Antalya
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
25°

İPİN UCUNU NEREDEN TUTTUĞUMUZ MESELESİ

YAYINLAMA:
İPİN UCUNU NEREDEN TUTTUĞUMUZ MESELESİ

Bazı cümleler vardır, insanın aklında durmaz;

Bir yere takılır.

Dostoyevski’nin o cümlesi de onlardan biri.

“Bir iple intihar da edebilirsin, salıncak da kurabilirsin. Hayatın ipleri senin elinde.”

İlk bakışta serttir. Hatta biraz acımasız.

Ama insan yaş aldıkça fark eder ki, cümlenin sertliği hayattan değil, bizim bakışımızdan gelir.

Çünkü hayat, çoğu zaman bize büyük sürprizler yapmaz.

Aynı işi verir, aynı ilişkiyi, aynı yalnızlığı, aynı sabahları.

Değişen şey genellikle şartlar değil, bizim ipin ucunu nereden tuttuğumuzdur.

İşte ters köşe tam burada başlar:

Biz hep ipin kalınlığıyla, sağlamlığıyla, uzunluğuyla ilgileniriz.

“Benim ipim kısa.”

“Benim ipim çürük.”

“Başkalarınınki daha sağlam.”

Oysa kimse ipin ne olduğu kadar, neye dönüştürüldüğüyle ilgilenmez.

Aynı ip, birinin hayatında düğüm olur.

Her gün biraz daha sıkar, nefesini daraltır.

“Benim kaderim bu,” der.

Bir başkası aynı ipi alır, biraz uğraşır, biraz elini acıtır belki ama bir salıncak kurar.

Ve ilginçtir: İkisi de aynı cümleyi kurar.

“Hayat çok zor.”

Hayatın adaletsizliği diye adlandırdığımız şeyin büyük kısmı, aslında sorumluluktan kaçma şeklimizdir.

Çünkü salıncak kurmak zahmetlidir.

Düğüm atmak kolaydır.

Dram hızlıdır, üretmek yavaştır.

Ve biz çoğu zaman hızdan yanayız.

Sarkastik ama gerçek bir detay var burada:

İnsan bazen ipi eline alıp hiçbir şey yapmamayı da seçer.

Ne düğüm atar ne salıncak kurar.

Sadece bakar.

Sonra da “hayat bana bir şey yapmadı” diye yakınır.

Oysa hayat ipi vermiştir;

Gerisi sessiz bir tercihtir.

Kimseye özel bir ip dokunmuyor.

Kimseye gizli bir kullanım kılavuzu da verilmiyor.

Hepimiz aynı belirsizlikle, aynı ihtimallerle baş başayız.

Farkı yaratan şey, ipin ucunu boğazımıza mı götürdüğümüz, yoksa gökyüzüne mi bağladığımız.

Belki de mesele şu:

Hayatın bize ne verdiğinden çok, bizim onunla ne yapmaya cesaret ettiğimiz.

O yüzden soruyu en yalın hâliyle bırakmak lazım:

Elindeki ipten sen ne yaptın?

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız