Ben Dönmeden Bay Kemal Döndü!
Hac ziyaretimiz sebebiyle bir ayı aşkın süredir siz değerli okurlarımızdan ayrı kaldık. Yüce Yaratıcımızın, Âl-i İmrân suresinin 97. Ayetinde buyurduğu; ‘’Gitmeye gücü yetenin o evi ziyaret etmesi, Allah’ın insanlar üzerinde bir hakkıdır. Kim inkâr ederse bilmelidir ki, Allah hiçbir şeye muhtaç değildir’’ emri ilahisince hamd olsun mukaddes beldeleri ziyaret ettik.
Dualarımızda aziz vatanımız ve milletimizin her türlü afet ve belalardan kurtulmasını niyaz ettik. Arzu eden tüm din kardeşlerimizin Beledü'l-Emîn olarak nitelendirilen İslam’ın doğduğu toprakları görmesi dileğinde bulunduk.
Kutsal ziyaretimize ilişkin notları bu yazımda sizlerle paylaşmak istiyordum. Ancak; CHP kurultayıyla ilgili mutlak butlan kararı verilip Kemal Kılıçdaroğlu’nun -yargı eliyle- tekrar Genel Başkanlığa getirilmesi sebebiyle ‘Hicaz Notları’ başlıklı yazımı daha sonra sizlerle paylaşacağım.
Evet, ben Hac’dan dönmeden Bay Kemal geri döndü!
Ama, nasıl bir dönüş! Hani eskiden derlerdi; ‘’dönüşüm muhteşem olacak!’’ diye… Ona benzer bir ifadeyle, dönüşü gerçekten tarihe geçti Bay Kemal’in!
103 yıllık ‘’Asırlık Çınar’’ CHP’nin kapısını polis zoruyla açtırarak kurultayda kaybettiği koltuğuna yargı kararıyla geri dönmeyi başardı Bay Kemal!
Yaklaşık 1 yıl önce 28 Haziran 2025 tarihinde ‘’Mutlak Butlan’’ başlıklı köşe yazımda aynen bu günleri görür gibi yazmıştım... Buyurun tekrar hatırlayalım:
… bu dava siyasidir... Bu dava, CHP’yi bölerek muhalefeti yeniden dizayn etme çabasının bir ürünüdür.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 50 yıldır siyasetin içinde olan tabiri caizse ‘’Siyasi Deha’’dır! AKP’nin oyları her geçen gün düşerken, zirvede kalmasını bilen Erdoğan, muhalefeti de istediği gibi yönlendirmekte ve siyasi tabloyu istediği şekle sokabilmektedir.
CHP, toplumsal muhalefeti konsolide edebildiği takdirde bugün için Recep Tayyip Erdoğan’ın yeniden Cumhurbaşkanı seçilmesi yolundaki en büyük engeldir. İşte bu nedenledir ki; CHP karışmalıdır... CHP bölünmelidir... CHP halkın umudu olma özelliğini kaybetmelidir.
Kılıçdaroğlu, CHP Genel Başkanlığına tekrar getirtilirse izleyeceği strateji ile ya CHP tarihinde, Atatürk’ten sonra ismi altın harflerle yazılacak bir lider olacak ya da ismi anılmak bile istenmeyen siyasi bir mevta olarak tarihin tozlu sayfalarında yerini alacaktır.
Bu nedenle, Kemal Kılıçdaroğlu, mahkeme kararıyla CHP’nin başına tekrar getirilirse derhal partiyi olağanüstü kurultaya götürmeli ve aday olmayacağını açıklamalıdır.
23 Temmuz 2025 tarihli ‘’Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Olsun!’’ başlıklı köşe yazımda ise Bay Kemal’in AKP iktidarına hizmette kusur etmediğine işaret ederek şu ifadeleri kullanmıştım:
…Devlet Bahçeli’nin açıklaması doğrultusunda; Cumhurbaşkanının iki yardımcısı olursa şayet, Alevi kontenjanından Kemal Kılıçdaroğlu bu görev için biçilmiş kaftandır! O’nu önersin.
Kemal Kılıçdaroğlu; Hem Alevi... Hem Devlet Bürokrasisini çok iyi biliyor, hem de 2023’te Cumhurbaşkanı Adayı olmuş ve Recep Tayyip Erdoğan’a yeni bir 5 yılı altın tepside sunmuştu!
CHP’ye ‘’Kayyım Genel Başkan’’ atanacağına, Cumhurbaşkanı Yardımcılığına atansın daha isabetli olur!
Cumhuriyeti kuran CHP’nin, Kurucu ve ebedi lideri Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere bugüne kadar 8 Genel Başkanı olmuştur. Atatürk, sadece Büyük Türk Milletinin değil tüm insanlığın gönlüne ismini altın harflerle yazdırmış bir liderdir.
Sonraki Genel Başkanlar ise partili partisiz toplumun gönlünde takdir kazanırken, Bay Kemal demokrasiye inanmış hemen herkesin haklı tepkisini ve nefretini üzerinde toplamıştır.
3 günlük beylik için 78 yıllık yaşamını milletin gönlünde ‘nefretle’ tamamlamak Bay Kemal’e yakışmamıştır doğrusu. Ne diyelim? Boşuna dememişler ‘’kişi kendini vezir de eder, rezil de eder’’ diye!
Önerimi bir kez daha tekrarlıyorum; Bay Kemal Cumhurbaşkanı Yardımcılığına getirilsin. Sayın Cumhurbaşkanı ‘’Otur!’’ dediğinde oturacak, ‘’Kalk!’’ dediğinde kalkacaktır eminim!
Ömrünün son baharında ‘siyasi mevta’ olmadan önce Cumhurbaşkanı Yardımcısı olmak Bay Kemal’in hakkı değil mi sizce?