Kızamık Salgınını Asla Küçümsemeyin
1991 DOĞUMLU NATALIE HARP'IN DONALD TRUMP'IN METRESİ (Maîtresse) OLDUĞU İDDİALARI ÇOK YAYGIN!
Napoleon Bonaparte'ın Rusya'yı istila etmeye çalıştığı, en az 300 bin Napoleon askerinin hayatını kaybettiği, Leo Tolstoy'un "Savaş ve Barış" romanına (1867), besteci Tchaikovsky'nin "1812" adlı uvertürüne (Op. 49; 1880) konu olan, 2. Mahmut döneminde, 1812 yılında Osmanlı başkenti İstanbul veba salgınının merkezi haline gelmişti...
1340'larda (1346-1353 yılları arasında) yaşanan Kara Ölüm (Kara Veba) salgınında dünya genelinde 200 milyon insanın öldüğü tahmin edilmektedir...Dünya insan nüfusu o dönemde 440 milyondu...
1812 yılındaki büyük İstanbul veba salgını, Mısır'dan İzmir'e oradan da tüccar gemileriyle İstanbul'a ulaşarak Mayıs 1812'de başkenti sarstı. Günde binden fazla kişinin öldüğü bu en şiddetli dönemde ticaret durdu, kıtlıklar yaşandı ve bu süreç yüzbinlerce can kaybına yol açtı...Daha geniş, daha detaylı bilgi arayanlara bu kitaplar tavsiye edilir: Tarihimizde Garip Vakalar (Reşad Ekrem Koçu) ve Tarihi Vakalar ve Tarihte Garip Vakalar (Necati Kotan) ...
Osmanlı'dan Cumhuriyet'e Balkanlar'ın Makus Talihi Göç (Yazarı: H. Yıldırım Ağanoğlu; Sayfa: 248) adlı kitapta 1 milyon 200 bin nüfuslu 1912 İstanbul'undaki Kolera salgınından söz edilirken şöyle deniyor:
"Ayasofya Camii ve Demirkapı Hastanesi'ndeki askerlerden kolera sebebiyle vefat edenlerin sayısı bir günde 500'ü aştı ve gösterilen bütün gayrete rağmen bunlardan sadece 110 tanesi toprağa verilebildi..."
DÜNYA ÇAPINDA 50 MİLYON İNSANI ÖLDÜREN İSPANYOL GRİBİ'NDEN SAĞ KURTULMAYI BAŞARAN ADAM: ATATÜRK
Mustafa Kemal Atatürk, 1919 yılının bahar aylarında Samsun'a çıkma hazırlıkları yaparken İstanbul'da İspanyol Gribi 'ne yakalandı. Beşiktaş'taki evinde geçirdiği hastalığı doktorların müdahalesiyle atlattı. 16 Mayıs 1919'da Bandırma Vapuru ile yola çıktığında bu hastalığı yenmiş durumdaydı...
1970 yılının Ekim ayında İstanbul'un Sağmalcılar (bugünkü Bayrampaşa) semtinde başlayan kolera salgını, resmî rakamlara göre 50'den fazla kişinin ölümüne ve 1500'e yakın kişinin hastalanmasına yol açmıştır. Dünya genelindeki yedinci kolera pandemisinin bir parçası olan bu olay, içme suyu şebekesine kanalizasyon karışması sonucu ortaya çıkmıştır.
Cumhuriyet Gazetesi başyazarı Nadir Nadi 20 Ekim 1970'te yazdığı ünlü yazıda hem Yılmaz Güney'in başyapıtı "Umut" adlı filminin yasaklanmasını (filmde ülkedeki derin yoksulluk, sefalet ve çaresizlik gözler önüne serildiğinden) hem de lağımsız, kanalizasyon sistemi olmayan gecekondu mahallelerinin İstanbul'da yol açtığı kolera salgınını konu almıştı...Nadir Nadi "Yöneticilerimiz kolera salgınını bile halktan ve dünyadan gizlemeye çalıştılar," diyordu...Bu yazısında Nadir Nadi Yılmaz Güney'in "Umut" filminden övgüyle söz etmişti...
ABD'NDE KIZAMIK SALGINI
ABD'deki yerleşimlerin en az %75'i (her dördünden üçü), kızamığa karşı sürü bağışıklığını korumak için gereken %95'lik aşılama eşiğinin altına düşmüş durumdadır. Bu durum, ülkenin büyük bir kısmını salgınlara karşı savunmasız bırakıyor. Bağışıklama oranlarındaki bu yaygın düşüş, ülkenin son 35 yılda yaşadığı en ciddi kızamık salgını artışına zemin hazırladı. Halk sağlığı uzmanları bu savunmasızlık durumunu; artan aşı şüpheciliği, tıbbi gerekçelere dayanmayan muafiyetler ve Sağlık ve İnsan Hizmetleri (HHS) Bakanı Robert F. Kennedy Jr.'ın halk sağlığı politikalarıyla yakından ilişkilendiriyor. Kızamık her yıl dünya çapında 100 bin insanı öldürüyor...KISACA TRUMPİZM ABD'NDE KIZAMIK SALGININA DA YOL AÇIYOR!
RUSYA TÜRKİYE'Yİ BİR KEZ DAHA UYARDI
Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan İsrail’in ateşkesin ikinci aşamasında adım atmaması halinde “Türkiye, Katar ve Mısır olarak atmamız gereken radikal adımlar olacak. Bu bizim milletimize, halkımıza karşı ve Filistin'e karşı borcumuz” dedi.
Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Maria Zaharova ise Türkiye'nin Ukrayna'ya silah verme kararını yorumladı...
Rusya'dan açık uyarı! "Pandora'nın kutusu açılır." Rusya, Türkiye'de depolanan ABD menşeli misket bombası mühimmatlarının Ukrayna'ya transfer edilmesine yönelik hazırlıklar karşısında ABD ve Türkiye yönetimine uyarıda bulundu. Rusya Ukrayna'ya silah, cephane, mühimmat tedarik edilmesinin "Pandora'nın kutusunu açmak" anlamına geldiğini ve ikili ilişkilerdeki karşılıklı güveni kaçınılmaz olarak sarsacağını bildirdi...Rusya'nın en az 500 bin askeri Ukrayna savaşında öldürüldü!
Öte yandan, Ukrayna yönetimine göre Rusya, 50 bin kadar Kuzey Koreli asker konuşlandırmayı ve Pyongyang'ın sağladığı füzeleri daha yoğun kullanmayı planlıyor. Tahminlere göre Kuzey Kore, 2024 sonundan bu yana Rusya'ya 15 bin dolayında kadar asker gönderdi...Bunların yaklaşık 2 bin 300'ü savaşta hayatını kaybetti. Ukrayna Rusya'nın Kuzey Kore füzelerini kullanıldığını da öne sürüyor. Ukrayna kendisine yönelik olarak, Kuzey Kore yapımı balistik füzelerin kullanıldığı konusunda şüphe duymuyor. Bunların KN-23 ve KN-24 tipi füzeler olduğu belirtiliyor. Ukrayna askeri istihbaratı, kısa süre önce Rusya'nın Voronej bölgesine 120 balistik füzeyle donatılabilecek bir Kuzey Kore füze birliğinin konuşlandırılacağını duyurdu.
İRAN'IN NÜKLEER SİLAH EDİNMESİNİ ENGELLEMEK AMACIYLA BAŞLATILAN İRAN, ABD, İSRAİL SAVAŞI GENİŞLEME EĞİLİMİNDEDİR...ÜSTELİK ABD VE İSRAİL NÜKLEER SİLAH SAHİBİDİR!
ABD Temsilciler Meclisi Eski Üyesi Marjorie Taylor Greene: İran'a karşı ABD nükleer silah kullanmayı bir süredir tartışıyor...Çünkü ABD İran'la savaşındaki yenilgisini hazmedemiyor, sindiremiyor" derken, İranlı üst düzey bir yetkili Reuters haber ajansına yaptığı açıklamada, savaşın kalıcı olarak sonlandırılmasına dair müzakere çabalarının sonuç vermemesi nedeniyle İran'ın "tamamen saldırgan" bir askerî duruşa yöneleceğini açıkladı...
İran ile Katar arasında patlak veren esir pilot krizi, Mart 2026'da ABD ve İsrail ile yaşanan savaş sırasında İran'a ait iki Su-24 savaş uçağının Katar hava sahasını ihlal etmesi ve düşürülmesiyle başlamıştı. İran, uçaklardan sağ kurtulan 3 pilotunun altı aydır Katar tarafından esir tutulduğunu ve aileleriyle iletişim kurmalarının engellendiğini iddia ediyor. Katar ise esir iddialarını kesin bir dille yalanlayarak operasyonda sadece bir pilotun naaşına, cenazesine ulaşıldığını ve bu cenazenin İran'a iade edildiğini iddia ediyor...
Öte yandan, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi'ne, İran topraklarından bomba yüklü İHA'lar ile saldırılar düzenlendi. İran ve Tahran rejimi destekli silahlı gruplar, uzun süredir IKBY'yi "tehdit" olarak gördükleri İranlı Kürt muhalif grupları barındırmakla suçluyor. IKBY yönetimi ise topraklarının komşu ülkelerin tehdit edilmesi için kullanılmasına izin vermediklerini söyleyerek, suçlamaları reddediyor. Kuzey Irak, daha önce de defalarca İHA'lar ve roketlerle hedef alındı.
ABD de İran ile geçici ateşkes anlaşmasının uzatılması ihtimalini dışlamıştı. Stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı'ndan petrol tankeri trafiğinin yeniden başlatılmasına yönelik girişimler de hâlen sonuç vermedi.
TRUMP DÜNYANIN EN BÜYÜK PETROL KAYNAĞINA (VENEZUELA'YA) EL KOYMAKLA ÖVÜNMEYE DEVAM EDİYOR
Venezuela, yaklaşık 303 milyar varil kanıtlanmış ham petrol rezerviyle dünyanın en büyük petrol rezervine sahip ülkesidir...
ABD Başkanı Donald Trump, Fox News'a verdiği bir röportajda, Hürmüz Boğazı'ndaki gemi trafiğini yönetmek için İran ile müzakereler yürüten ABD müttefiki Umman'ı da bombalamakla tehdit etti.
Tehdidin Nedeni: ABD Umman ve İran arasında yürütülen ve boğazdan geçen ticari gemilerden güvenlik ücreti alınmasını da içeren ortak denizcilik anlaşmasına karşı çıkıyor.
Trump, Hürmüz Boğazı'nın tamamen ABD kontrolünde olduğunu iddia ederek, burayı bir "ABD Bölgesi" (U.S. Territory) ilan etme fikrini de ortaya attı.
28 Şubat 2026'dan bugüne devam eden ABD-İran savaşı nedeniyle Hürmüz Boğazı'ndaki küresel petrol akışı büyük ölçüde durma noktasına gelmiş durumda. Umman ise tarihsel olarak bölgede tarafsız bir arabulucu rolü üstleniyordu...
Türkiye'nin Pakistan ve Suudi Arabistan'la birlikte imzaladığı Mekke Ortak Savunma Anlaşması konusunda ABD Başkanı Trump yaptığı açıklamada "Mekke Anlaşması" olarak da adlandırılan bu ortaklıktan "çok mutlu olduğunu" ilan etti...
Anlaşmanın en dikkat çekici hükmü, üç ülkeden birine yönelik saldırının üçüne yönelik saldırı olarak kabul edilmesini öngörüyor. Bu yönüyle düzenleme, NATO'nun ünlü 5'inci maddesini, yani kolektif savunma ilkesini hatırlatıyor.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın açıklamasına göre anlaşmanın müzakereleri yaklaşık üç yıldır devam ediyordu.
Öte yandan Donald Trump, ABD ve Kanada'nın geçici bir anlaşmaya vardığını iddia ettikten sonra, yürürlüğe girmesine saatler kala Kanada'ya uygulayacağı %50'lik gümrük vergilerini askıya aldı.
Trump, Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae Myung'un ABD'nin İran'a yönelik askeri stratejilerine ve bölgeyi "nükleerden arındırma" planlarına destek vermeyi reddetmesine de tepki gösterdi.
Trump, "Orada Güney Kore'yi koruyan 39.000 askerimiz var ama onlar bize yardım etmek istemiyor" diyerek sitem etti...Trump, ABD'nin müttefiki olan Güney Kore'den "koruma" karşılığında 10 milyar dolar da talep ediyor.
ABD Başkanı Donald Trump, Güney Kore ile yapılan ortak askeri tatbikatların "büyük ölçüde azaltılması" talimatını vererek Asya-Pasifik bölgesindeki müttefikleri arasında ciddi bir güvenlik endişesine yol açtı. 17 Ağustos 2026'da başlaması planlanan yıllık Ulchi Freedom Shield tatbikatları öncesinde gelen bu karar hem Güney Kore hem de Japonya cephesinde geniş yankı uyandırdı...
Trump: "Güney Kore devlet başkanını aradım. Ona dedim ki: «İran konusunda bana yardım eder misin? O da dedi ki: «Hayır, edemeyiz. Ona dedim ki: «Ne demek istiyorsun? Güney Kore'de onları korumak için 39.000 askerimiz var ve İran konusunda bize yardım etmeyecek misin?». Güney Kore'yi korumak bize milyarlarca dolara mal oluyor."
Not: Japonya'da yaklaşık 55.000 aktif görevde olan Amerikan askeri personeli bulunmaktadır. Bu askerler Amerika Birleşik Devletleri Japonya Kuvvetleri (USFJ) bünyesinde görev yapmaktadır...
TRUMP'IN DAMADI SANKİ ABD'NİN DIŞİŞLERİ BAKANIYMIŞÇASINA SAHADA GÖREV ALIYOR
ABD Başkan Donald Trump'ın damadı Jared Kushner, Hamas lideri Halil el-Hayye'den sonra İsrail Başbakanı Netanyahu ile masaya oturdu. Kushner, Trump'ın çıkmaza giren Gazze barış planını kurtarmaya çalışıyor. Kushner'in hem Hamas hem Netanyahu ile gerçekleştirdiği görüşmelere Trump'ın başkanı olduğu Gazze Barış Kurulu'nun temsilcileri Nikolay Mladenov ile İngiltere eski Başbakanı Tony Blair'in de katıldığı belirtildi.
Kushner'in Hamas heyeti ile Mısır'da iki saat süren görüşmesinde Türkiye, Mısır ve Katar'dan da yetkililerin hazır bulunduğu belirtildi.
ABD destekli Gazze barış planı, Hamas ve diğer Filistinli silahlı grupların silahsızlandırılmasını, İsrail'in de askerlerini kademeli olarak çekmesini ve Gazze'nin yeni bir Filistin yönetimi altında yeniden inşa edilmesini öngörüyor.
Netanyahu, yaklaşık bir hafta önce ABD destekli 15 maddelik planı reddettiklerini duyurdu. Netanyahu, "Hamas silahsızlandırılmadan İsrail ordusu hiçbir şekilde geri çekilmeyecek" dedi ve bağımsız bir Filistin devletine karşı olduklarını da sözlerine ekledi.
İsrail Hamas'ın silahlarının tamamen bölgeden çıkartılmasını istiyor. Hatta üst düzey bir İsrailli yetkili, silahların ABD'li komutanın gözetiminde imha edilmesi gerektiğini, aksi halde bu silahların gelecekte yeniden Hamas'ın eline geçebileceğini söyledi. Aynı yetkili Hamas tam olarak silahsızlanmadığı müddetçe Gazze'de yeniden imar çalışmalarının başlamayacağını açıkladı.
Hamas ağır silahlarının teslimini bir Filistin devletinin kurulması şartına bağlıyor. Hamas, ayrıca İsrail’in Gazze’ye saldırılarını durdurması ve İsrail askerlerinin önce "sarı çizgi" olarak adlandırılan hatta geri çekilmesi gerektiğini söylüyor.
İsrail güçleri bu hattın ötesine ilerledi ve artık Gazze'nin yüzde 60'ını kontrol ediyor. Netanyahu Mayıs ayında Gazze'nin yüzde 70'ini kontrol etmeyi hedeflediklerini ve Hamas’ı "kıskaca almak istediklerini" söylemişti.
TRUMP'A MUHALEFET EN ÜST SEVİYELERE YÜKSELDİ
Demokrat Partili Georgia Senatörü Jon Ossoff: KRALIMIZ ÇIRILÇIPLAK
"Komutan olarak en temel ve merkezi görevinde tamamen ve tartışmasız bir şekilde başarısız olmuş bir başkanla karşı karşıyayız. Bizi yalanlarla savaşa sürüklediler. Ve bu arada, Beyaz Saray'da kimse onların incinmiş duygularını umursamıyor. Bizi nasıl sonlandıracaklarını bilmedikleri bir savaşa yalanlarla sürüklediler."
Ossoff, Trump yönetimini Amerika Birleşik Devletleri'ni yalanlarla İran ile bir savaşa sürüklemekle suçladı...Yönetimin bu çatışmayı, bu kördüğümü nasıl sonlandıracağını bilmediğini söyledi...
Ossoff, Başkan'ın başkomutanlık görevini yerine getirmediğini; uluslararası krizler tırmanırken toplantılarda uyuduğunu, golf oynadığını, hisse senedi ticareti yaptığını ve Beyaz Saray'daki balo salonunu dekore etmekle ilgilendiğini iddia etti...
Natalie Harp ve Katar Uçağı Göndermesi: Ossoff konuşmasında Trump'ın yakın danışmanlarından Natalie Harp'a ve Katar Emiri tarafından hediye edilen 400 milyon dolarlık uçağa atıfta bulunarak, "İşini yapmak istemiyor, Natalie ile balistik füzelere karşı savunması olmayan uçan sarayında seyahat etmek istiyor," dedi...
Ossoff, Savaşın ve mevcut politikaların Georgia eyaletindeki aileler için artan yaşam maliyetlerine ve yükselen benzin fiyatlarına doğrudan etki ettiğini belirtmiştir...
Jon Ossoff, Kasım 2026'da Georgia eyaletinde düzenlenecek olan kritik Senato seçimlerinde koltuğunu korumak için yarışmaktadır. Bu açıklamalar hem eyaletteki Demokrat seçmeni konsolide etme amacı taşımakta hem de ulusal düzeyde Trump yönetimine karşı güçlü bir muhalefet dalgası yaratmayı hedeflemektedir.
Ossoff: "2028'de başkanlık için aday olmaya hiç niyetim yok...3 Kasım 2026 ara seçimleri her şeyi değiştirecek... 2026 ara seçimlerinde denge ve denetleme mekanizmalarını yeniden kurmadığımız sürece 2028'de özgür ve adil bir seçim yapacağımızdan emin değilim" dedi...
Ossoff: "Görünüşe göre Trump yönetimi, Trump ailesinin bankasına onay damgasını vuracak. Burası muz cumhuriyeti bölgesi... Para kazanmaya çalışıyorlar. Ve para kazanıyorlar...Servetlerine servet katıyorlar," dedi...
Ossoff, konuşmasında Natalie Harp'ı neden andığına dair şunları söyledi: "Savaş zamanındayız. Başkomutan bizi bu jeopolitik felakete sürükledi. İnsanlar hayatlarını kaybetti...Trump kendisini iyi hissetmek için Beyaz Saray'daki yardımcılarından oluşan güvenlik çemberine sığınıyor..."
Ossoff, miting konuşmasında Başkan Donald Trump'ın Orta Doğu'daki (İran) savaşı yönetmek yerine kendi özel işleriyle ilgilendiğini iddia etti... Trump'ın görevini yapmak yerine "kendi balo salonunu inşa etmek ve Katar Emiri tarafından hediye edilen uçakta Natalie ile seyahat etmek" istediğini öne sürdü...
Bahsi geçen Natalie, Trump’ın en yakınındaki asistanlarından biri olan Natalie Harp'tır.
Ossoff, MS NOW programında Jen Psaki'nin kendisine neden özellikle Natalie Harp'ın adını geçirdiğini sorması üzerine şunları söyledi:
Ossoff, ABD askerleri (özellikle konuşmasında vurguladığı USS Abraham Lincoln uçak gemisindeki denizciler) çatışma bölgelerinde hayatlarını riske atarken, komutanın (Trump) West Wing'deki (Batı Kanadı) dalkavuklarından oluşan koroyla bir illüzyon balonuna sığındığını iddia etti...
Gerçekleri Duymama İddiası: Ossoff, Natalie Harp ve benzeri yakın danışmanların Trump'a "duyması gerekenleri değil, duymak istediklerini söyleyen" birer "güvenlik battaniyesi" (security blanket) olduğunu söyledi...
Savaş Ortamı Vurgusu: Ossoff, Ülkenin bir savaşın içinde olduğunu belirterek, Beyaz Saray, Savunma Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlığı kadrolarının kişisel konfor ve övgü odaklı bir çember içinde kalmasını "rezalet" olarak nitelendirdi...
Ossoff'un kişisel ve doğrudan eleştirileri, ABD siyasetinde karşılıklı sert açıklamalara yol açmıştır:
Beyaz Saray ve Trump Cephesi: Beyaz Saray İletişim Direktörü Steven Cheung, Ossoff'u eleştirerek onun "onun ülkesinden nefret eden zavallı bir insan" olduğunu söyledi...
Beyaz Saray sözcüsü Davis Ingle ise Ossoff'u "hafif sıklet bir ezik" olarak nitelendirmiştir.
Trump ise Oval Ofis'te basın mensuplarının sorusu üzerine Ossoff'u çocuk programı karakteri "Pee-wee Herman"a benzeterek onunla alay etmiştir...
Natalie Harp Faktörü: Cumhuriyetçi Partili kanat (Trump tarafı), görevini yapan profesyonel bir kadına yönelik bu ifadelerin cinsiyetçi ve haksız bir yıpratma çabası olduğunu belirterek Ossoff'un Natalie Harp'tan kişisel bir özür dilemesi gerektiğini iddia etmiştir...
Natalie Harp, geçmişte Trump'ın yasalaştırdığı "Right to Try" (Deneysel İlaç Kullanım Hakkı) yasası sayesinde kanseri yendiğini belirterek Trump'a olan mutlak bağlılığı ve sadakatiyle bilinen, Trump'ın sosyal medya hesaplarına da erişimi olan çok yakın bir çalışma arkadaşıdır.
Gazeteci ve yazar Michael Wolff, 2025 yılının başlarında yayımlanan "All or Nothing: How Trump Recaptured America" adlı kitabında, Donald Trump'ın en yakınındaki isimlerden biri olan Natalie Harp'ı merkeze alan çarpıcı iddialara yer vermiştir.
Kitapta, Harp'ın Trump üzerindeki olağanüstü etkisi, "gatekeeper" rolü ve her an yanında bulunma çabaları detaylandırılmıştır.
Kitapta ve Michael Wolff'un sonraki açıklamalarında Natalie Harp hakkında öne çıkan başlıklar şunlardır:
Sürekli Bilgi Akışı: Harp, Trump'ın sağ kanat internet sitelerinden okumasını istediği haberleri, sosyal medya yorumlarını ve övgü dolu mesajları anında kağıda dökebilmek için yanında sürekli taşınabilir bir mini yazıcı ve batarya taşımaktadır...
Harp'ın Trump'ın sunduğu bu çıktılar arasına zaman zaman kendisinin yazdığı ve Trump'ı "koruyucusu ve tek gerçeği" olarak tanımlayan aşırı övgü dolu kişisel notlar iliştirdiği öğrenilmiştir...
Soyunma odası-Locker Room İddiası: Michael Wolff'un kitabında yer alan ve Vanity Fair tarafından da paylaşılan bir bölüme göre Harp, Trump'ın New Jersey'deki Bedminster golf kulübündeki çalışmaları sırasında ona yakın olabilmek için bir süre kadınlar giyinme odasında (locker room) kalmıştır.
Wolff'un aktardığı olay, Trump'ın seçim kampanyası operasyonunu Palm Beach'ten New Jersey'deki Bedminster Golf Kulübü'ne taşıdığı 2023 yazına dayanıyor. Trump’ın yakın çevresindeki bazı yetkililer, "Natalie Durumu" olarak adlandırdıkları bu aşırı yakınlığı frenlemek amacıyla kulüpte Harp'a kalacak bir oda tahsis etmedi. Odasız kalan Harp, önce tesis personeliyle görüşerek hizmetçi katında bir yer buldu. Ancak buranın Trump'ın çağrılarına hızlı yanıt vermek için "çok uzak" olduğunu düşünerek, doğrudan ana binadaki kadınlar soyunma odasına yerleşti ve tüm yazı orada geçirdi.
Trump'ın Tepkisi: Kitaba göre Trump bu ısrarcı çabadan rahatsız olmak bir yana, durumu eğlenceli ve etkileyici buldu.
Erişim Kontrolü: Wolff kitabında ("All or Nothing: How Trump Recaptured America") Trump'ın kampanya döneminde ve sonrasında Harp'ın tüm personeli, hatta zaman zaman aile üyelerini bile gölgede bırakarak Trump'a erişimi tamamen kontrol eden bir figür haline geldiğini yazmıştır
Wolff'un kitabında yazdığına göre First Lady Melania Trump, Natalie Harp'ın sürekli Donald Trump'ın yanında olmasından rahatsızlık duymuş ve Harp'ın bulunduğu etkinliklere katılmaktan özellikle kaçınmıştır.
Kitapta, Harp'ın Trump'a olan bu aşırı ve "agresif" bağlılığının Gizli Servis (Secret Service) ve Trump'ın yakın çalışma ekibi (özellikle Susie Wiles gibi isimler) arasında şaşkınlık ve potansiyel güvenlik endişesi yarattığı iddiaları yer almaktadır. Trump'ın ise bu duruma karşı çıkarak "O sadece başkanını seviyor," dediği öğrenilmiştir...
1991 doğumlu Natalie Harp'ın, Donald Trump'a yakın olabilmek için New Jersey'deki Bedminster Golf Kulübü'nün kadınlar soyunma odasında uyuduğu iddiası, biyografi yazarı Michael Wolff'un "All or Nothing: How Trump Recaptured America" adlı kitabında yer alan detayların yeniden gündeme gelmesiyle ABD siyasetinde büyük bir tartışma başlatmıştır...
Trump’ın en sadık ve nüfuzlu danışmanlarından biri olarak bilinen Harp hakkındaki bu iddia, Beyaz Saray içindeki sıra dışı nüfuzunu ve kurulan "aşırı bağlılık" ilişkisini gözler önüne sererek kamuoyunda ciddi bir inceleme dalgasına yol açtı.
CNN'e göre, Natalie Harp, Trump'ın duruşmasına giderken konvoyda yer verilmemesi üzerine diğer Trump çalışanlarıyla yüksek sesle tartışmaya girdikten sonra bir SUV'nin bagajına atlamıştı.
Wolff'un kitabında Trump ve Harp arasında cinsel bir ilişki şüphesinden ziyade, Harp’ın Trump’ı adeta "dini bir adanmışlıkla" koruyucusu olarak gördüğü belirtiliyor.
New York Times muhabirlerinin "Regime Change" kitabında da Harp'ın Trump'ın kişisel alanlarına "Benim için önemli olan tek şey sizsiniz" yazılı aşırı hayranlık içeren notlar bıraktığı aktarılmıştı.
Natalie Harp'ın erkek kardeşi Preston Harp, CNN'e verdiği röportajda kız kardeşinin durumunu "üzücü ve sağlıksız bir takıntı" olarak nitelendirdi.
Wolff kitabında bu aşırı yakınlık nedeniyle Melania Trump'ın Harp'ın bulunduğu etkinliklerden kaçındığını ve evlilik düzeninin tamamen resmi / törensel bir boyuta evrildiğini öne sürdü.
Siyasi Eleştiriler: Demokrat Senatör Jon Ossoff bir mitingde Trump'ı, kritik askeri ve ulusal güvenlik meseleleriyle ilgilenmek yerine "Natalie ile Katar yapımı lüks uçaklarda seyahat etmekle" suçlayarak konuyu doğrudan kongre düzeyine taşıdı.
Güvenlik Alarmı: Gizli Servis ve Beyaz Saray kurmaylarının, Harp'ın hiçbir resmi protokole uymadan gece geç saatlerde Trump’ın özel odasına belgeler taşımasından rahatsızlık duyduğu bildirildi.
Beyaz Saray'ın Savunması: Beyaz Saray İletişim ekibi ve sözcüler, iddiaları yalanladı. Yapılan açıklamalarda Natalie Harp’ın "ekibin en sadık, çalışkan ve takdir edilen üyelerinden biri" olduğu vurgulandı...
Beyaz Saray İletişim Direktörü Steven Cheung, yazar Michael Wolff'u "uydurma hikayeler üreten bir sahtekar" olarak nitelendirirken; Trump, Oval Ofis'te basın toplantısı düzenleyerek bu iddiaları soran CNN muhabirini doğrudan azarladı.
O ŞİMDİ ÇOK POPÜLER!
Mark Kelly, 2020 yılından beri Amerika Birleşik Devletleri Senatosu'nda Arizona eyaletini temsil eden Demokrat Partili bir senatördür.
Siyasi kariyerinin öncesinde, ABD Donanması'nda savaş pilotu ve NASA bünyesinde astronot olarak görev yapmış çok yönlü bir devlet adamıdır. Demokrat Parti üyesi olan Kelly, Senatör John McCain'in ölümünün ardından yapılan seçimlerde görevdeki Cumhuriyetçi Martha McSally'yi yenerek seçildi.
Mark Kelly'nings (Mark Kelly'nin) yükselen popülaritesi ve Savaş Bakanına (Pete Hegseth) yönelttiği acımasız eleştirileri giderek daha çok destek buluyor...O ŞİMDİ ÇOK POPÜLER!
Kelly, yönetim yetkililerine meydan okuma ve askeri ve ulusal güvenlik konularındaki görüşlerini duyurma, açıklama istekliliğiyle giderek daha fazla dikkat çekiyor.
Hegseth ile olan tartışmaları, destekçilerinden, eleştirmenlerinden ve siyasi yorumculardan tepkiler alarak çevrimiçi ortamda yoğun tartışmalara yol açtı.
Kelly dikkat çekmeye devam ettikçe, artan popülaritesinin, tartışmanın ortadan kalkmasını tercih eden Cumhuriyetçiler için ciddi bir siyasi baş ağrısı haline gelebileceği yönünde spekülasyonlar artıyor.
Her yeni açıklama, çatışma veya yanıt, yeni bir manşet dalgası ve sosyal medya tartışması yaratıyor gibi görünüyor.
Kelly'nin etrafındaki artan ilgiyi görmezden gelmek artık çok zor. Bu çekişme uzadıkça, Kelly'nin ulusal profilini daha da yükseltiyor ve siyasi ilgi odağını sürekli olarak onun üzerinde tutuyor gibi görünüyor.