Kalleşçe Öldürülen Türk Başbuğları -27
Bu arada dörtlü elebaşı; İngiliz Sefiri Sir Alyont’la temasa geçerek, her ihtimale karşı – aksi bir durumda kendilerini alıp İngiltere’ye götürmek üzere bir geminin boğaz girişinde hazır bulundurulmasını istediler. İngiliz Sefiri Sir Alyont onlara; daha da güvenli olur diye, Dolmabahçe sarayının önünde bir geminin hazır bulunacağını bildirmiştir. Dolmabahçe Sarayı kuşatma altına alındı. İlginçtir (belki de ilginç değil beklenendir) Sultan Aziz’i kuşatma altına alan askeri birlikte hiç Türk kökenli asker yoktur! Ordu kandırılmış, emir verilerek kışlalarında sanki hapsedilmiş, halk aldatılmıştır. Sultan Aziz’in tahttan indirilmesi ile ilgili yaptıkları şu açıklamaya bakın: “Bütün Hıristiyan ve Müslümanların ittifakıyla bu ihtilal yapılmıştır.” Hıristiyan kısmı doğru, aslında kimlerle iş birliği içinde olduklarının bir itirafıdır bu açıklama. İşin içine Müslümanları katmaları ise tamamen kasıtlıdır… Sultan Aziz’i tahttan indirdiler yerine; korkak, yönlendirilmeye hazır hatta akıl sağlığı bozuk ve de mason locasına kayıtlı Veliaht Murat’ı, 5. Murat Han unvanıyla tahta çıkardılar…
Kötülüğün güçleri ve ortakları olan Haçlılar için bu kadarı yeterli değildi. Ya bir şekilde Sultan Aziz tekrar devletin başına geçerse! Böyle bir riski göze alamazlardı, Sultan Aziz öldürülmeliydi.
Sultan Aziz Feriye sarayına sevk edildi. Bir odada yalnız yaşaması için gerekli önlemler alındı. Ve tasarlandığı şekilde, önceden parayla tutulan üç katil’e (Süvari Mustafa Çavuş, Yozgatlı Mehmet ve Cezayirli Mustafa) son emir verildi. Bu üç kişi, güçlü – kuvvetli pehlivan kişilerdi. Sultan Aziz’i güç bela zapt edebilmişler, mücadele sırasında bileklerinden keserek, kan kaybından ölümüne sebep olmuşlardır. Kısa sürede Feriye sarayına gelen Hüseyin Avni Paşa; rapor hazırlamak üzere gelen doktorlardan bazılarının cesedi incelemek istemesine şiddetle karşı çıkmış: ‘Bu Ahmet ağanın, Mehmet ağanın cesedi değildir. Cihan Sultanı bir Padişahın cesedidir. Cesedin her tarafını size gösteremem” diyerek, sıradan bir ceset için yapılması gereken incelemelere bile engel olmuştur. Ve hemen her tarafa haber yollanarak, Sultan Aziz’in bileklerini keserek intihar ettiği haberi yayılmıştır. Sonra da bu intihar yalanı resmen açıklanmıştır…
Biliyorum, bu konuda yeterli bilgisi olmayanlar, katillerin sonunun ne olduğunu merak etmişlerdir. Kısaca yazayım: Askeri yönden ve sivil kurumlar açısından gerekli önlemleri almış olan dörtlü çete, artık kendilerini güvende hissetmektedirler. Yine de sorun olabilecek ufak tefek hususlarda da önlemler almayı ihmal etmiyorlardı. İşte bunlardan biri; Sultan Aziz’in kayın biraderi (Neşerek Kadınefendi’nin kardeşi) Yüzbaşı Hasan, Şehzade Yusuf İzzettin Efendinin yaveri idi.
Eniştesinin hunharca öldürülmesini içine sindiremeyen Yüzbaşı Hasan, öç alma girişiminde bulunursa (öyle bir kişiliği vardı) halk arasında kargaşa olur diye onu, merkezi Bağdat’ta olan 6. Orduya tayin ettiler. Yüzbaşı Hasan tayin emrini dinlemedi. Tutuklayıp hapse attılar. Açıktan meydan okumanın işe yaramayacağını anlayan Yüzbaşı Hasan; tayin edildiği görevine gideceğini söyleyerek tutuklu kalmaktan kurtulmuştur… Bakanlar kurulu üyeleri, sözde çeşitli devlet işlerini görüşmek üzere Mithat Paşa’nın Beyazıt’taki konağında 15 Haziran gecesi toplandılar. Toplantıyı haber alan Yüzbaşı Hasan;
DEVAMI VAR