Orta direk

YAYINLAMA:
Orta direk

Türkiye’de 12 Eylül askeri darbesinin olduğu 1980 yılında ülkenin toplam nüfusu 44 milyon civarındaydı. 12 Eylül darbesinden sonra yapılan ilk seçimlerde Turgut Özal liderliğindeki Anavatan Partisi iktidara gelmişti. Özal çok renkli bir siyasetçiydi. Sık sık elinde dolmakalemle TRT ekranlarından bize seslenerek icraatlarını anlatırdı. Dönemin Başbakanı Turgut Özal ile birlikte orta direk kavramı da hayatımıza girmişti. Orta direkten kastedilen temel ihtiyaçlarını elde ettiği gelirle karşılayabilen, sinema ve tiyatro gibi kültür sanat için harcama yapabilen- kitap alıp okuyabilen, kirasını ödeyebilen hatta ev sahibi olabilen, özetle ortalama sabit bir gelire sahip olan insanlar için kullanılan bir kavramdı. Özal dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi orta direğin oranını artırmayı vadediyordu. Orta direk ANAP’ı iktidara taşıyan seçim sloganıydı. Bu kavram toplumda da karşılık bulunca çok popüler hale gelmişti. Hatta 1984 yılında başrollerini Kemal Sunal ile Bahar Öztan’ın paylaştığı ‘Orta Direk Şaban’ filmi çekilmişti.

akdenizgercek-orta-direk-3.webp

Yine aynı yıl Hurşid Yenigün ve Grubu tarafından ‘Cafer Orta Direk’ adını taşıyan bir müzik albümü çıkartılmıştı. “Ah ah ah. Oh oh oh. Üf üf üf “diye başlayan bu albüm o dönemde en çok dinlenen şarkıların arasındaydı. Her yerde ‘Ortaya Cafer Ortaya’ şarkısı çalınıyordu. Fıkır fıkır olan bu şarkı Antalya’da da çok popüler olmuştu. Albümün kapağındaki orta direk vatandaş kazığa oturtulan bir adam şeklinde tasvir edilmişti. Sabit gelirli bir memurun durumunun anlatıldığı Orta Direk Şaban filminin afişi de Kemal Sunal’ın kazığa oturtulan karikatürüyle tasvir edilmişti.

akdenizgercek-orta-direk-5.webp

Üstelik bu duruma bildiğim kadarıyla Turgut Özal tepki de göstermemişti. Dava da açmamıştı. Eleştirilere açık hoş görülü bir siyasetçiydi Özal. Ben o zamanlar Antalya Lisesi’nde öğrenciydim. Aradan 41 yıl geçmiş. Bu 41 yılın son 23 yılı kısa adı AK Parti olan Adalet ve Kalkınma Partisi’nin iktidarıyla geçti. Ülkeyi ‘3 Y’ adını verdikleri yasaklarla yoksullukla ve yolsuzlukla mücadele ederek kalkındıracaklarını söyleyerek iktidara gelen AK Parti döneminde kişi başına düşen milli gelirin 17 bin doları aştığı söyleniyor. Ama ortada tuhaf da bir durum var. Çünkü böyle bir para çoğu sabit gelirlinin eline geçmiyor. Örneğin çalışanların büyük çoğunluğu asgari ücretli. Yaklaşık16 milyon emeklinin çoğu 20 bin liranın altında maaş alıyor. İnternette dolaşan veriler doğruysa şayet emeklilerin sadece yüzde dördü 25 bin liranın üzerinde maaşı alıyormuş. Onlar da muhtemelen milletvekili emeklileri ile üst düzey yöneticilerdir. Geçtiğimiz yıllara kadar emekliler aldıkları maaşla turistler gibi gezip tozmaya para harcayamasa da parklarda banklarda oturup evlerinden termoslarla getirdikleri çayları içip vakit geçirebiliyordu. Şimdi o bile lüks oldu birçok emekli için. Artık parklarda banklarda bile oturamıyorlar. Çünkü aldıkları maaş yetmediği için onlar da çalışıyorlar. Parklarda oturacak vakitleri bile yok artık çoğunun. Ama nereye kadar çalışacaklar? Çoğunun sağlığı bile el vermiyor daha fazla çalışmaya. Geçtiğimiz ay İstanbul Beyoğlu’nda üç harfli bir marketten çıkarken üzücü bir olayla karşılaştım. 70-80 yaşlarında zayıf, yaşlı bir kadın kiraz büyüklüğündeki 3 adet domatesle bir ekmek almıştı. Çünkü elinde sadece 20 lirası vardı. Domatesin kilosu 89 liraydı. Ekmek 15 lira. Domatese verecek 5 lirası kaldığı için 3 domates almış. Bir hafta kadar sonra o markete tekrar gittim. Kasiyer genç kıza sordum.

akdenizgercek-orta-direk-4.webp

Meğer o kadın emekli maaşıyla geçinemediği için apartmanlara temizliğe gidiyormuş.” Öyleleri çok var “dedi kasiyer genç kız. Ama ülkeyi idare edenler kişi başına düşen gelirin 17 bin doları aştığını söylüyorlar. Peki kişi başına düşen gelir 17 bin doları aşıyorsa bu paralar kimin cebine gidiyor? Böyle bir parayı herkes almış olsa ülkede açlıktan söz edilebilir mi? Orta direk iddia edildiği gibi çökebilir mi? Gelir dağılımındaki adaletsizlikten söz edilebilir mi? Yaşlı bir kadın kiraz büyüklüğündeki 3 domatesle kuru ekmeğe muhtaç edilebilir mi? İnanmayan gidip Taksim meydanına baksın. Ufacık ufacık çocuklar gece yarıları sokaklarda su satıp para kazanmaya çalışıyor. Çöp topluyor. Bazılarının ayağında ayakkabı bile yok. Parası olan çocuğunu gece yarısı sokağa salar mı? Yaşananlara bakınca 1980’lerdeki Orta Direk Şaban ile Ortaya Cafer ortaya şarkısı gözümün önüne geliyor. Hani diyorlar ya: Nereden Nereye

akdenizgercek-orta-direk-1.webp

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız