Antalya
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
23°

Görünmez Hükümet ve Görünmeyen Sorular

YAYINLAMA:
Görünmez Hükümet ve Görünmeyen Sorular

Bize Ne Düşüneceğimizi Değil, Neyi Düşüneceğimizi Söylüyorlar

NATO tartışılıyor.

Avrupa Birliği tartışılıyor.

Yeni dünya düzeni tartışılıyor.

Peki biz neyi tartışıyoruz?

Çoğu zaman bir siyasi partinin iç meselesini.

Bir kongreyi.

Bir koltuk kavgasını.

Bir açıklamayı.

Gündem kalabalık ama ufuk dar.

Yaklaşık bir asır önce E. Bernays, modern toplumun karmaşıklığı içinde kamuoyunun görünmez mekanizmalar tarafından yönlendirildiğini yazıyordu. Bugün mesele insanların ne düşüneceği değil; neyi düşünmeye değer bulacağıdır.

Perde Arkasındaki Güç

"Doktorun tavsiyesinin arkasında hangi şirket var?"

"Bir araştırmayı kim finanse etti?"

"Bir kampanyanın parasını kim ödedi?"

Bu sorular komplo teorisi değil, demokratik denetimin başlangıcıdır.

Sorun görünmez güçlerin varlığı değil; görünmez kalmalarıdır.

Şeffaflık olmayan yerde vatandaş bilgiyle değil, algıyla karar verir.

Kahramanlar mı, Kurumlar mı?

Toplumların olgunluğu, liderlere duyduğu hayranlıkla değil, kurumlara duyduğu güvenle ölçülür.

Biz ise hâlâ kişileri tartışıyor, kuralları ihmal ediyoruz.

Oysa asıl soru şudur:

Siyasetin finansmanı nasıl denetleniyor?

Siyasi partiler kime karşı mali sorumluluk taşıyor?

Etik kurallar neden kişilerin vicdanına bırakılıyor?

Bu sorular cevapsız kaldıkça her seçim yeni bir umut, her hayal kırıklığı yeni bir kahraman arayışı üretecektir.

Asıl Gündem

Türkiye'nin ihtiyacı yeni bir kurtarıcı değil, daha görünür bir sistemdir.

Şeffaf siyaset.

Güçlü denetim.

Siyasi etik.

Hesap verebilirlik.

Parti finansmanında açıklık.

Cumhuriyet'in en büyük vaadi de budur: kişilerin değil, kurumların egemenliği.

Eğer vatandaşın dikkati sürekli günlük siyasi polemiklere çekilirse, yapısal sorunlar görünmez olur. O zaman herkes semptomlarla uğraşır, kimse hastalığın kendisini konuşmaz.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız