Gençlerimiz ölmesinler – öldürmesinler
En yüksek iç göçün muhatabı olan Antalya’yı yaşanmaz hâle getiren çok yönlü sebepler arasında, evlere paket dağıtan getir-götürücüler kent trafiğinin baş döndürücü unsurları arasındadır. Kara yolu, kaldırım, yaya yolu, engelli geçidi, sokak, cadde dinlemeden; dolu dizgin, son hızla evlere paket taşıyan paketçiler hakkında, kendilerine söylenen paket sayısını tutturabilmek için gerekirse ölümü bile göze alarak hız kesmeden koşturan paketçiler üzerine bir araştırma yaptım. Şimdi bu ağır gerçeği yetkililere sunuyorum. Eğer bu işe çare bulunmazsa çok insanlar ölecek, yaralanacak, sakat kalacak; maddi ve manevi olumsuz sonuçlar yaşanacak, toplumsal maliyetler artacaktır. Sosyal bir yara hâline gelen bu sektör üzerine ilgililer ve yetkililer kafa yorarak çare bulmalı ve çözüm noktasında daha fazla geç kalınmadan derhâl harekete geçilmelidir. Yarın geç kalınmış olabilir.
MUHATAPLARINDAN ALINAN VAHİM BİLGİLERİ ŞÖYLECE SIRALAYABİLİRİM:
Genç evladımız, işe ihtiyacı olduğu için gıda paketçisine başvuruyor.
“Ancak sana şu şekilde iş verebilirim.” diyor.
1.Önce bir motosiklet satın alacaksın. Parasını kendin ödeyeceksin. (150-200 bin TL)
2.Adını telaffuz edemediğimiz bir belge var. Onu da alacaksın. (18.000 TL)
3.SRC belgesi alacaksın. Onun da fiyatı 10.000 TL.
4.Kendini BAĞ-KUR yaptıracaksın ve primlerini kendin ödeyeceksin. (10.000 TL)
5.En az 4 saat çalışacaksın, minimum 20 paket dağıtacaksın.
“Ancak en az 20 paket dağıtabilmek için çok hızlı hareket etmek mecburiyetindeyiz. Zaman zaman polis bize, trafik kaidelerine uymadığımız için, hızlı hareket ettiğimiz durumlar dâhil yasal koşulları çiğnediğimiz için ağır cezalar yazıyor. Zaten yeni kanuna göre cezalar çok ağır.
Zaman zaman adresi bulmakta güçlük çekiyoruz. Bazı apartmanların 7, 8, 9, 10, 11 ve 12. katlarından sipariş alıyoruz. Bazı apartmanlarda asansörler arızalı olduğu için vakit kaybedip geç kalabiliyoruz. Bu durumda iş veren bizi işten çıkarabiliyor. Hatta günde 4.000 TL kazanabilmek için 16-17-17,5 saat çalışmak zorunda kalabiliyoruz. Evimizde çocuklarımız ekmek bekliyor, öğrencilerimiz harçlık bekliyor. Bu kadarcık parayla elektrik, su, telefon, ev kirası, mutfak parası derken perişan hâlde yaşıyoruz. Dünyada bu şekilde bir kölelik bile yoktur.” diyebilmektedirler.
Bu durumda yüce devletimizden bir talepleri var; kendilerini köle ve gariban olarak tanımlayan gençlerimizin.
Bugün 19 Mayıs 2026. Bir taraftan TV izliyorum, diğer taraftan Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün gençliğe nasıl sahip çıkılması gerektiğini, Türkiye’mizin geleceğinde gençlerimizin ne denli önemli olduğuna dair geniş pasajlar hâlinde hazırlanmış programların detayını takip etmeye çalışıyorum.
Özellikle kentlerimizde güvenli bir trafik akışının tesis edilmesinde, bu ve benzeri illegal faaliyetlere izin verilmemelidir.
Önerimi şöylece özetleyebilirim:
Paketçilerin sayıları belirlenmeli, çocuklara iş verilerek bu sosyal facianın noktalanması sağlanmalıdır.