Aslı Dönmez
[email protected]
Hat Sıfır
Geçenlerde İsviçre’de yapılmış ilginç bir projeye denk geldim. Baden kentinde bir otobüs sefere çıkmış. Ama öyle bildiğimiz otobüslerden değil. Hani sabah telaşıyla bindiğimiz, camdan dışarı değil de saate baktığımız, bir yandan telefona göz atıp bir yandan “Acaba yetişir miyim?
Son Görülme...
Galiba insan bir anda değişmiyor. Bir sabah uyanıp, “Tamam. Artık bitti. ” demiyor kimse. Ben en azından öyle olmadığını düşünüyorum. Sanki önce insanın içinden bir şey yoruluyor. Eskiden uzun uzun anlattığı şeyleri, bir noktadan sonra kısa geçmeye başlıyor mesela.
“Her Yarası Olan Masum Değildir”
Geçen gün ilginç bir sohbetin içindeydim. Konu birinden açıldı. Daha ilk cümlede yaptığı bir davranış konuşulurken, ikinci cümlede çocukluğuna geçildi. “Çok zor şeyler yaşamış. ”“Kimse onu gerçekten sevmemiş. ”“O yüzden böyle. ”Fark ettim ki artık birini anlatırken önce geçmişini anlatıyoruz.
“Tecrübenin Sesi Yüksek Çıkmaz”
Geçen gün bir ortamda biri büyük bir özgüvenle,Ben o işi biliyorum. dedi. Öyle emin söyledi ki. İnsan, bir an gerçekten bildiğine inanıyor. Sonra nedense aklıma yıllardır aynı işi yapan eski ustalar geldi. Dikkat ettim de. Gerçekten bilen insanlar, bildiklerini anlatmak için pek acele etmiyor.
“İnsanı Asıl Ne Yorar?”
Geçenlerde yeni bir kelime öğrendim. Ambivalans. İlk duyduğumda, Herhâlde psikoloji kitaplarının arasında kaybolup gidecek kelimelerden biridir, diye düşündüm. Sonra anlamını okuyunca, kelimenin kendisinden çok bıraktığı his ilgimi çekti.