Antalya
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
27°

Altın’ın zehirlediği topraklar ne olacak?

YAYINLAMA:
Altın’ın zehirlediği topraklar ne olacak?

Akıl izan sahibi dostlar geliniz sizinle şu altın ve siyanür meselesiyle yabancı şirketlerin marifetlerini bir konuşuverelim.

Altın, dünyanın en kıymetli metal malzemesi olduğu söyleniyor. Öyle söylüyorlar. Benim öyle geniş çaplı bir kültürüm yok. Ama çat pat gazetelerden okuduğum gerçekleri, TV’lerden işittiğimiz haberleri berberi değerlendirip Malum bugün 1 gr. altın 8 bin lirayı çoktan aştı bile. Şaşırtıcı bir durum değil mi

PEKİ ALTIN KONUSUNDA ÜLKEMİZ NEREDE BULUNUYOR, KİM YARARLANIYOR

Aldığımız bilgilere göre bu işin kurdu Kanada şirketleri. Mesela Türkçe olarak YURO GOLD maden arama şirketi. Ta Kanada'dan gelip te neden bu şirket ülke topraklarımızı delik deşik ediyor. Şirketler ülkemizde (sanırım) 20 civarındaki altın havzasında ısrarla altın arama hastası oluyor, Yer altı altın madenlerimiz üzerindeki arama işini neden kendimiz yapıp ta tonlarca altını neden ülkemize kazandırmıyoruz diye soruyor kamuoyu. Kanada şirketi binlerce ton altını alıp götürürken bize bıraktıkları yalnızca 1 ton.

Adı geçen şirket niçin kendi memleketlerinde arama yapmıyor da bizim ülkemizi seçiyorlar? Çünkü Kanada devleti diyor ki " Ben tonlarca altın için dahi bir tek ağacımı bile kestirmem"' diyor. Ayrıca ben madenlerimi işletirken ülkemin çevre hukukuna göre çevreye zarar verdirtmem " diyor.

İşte bu nedenle malum şirket ülkemize gelerek açık sistemle; milyonlarca ağacımızı keserek, milyonlarca metre küp toprağımızı yerle yeksan edip, dağlarımızı taşlarımızı oyarak ekosisteme telafisi mümkün olmayan zararlar vererek çekip gidiyorlar. Çevre kanunumuzda " kirleten temizler" ilkesi vardır.

Ayrıca CED yönetmeliğimizde de " bulduğun şekilde bırak" denilmekte ve kazı yapılan arazilerin yeniden yeşillendirilerek eski haline dönüştürmeleri gerek.

Bunları yapıyorlar mı, HAYIR….

Yine alınan bilgilere göre son dönemde altın madeni için her yıl 4500 ton siyanür kullanılıyor. Bize bırakılan altın 1 ton altın yani 1 ton altın hakkımız için topraklarımıza 4500 ton siyanür enjekte ediliş olmuyor mu....

Bu verilere göre 4500x1000=4500000: 1000=4500 gr. siyanür.

AÇIKMASI: Bu hesaplamalara göre rezervden net olarak 1gr altın için 4.5 ton siyanür kullanılıyor olmalı. Dolayısıyla topraklarımıza bir yılda 4500 ton siyanür enjeksiyonu yapılmış anlamına gelir. Eğer zaman içinde yazılı miktardaki siyanür bulaşırsa, o suları insanlar ve hayvanlar içerse muhtemeldir ki sonuç ne olabilir, En azından bir yılda kullanılan siyanürle yaklaşık olarak (1 ton su için 1 gr. siyanür hesabıyla dahi) 5000.000 insanın yok olmasına neden olabilir. Yer üstü akar suları için de sayısız fauna (her türden milyonlarca canlı) yok olabilir.

Bugünden tezi yok, esasen kimyada intihar zehri olarak kabul edilen siyanür asidi üzerinde süratle topraklarımızda bir araştırma yapılması kaçınılmazdır.

Elbette öncelikle siyanür asidiyle altın üretimine acilen engel olunmalıdır.

Yatırıma asla karşı değiliz, ancak ekolojik kirlenme, çevresel olgularla kamu sağlığının korunması esastır. (Kirlenme dikkate alınmalı)

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız