Antalya
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
25°

Maraş: Unutulan Değil, Yüzleşilmeyen Bir Katliam

YAYINLAMA:
Maraş: Unutulan Değil, Yüzleşilmeyen Bir Katliam

Bundan tam 47 yıl önce, 19–26 Aralık 1978 tarihlerinde Maraş’ta insanlık tarihine kara bir leke sürüldü. Yüzlerce Alevi yurttaş; çocuk, kadın, yaşlı demeden, devletin gözleri önünde barbarca katledildi. Bu bir “olay” değil, adı konmamış bir soykırımdı.

Katliam sırasında daha fazla can gitmesin diye direnenler, yani mağdurlar yargılandı, yıllarca cezaevlerinde çürütüldü. Katliamın elebaşları ise ödüllendirildi; milletvekili yapıldı, itibarlı koltuklara oturtuldu. Katiller kahraman, katledilenler suçlu ilan edildi. Bu adaletsizlik, yalnızca Maraş’ta değil, bu ülkenin vicdanında da derin bir yara açtı.

Maraş Katliamı’nın ardından Alevi toplumu yurtlarından edildi. Evlerini, topraklarını, mezarlarını geride bırakmak zorunda kaldılar. Kimisi başka şehirlere, kimisi başka ülkelere sığındı. Bugün ise boşaltılan bu topraklara, Suriye’den getirilen El Kaide ve IŞİD artığı unsurların yerleştirildiğini görüyoruz. Tarihin ironisi değil bu; bilinçli bir yüzleşmeme hâlinin sonucu.

Tam 30 yıl boyunca Maraş’ta tek bir anma yapılamadı. Şehitlerimizin adı şehir merkezinde anılamadı. 17 yıl önce ilk kez Maraş merkezinde bir anma yapmak istedik; yine saldırıya uğradık. Valilik, saldırganları değil, anmayı yasakladı. O günden beri şehir merkezinde anma hâlâ yasak. Sadece Yörükselim’deki cemevinin bahçesinde, dar bir alana sıkıştırılmış bir hafızaya izin veriliyor.

Ama asıl acı olan şu:
47 yıldır biz Aleviler, istisnasız her yıl Maraş’ı andık, kınadık, hatırlattık. Fakat Sünni canlarımızdan, kendini devrimci, ilerici, çağdaş olarak tanımlayan kesimlerden — birkaç onurlu istisna dışında — neredeyse kimse yanımızda olmadı. Bu yokluk, katliamın kendisi kadar yaralayıcıdır. Çünkü yalnız bırakılan hafıza, ikinci kez öldürülür.

Bu yıl ise farklı bir şey oldu. Antalya’da, başta Hüsnü Şahin ve arkadaşları olmak üzere çok sayıda insanın katılım göstermesi, yıllardır içimizde taşıdığımız umudu yeniden kıpırdattı. Demek ki bu ülkenin vicdanı tamamen susmamış. Demek ki bir daha bu tür katliamların yaşanmaması için hâlâ bir ihtimal var.

Türkiye, geçmişiyle yüzleşmeden iyileşemez. Maraş’ta, Çorum’da, Sivas’ta yaşananları inkâr ederek kardeşlik kurulamaz. Soykırımların yaşandığı yerlere barış anıtları dikilmeden, devlet sorumluluğunu kabul edip özür dilemeden, gerçekler konuşulmadan bu topraklarda toplumsal barış sağlanamaz.

Unutmadık.
Unutturmayacağız.
Ama artık yalnız da kalmak istemiyoruz.

Çünkü adalet, ancak birlikte hatırlanırsa mümkündür.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız