Bazı kentler vardır; onları akıllarda tutan yalnızca denizi, dağı ya da güneşi değildir. Bir efsane, bir hikâye, bazen de o hikâyeyi yaşatan bir sanat eseri, o kentin kimliğinin ayrılmaz bir parçası haline gelir. Kemer’de Çınarlı Kavşağı’na Sevgililer Günü öncesinde yerleştirilen heykel de işte böyle bir yolculuğun ilk adımlarını atıyor. Medyada yanlışlıkla "Hanna" olarak anılan eserin doğrusu Henna Heykeli'dir. Bu anlamlı eser, Muharrem Nalçacı'nın "Kemer'de Mitolojik Bir Aşk Hikayesi B. İskender’in Phaselis'e Dönüşü" başlıklı romanından (Göl Kitap Yayıncılık / 2020) esinlenerek hayata geçirilmiştir.
Eyfel Örneği ve Zamanın Hakemliği
Emekli diplomat Gürsel Demirok, esere yönelik ilk eleştirileri değerlendirirken şu ifadeleri kullanıyor:
"Paris’in bugün en önemli simgesi kabul edilen Eyfel Kulesi de inşa edildiği dönemde ağır eleştirilere maruz kalmış, hatta kaldırılması gerektiğini savunanlar olmuştu. Aradan geçen yıllar ise en doğru hakemin zaman olduğunu gösterdi."
Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından, Kemer Belediyesi’nin destekleriyle kente kazandırılan eserin zaman içinde benimsendiğini belirten Demirok, heykelin alanına yerleştirilen çok dilli panolar ve dijital altyapı sayesinde ziyaretçilerin efsaneyi kendi dillerinde öğrenebildiğini vurguluyor.

Fırtınalı Bir Geceden Doğan Büyük Aşk: Menekşe Gözlü Henna
Faselis açıklarında fırtınalı bir gecede seyreyleyen korsan gemilerinin batmasıyla başlar her şey. Gemiden sağ kurtulan, 17-18 yaşlarında, buğday tenli, kumral saçları omuzlarına inen ve gözleri güneşten gelmiş gibi parlayan genç, baygın halde sahile çıkar. Faselisliler tarafından yaşlı Hali Teyze'nin evine taşınan bu gence deryadan geldiği için "Deryanus" adı verilir. Hali Teyze’nin iki kızı vardır: Henna ve Salina. Henna, Faselis'in en güzel kızlarındandır. Omuzlarından aşağı beline kadar salınan üzüm siyahı saçları ve "menekşe rengi gözleriyle" gençlerin aklını başından alır.
Genci tedavi eden Henna, şimdiye kadar hissetmediği sıcak bir şeyler hissetmeye başlar. Sahilde çam ağacına konan bir martı onu "Ona aşık olma, o korsan senin felaketin olacak" diye uyarır. Ancak dinlemezler; iyileşen Deryanus da Henna'nın "menekşe rengi gözlerine" vurulur ve evlenmeye karar verirler.
Olimpos Dağı'nda Korku İmparatorluğunun Yıkılışı
Düğün gecesi dağdan alevler yükselir, lavlar denize ulaşarak evleri yutar. Halk bunu Olimpos tanrılarının öfkesine bağlarken, bunun bir doğa olayı olduğunu savunan İskender, halkın korkusunu yenmek için Henna’yı da alarak atı Efsane’nin sırtında Olimpos dağına tırmanır. Dağdaki mağarada karşılaştıkları kâhin Togo, ona "Sen dünyaya hükmedecek olan bir Makedon savaşçısısın... Yakında Büyük İskender olacaksın" der ve doruktaki koca gövdeli üç yılandan başının üstünde siyah ben olan kör yılanı öldürmesini ister.
Zorlu bir mücadelenin ardından yılanı alt eden İskender, "Eyy Olimposlular, Korku imparatorluğunun korkak kralları! Bundan sonra hiçbir insanı ezemeyecek, onları korkutamayacaksınız..." diye haykırarak dağın tepesinde bir ateş yakar ve Phaselislilere huzuru geri getirir.
Hüzünlü Veda ve Yıllar Süren Bekleyiş
Zamanla İskender'in deryalara olan sevdası yeniden canlanır. Durumu fark eden Henna, yaşlı gözlerini sevgilisinden saklayarak "git istersen ben seni bekleyeceğim" der. Yıllar geçer, İskender dönmez. Onu umutsuzca bekleyen Henna üzüntü ve hasretten tüm güzelliğini yitirir; "menekşe gözleri" parlaklığını kaybeder, aklını yitirerek ormanda yaşamaya başlar.
Yıllar sonra Mısır'a kadar namı uzanan bir imparator olarak Phaselis'e dönen İskender, ormandaki bir mağarada tanınmaz haldeki Henna'yı bulur ve iyileştirmek için doktorlar getirir. Ancak Henna, sarılan imparatora "sen Deryanus değil İmparator İskendersin" der. İmparatorun ayrılmasından bir süre sonra, dağlarda ve sahilde sevgilisini bekleyen Henna'nın kalbi bu hasrete dayanamayarak durur. İskender'in de ölüm haberi geldiğinde halk "Sevgililer nihayet buluştu" der.
"Henna Heykeli Sadece Dünü Değil, Bugünü de Temsil Ediyor"
Gürsel Demirok kaleme aldığı değerlendirmede, efsanenin günümüzle bağını şu sözlerle özetliyor:
"Eş, İskender gibi daha büyük hedefler için, vatan için çalışmak için eşinden ayrılmak zorunda kalabilir. Bu her devirde geçerli olmuştur. Eş her daim geride sahilde eşini bekleyen sevdalı kişidir. Henna heykeli sadece dünü değil bugünü temsil ediyor."
Sahilde İskender’i bekleyen Henna gibi, bugün de nice insan askere, gurbete ya da çalışmaya gönderdiği sevgilisini sahil yollarında beklemektedir.
Turizmde Stratejik Vizyon ve Esnafa Yeni Gelir Kapısı
Büyük İskender gibi dünyaca ünlü bir figürün Kemer, Phaselis ve Tahtalı Dağı hattıyla buluşturulmasının tanıtım açısından çok isabetli bir stratejik yaklaşım olduğunu belirten Demirok, projeye yönelik eleştirilere şu yanıtı veriyor:
"Büyük İskender'i, Türkiye turizm açısından önemli bir marka haline getirir. Bu itibarla heykele 'çok masraf yapılmış', 'bu dar zamanda ne gerek vardı' şeklinde ucuz eleştirilere başvurmak yerine, heykeli bu açıdan değerlendirerek Kemer Belediyesi'ni takdir etmek gerekir. Temel amacın Kemer'i daha iyi tanıtmak, tüm zamanlarını otellerde geçiren turistleri Kemer'in içine ve çevresine çekmek olduğunu göz ardı etmemeli..."
Ayrıca Demirok, "Henna'yı sembolize eden objelerin (anahtarlık, bardak, t-shirt vb.) turistik eşya satan mağazalarda önümüzdeki süreçte satışa sunularak esnafa yeni bir gelir kapısı açılacağını unutmayalım" diyerek ekonomik boyuta da dikkat çekiyor. Yazısını şu anlamlı cümlelerle noktalıyor:
"Sonuçta kentler yalnızca yollarıyla, binalarıyla değil; hikâyeleriyle yaşar. O hikâyeleri geleceğe taşıyan ise sanattır. Henna Heykeli bu anlamda Kemer için önemli bir başlangıçtır. Benimki sadece bir öneri… Karar elbette ilgili makamların."
Phaselis İçin Heykel Önerisi: Dijitalin Ötesine Taşınmalı
İnternet sitesinde yer alan ve yapay zekâ ile tasarlanan, Phaselis kıyısındaki kayalara uzanmış Henna görseline dikkat çeken Demirok, bu fikrin fiziksel olarak hayata geçirilmesi hususunda şu görüşleri dile getiriyor:
"Doğrusu bunun yalnızca dijital bir tasarım olarak kalmaması gerektiğini düşündüm. Elbette böyle bir eser ancak bilim insanlarının, arkeologların ve koruma kurullarının görüşleri doğrultusunda, tarihi ve doğal dokuya zarar vermeyecek uygun bir noktada değerlendirilebilir. Eğer bu hassasiyet gözetilerek Phaselis çevresinde benzeri bir heykel hayata geçirilebilirse, bölgenin tanıtımına önemli katkılar sağlayacağına inanıyorum. İnsanlar sadece antik kenti gezmek için değil, efsaneyi yerinde hissetmek için de oraya gitmek isteyeceklerdir. Bazen tek bir sanat eseri, sayfalar dolusu tanıtım yazısından çok daha güçlü bir etki bırakabilir."