Antalya
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
26°

Lockheed C-130 Hercules

YAYINLAMA:
Lockheed C-130 Hercules

Önce medyadaki tanımı düzeltelim: Bu uçak kargo uçağı olarak tanımlanmaz, uçağın Türk Ordusundaki adı hafif taktik nakliye (ulaştırma) uçağıdır.

C-160, Türk Hava Kuvvetleri'nin emektar ve çok yönlü yük beygirlerinden biridir. Envanterde çoğunlukla C-130B/E modelleri bulunmaktadır. Türkiye'nin İngiltere'den 12 adet C-130J Super Hercules tedarik etme süreci devam etmektedir. Taktik görevlerde, hava indirme, arama kurtarma ve insani yardım görevlerinde kullanılır. Yaklaşık yirmi ton yük veya doksan asker taşıyabilir. Uçakların ömrünü uzatmak ve kabiliyetlerini artırmak için Erciyes Projesi kapsamında modernize edilmektedir.

Bu uçağın daha büyüğü C160 Transall’dır ancak envanterden kaldırılmıştır. Onun yerine şimdi Airbus A400M Atlas vardır. Stratejik nakliye uçağıdır. Askerler kendi aralarında ona Koca Yusuf adını vermişlerdir. Her ikisi de tank nakledebilir.

Envanterdeki nakliye uçaklarının daha küçüğü ve üçüncüsü CASA CN-235 hafif nakliye ve özel görev uçağıdır. Daha küçük ölçekli ve kısa mesafeli nakliye görevleri için kullanılır. 25 yıl önce TUSAŞ (TAI) tesislerinde lisans altında üretilmeye başlanmış olan uçaktır. Yaklaşık altı ton kargo veya elli asker (bir piyade takımı) taşıyabilir. Bu arada Sayın Tek adamın gittiği yurt dışı gezilerinde gidilen ülkeye makam aracını da nakleden uçaklardır.

Uçakların özetini yaptıktan sonra gelelim 20 şehit verdiğimiz kaza olayına. Daha uçağın kara kutusu bulunmadan, içinde kaç kişi olduğu tam öğrenilmeden yüzlerce şüphe, yüzlerce yorum, yüzlerce dedikodu yapılmıştır. Bu ne yazık ki bizim medyada bir alışkanlık haline geldi. Bu tür acı haberin önüne ya da arkasına sorular sokmak, habercilik sayılmaya başlandı.

Bakım esnasında iyi sıkılmamış bir somun, titreşim etkisiyle yerinden çıkabilir ve zincirleme olarak motor ya da aktarma organlarından birinin yerinden sökülmesiyle kazaya neden olabilir.
Hava araçlarına sahip olmaktan önce daha önemli şeylere sahip olmak gerekiyor. Her cins hava aracı bakım sistemleriyle birlikte satın alınır. Pahalı olmasının nedenlerinden biri de budur.

Yolcunun değeri pilotun değerinden daha yüce ise pilotun değeri de nasıl uçağın değerinden daha önemliyse, bakım personelinin yetiştirilip eğitilmesi de o kadar önemlidir ve bu değerlerin hepsi bir kişinin değil "yetkin aklın" ortak kararıyla oluşur. Havacılık, denizcilikten daha karmaşık, daha dikkat ve para isteyen bir sektördür. Hele hava araçları savaş ve doğal felaketlerde kullanılmak için üretilmişse görevi sürdürülebilirlik maliyeti daha da yükselir.

Artık bir orduların gücü eskisi gibi kara gücü miktarıyla değil hava gücü unsurunun kalitesiyle ölçülmektedir. Bu konuda Amerikan Hava Kuvvetleri dünyada liderliği elinde tutmaktadır. Maddi gücünüz kaliteyi, kaliteniz de maddi gücünüzü besler. Bu döngü böyle devam eder. Kısaca ekonomik gücünüz ulusal güç unsurlarının başında gelir. Ekonomik gücünüz yoksa, moral gücünüz, askeri gücünüz, kültürel gücünüz de yoktur.

Devlet Bahçeli düşen askeri uçak için yapılan yorumlara çok kızmış ve hatta yorum yapanları neredeyse vatan hainliği ile suçlamış. Bu tür facialarda millet sosyal medyada yorum yapıyor, tahmin yürütüyorsa ona ve biat ettiği tek adama güvenmediği için yorum yapıyor. Gerçi onun adamı bu yorumları ve eleştirileri zaten ilgilenmiyor ya! Ben onun yerine olsam Hv.K.K. istifa etsin derdim.

Toplumsal ve kişisel yaşamda, “Yanlış olduğunu bile bile yanlışı savunmak çok kötü hallere neden olabilir.” Zaman kaybetmemek maksadıyla Tek adam sistemine geçen Türkiye, zaman kaybetmenin ötesinde, zamanın çok daha gerisine düşmüştür. Geminin su aldığını kaptan da biliyor artık. Türkiye bir an önce seçime gidip Tek adamın verdiği zararları ortadan kaldırarak, Cumhuriyete ve Ulusa yakışan parlamenter sisteme zaman kaybetmeden geçmelidir.

Çalışacaksınız, çalmadan çırpmadan kazanacaksınız. Bulunduğunuz toplum kendi yönetimini kendi seçip uygulayacak derecede eğitimli ve özgür olacak ki, hava araçlarınız böyle sık sık düşmeyecek! Yoksa her seferinde Rusya düşürdü diye sayıklar ve daha çok şehit cenazelerinde ağlarsınız.

Silah arkadaşlarıma selam olsun, yakınlarına ve arkadaşlarına sabır diliyorum!

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız