"Perde kapanınca"
Geçen gün internette eski sahne kayıtlarının arasında dolaşırken karşıma Figaro'nun Düğünü çıktı.
Bir an durdum.
Yıllar önce Ankara’da bir sahnede izlemiş miydim…
Yoksa sadece atmosferi mi zihnimde kaldı emin değilim.
Ama bazı eserler vardır.
Konusunu tam hatırlamazsınız belki…
Fakat bıraktığı hissi yıllarca içinizde kalır.
Figaro’nun Düğünü de tam öyle bir şeydi.
İlk bakınca insan onu bir aşk karmaşası sanıyor.
Biraz yanlış anlaşılma, biraz entrika, biraz kıskançlık…
Ama izledikçe fark ediyorsunuz ki mesele aşk değil aslında.
Mesele güç.
Çünkü oyunun merkezindeki Kont…
Sadece canı istediği için insanların hayatına müdahale edebileceğini düşünüyor.
Çünkü alışmış.
İstediği şey olsun, insanlar ses çıkarmasın, sistem onu korusun istiyor.
Ve dürüst olalım…
Aradan yüzyıllar geçmiş olsa da bazı insanlar hâlâ aynı yerden kibirleniyor.
Sadece şatolar değişiyor.
Unvanlar değişiyor.
Kostümler değişiyor.
Ama o “Bana bir şey olmaz.” duygusu hiç değişmiyor.
Belki de insanlık tarihinin en tehlikeli cümlesi bu zaten.
“Nasıl olsa kimse bana karşı gelemez.”
İşte tam burada Kontes giriyor hikâyeye.
Ve bence oyunun en etkileyici tarafı da bu.
Çünkü Kontes bağırarak kazanmıyor.
Kriz çıkararak da değil.
İntikam naraları atarak hiç değil.
Sadece izliyor.
İnsanları okuyor.
Oyunu çözüyor.
Ve herkesin güce yaslandığı yerde…
O zekâsını kullanıyor.
Beni en çok etkileyen şey sanırım buydu.
Çünkü hayat da çoğu zaman böyle işlemiyor mu zaten?
En çok bağıranlar güçlü sanılıyor.
En sert konuşanlar haklı zannediliyor.
Makamı olan, çevresi olan, sesi çıkan insanlar oyunu kontrol ediyor gibi görünüyor.
Ama bazen bütün dengeleri…
Sadece gerçeği doğru görebilen biri değiştiriyor.
Ve adalet bazen mahkemelerde değil…
İnsanların gerçek yüzü ortaya çıktığında gerçekleşiyor.
Belki geç oluyor.
Belki insanın içindeki bazı şeyler o süreçte yoruluyor.
Ama gerçek tuhaf bir şey.
Üzeri ne kadar örtülürse örtülsün…
Bir yerden kendini göstermeyi başarıyor.
Yıllar sonra o hikâyeye yeniden denk gelince aklımda en çok bu kaldı galiba:
Bazı insanlar gücü, insanları korkutabilmek sanıyor.
Oysa gerçek güç…
Kimseyi ezmeden de oyunun yönünü değiştirebilmekte saklı olabilir.
Ben Aslı.
Bazı insanlar perde açıldığında değil…
Perde kapanırken kim olduklarını gösterir.
Biz de… Bir sonraki cümlede görüşürüz.