bir kadın doğurmuş! Sonra da birileri o Tanrı’yı çarmıha gerip öldürmüş…” demeye kalmadan onu dinleyenler kahkahayı basarlar… Tek Tanrı, Ogan Tanrı, kimse bilmez nicedir, denilen Tanrı inancının barbarlar tarafından ne hale getirildiğine o an gülmüş olabilirler ama genç Attila daha derin düşünüyordu.

DEVAMI VAR

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız