Sır ve Şantaj
Sırlar ve gizemli olan her şey, insanlık tarihinin en güçlü itici güçleridir. Zira insan zihni, bilinmeyeni çözmeye ve perdenin arkasındakini görmeye programlanmıştır. İnsanoğlu fazlasıyla meraklıdır.
Bilgi çağında yaşamamıza rağmen, her şeyi bilme arzusu ve saklı kalana duyulan merak, edebiyattan bilime kadar her alanda ruhumuzu beslemeye devam eder.
Sır saklamak, taşınması en zor zihinsel yüklerden biridir. Sır, insan ruhunda taşınması güç bir ağırlık yaratır. Paylaşılmayan her büyük bilgi, zamanla insanın iç dünyasında bir kale veya bir hapishane inşa eder.
Ama öte yandan, bir sırra, bir bilgiye tek başına sahip olmak, insana geçici bir kontrol ve güç hissi verir. Tabii bu güç, bazen de şantaj yapmaya kadar da gidebilir!
Öte yandan edebiyatta ve sinemada sırlar ve gizemler; okuyucuyu ve izleyiciyi merak dürtüsü ve dedektiflik arzusuyla kendine çeker. Çünkü herkes bulmacayı çözmek ister.
Sır söyleme ve sır saklama, tarih boyunca bilgelerin, filozofların ve edebiyatçıların, insan ilişkilerini, güveni ve iradeyi anlamlandırmak için, en çok üzerinde durduğu konulardan biri olmuştur. Tarihe yön veren isimlerin bu konudaki sözleri, bir sırrı içerde tutmanın zorluğunu ve onu dışarı bırakmanın doğurabileceği tehlikeleri net bir şekilde özetler.
Bir sırrın güvende kalmasının tek kesin yolu, onu hiç kimseyle paylaşmamaktır.
“Sırrın senin esirindir; onu söylediğin zaman, sen onun esiri olursun.” Diyor Hz. Ömer.
“Üç kişi bir sırrı saklayabilir, eğer ikisi ölüyse.” Diyor Benjamin Franklin’de.
Sır saklayabilmek, yüksek bir karakter, zihinsel olgunluk ve güçlü bir irade göstergesidir. İradeli ve erdemli insanlara göredir.
Bu konuda; “İnsanın liyakati, sakladığı sırlarla ölçülür.” Diyen Balzac, bu görüştedir.
Plutarhos ise; “Sır saklamak, ruhun disiplinidir.” Der.
Ama sır söylemenin veya ifşa etmenin çok büyük tehlikeleri de vardır. Ağızdan çıkan bir sır, bir daha asla geri döndürülemeyecek bir güce ve yıkım potansiyeline sahip olur. Hele bu sırlar, gücü ele geçirmek ve kişi üzerinde hakimiyet kurmak isteyen bir şantajcının elindeyse, asıl felaket o zaman başlar!
“Ağızdaki sır, eldeki oka benzer. Bir kez fırlatıldı mı, artık ona yön veremezsin diyor Kutadgu Bilig.
Her ne kadar; “Başkalarının sırlarını ifşa eden, kendi itibarını yok eder.” Diyen Voltaire gibiler onları ayıplasa da şantajcılar buna aldırmazlar.
Sır ve Şantaj, gücün kötüye kullanılması ve psikolojik manipülasyonun en karanlık birleşimidir. Çünkü şantaj, bir sırrın ifşa edilme tehdidi üzerinden beslenir. Şantajcı için kurbanın sırrı bir “silah”, kurban içinse bu durum, aşırı “stres, utanç ve çaresizlik” kaynağıdır. Günümüzde siber şantaj da insanlar için tehdit kaynağıdır.
Herkes şantaj kurbanı olabilir. Bir siyasetçi, bir bürokrat, toplum içinde tanınan birinin sırları, eğer bir şantajcının eline geçerse, o kişi üzerinde güç sahibi olması, gücünü onun üzerinde kullanması kaçınılmazdır. O yüzden kirli sırları olanların belli yerlere gelmesi ve bağımsız hareket etmesi zordur. Günümüzde pek çok insan, şantajcıların tehdidi altındadır.