Aslı Dönmez
[email protected]
Hiç Yaşamadığımız Günleri Neden Özlüyoruz?
Bazen karşıma 1960’lardan bir İstanbul fotoğrafı çıkıyor. Hiç bulunmadığım bir sokak. Hiç binmediğim bir tramvay. Tanımadığım insanlar. Kadınların saçları özenli, erkeklerin üzerinde ceketler var. Bir dükkânın önünde birkaç kişi konuşuyor.
“Biz mi Yaş Alıyoruz, Yoksa Sohbetlerimiz mi Bizden Önce Yaşlanıyor?”
Bazı insanlarla yıllardır görüşürüz. Hayatımızda neler olduğunu biliriz. Çocuklarını, işlerini, huylarını, hangi konuda ne diyeceklerini bile. Hatta bazen daha cümlelerini bitirmeden verecekleri cevabı tahmin ederiz. Buna yakınlık diyoruz.
Her Yakınlığın Bir Geleceği Olmak Zorunda Mi?
Bazen biriyle çok güzel konuşursunuz. Öyle saatlerce değil. Belki on dakika. Belki yarım saat. Sonra ayrılırsınız. Ve nedense zihnimiz hemen devamını aramaya başlar:“Bir daha karşılaşır mıyız? ”“Numarasını alsa mıydım? ”“Acaba sosyal medyada bulabilir miyim?
“Serinliğin de Bir Sınıfı Var mı?”
Antalya’da ağustos ayında bazen bir mekâna girerken ilk baktığınız şey menü olmuyor. Kliması iyi mi? Dışarıda birkaç dakika yürüdükten sonra insanın kahve isteğiyle serinleme isteği birbirine karışabiliyor. Normalde önünden geçeceğiniz bir AVM biraz daha cazip görünüyor.
Biz Ne Zaman Her Şeyi Puanlamaya Başladık?
Geçenlerde bir restoranın önünde durdum. İçeri girmeden önce telefonumu çıkarıp puanına baktım, sonra yorumlara göz attım. Birisi servisin yavaş olduğunu yazmıştı. Bir başkası yemeği çok beğenmişti. Bir diğeri ise bir daha asla gelmeyeceğini söylüyordu.