Bir Varmış Bir Yokmuş…

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:
Bir Varmış Bir Yokmuş…

Hayatın en büyük ironisi, aslında bir masal cümlesine sığmasıdır: “Bir varmış bir yokmuş.” Bu söz, çocukluğumuzda dinlediğimiz masalların girişinde kulağımıza hoş gelirken, bugün yaşamın gerçeğini hatırlatıyor. Çünkü hayat, sürprizlerle dolu bir sahne. Bir gün varız, bir gün yokuz; bir gün güleriz, bir gün ağlarız.
Ama asıl mesele, başımıza gelenler değil, onlara verdiğimiz tepkilerdir. Bir söz tutulmadığında içimizdeki güven kırılır, bir iyilik gördüğümüzde kalbimiz genişler. Bir kayıp yaşadığımızda sabrımız sınanır, bir mutlulukla karşılaştığımızda coşkumuz taşar. İşte bu tepkiler, hayatın akışını belirler. 
Bizim hikâyemiz, olayların kendisinden çok, onlara verdiğimiz cevaplarla yazılır.
Bugün baktığımızda, toplumda da aynı tabloyu görüyoruz. İnsanların birbirine karşı sorumluluklarını yerine getirmemesi, verilen sözlerin tutulmaması, güveni zedeliyor. Oysa yaşamın özü, güven üzerine kuruludur. 
Bir varmış bir yokmuş derken, bu söz aslında bize şunu hatırlatıyor: hiçbir şey kalıcı değil, ama her şey anlamlı.
Yaşamın sürprizleri karşısında, tepkilerimizle kendi masalımızı yazıyoruz. Ve bu masal, sadece bizim değil, dokunduğumuz insanların da hikâyesine dönüşüyor. Önemli olan, bu kısa yolculukta iz bırakabilmek, kalplere dokunabilmek değerli.
Hayat bir masal gibidir; başlangıcı sürpriz, sonu bilinmez. Ama biz, kendi masalımızın anlatıcılarıyız. Ve her nefesimizle, her duygumuzla bu masalı yeniden yazıyoruz. 
Saygılarımla…
 

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız