Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay, gündemdeki yasa teklifi ve yürütülen siyasi süreçlerle ilgili sosyal medya hesabından dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Sürecin şeffaflıktan uzak ilerlediğini vurgulayan Özbay, Cumhuriyetin temel niteliklerine ve hukuk devleti ilkesine sahip çıkılması gerektiğinin altını çizdi.
"Meclis, Karar Veren Kurum Olmaktan Uzaklaştırılıyor"
Yasa teklifinin Meclis'e gelir gelmez milletvekillerinden kısa süre içinde eksiksiz imza istenmesini eleştiren Kadem Özbay, bu durumun TBMM'yi tartışan ve karar veren bir kurum olmaktan uzaklaştırdığını belirtti. Özbay, milletvekillerinin göreviyle ilgili olarak, "Milletvekilleri talimatla imza atmak için değil; Anayasa’ya, Cumhuriyet’e ve ettikleri yemine bağlı kalarak millet adına vicdani kanaatleriyle karar vermek için seçilir" değerlendirmesinde bulundu. Kapalı kapılar ardında yürütülen, toplumla paylaşılmayan süreçlerden toplumsal uzlaşı veya milli dayanışma doğmayacağını da sözlerine ekledi.
"Terör Örgütü Elebaşı Meşru Bir Aktör Haline Getirilemez"
Silahların susması ve terörün sona ermesinin herkesin ortak arzusu olduğunu belirten Eğitim-İş Genel Başkanı, ancak bu durumun uygulanan yöntemi ve hukuki sonuçları sorgulamaya engel teşkil etmeyeceğini vurguladı. Demokratik hukuk devletlerinde terör örgütü elebaşlarının meşru siyasal aktörler olamayacağını belirten Özbay, şunları kaydetti:
"Terörün karşılığı hukuk devletidir; toplumu ilgilendiren siyasal sorunların meşru çözüm zemini ise demokratik siyasettir. Hukukun kişi, örgüt ya da sürece göre şekillendirilmesi hukuk devleti ilkesi ve Anayasa’nın eşitlik ilkesiyle bağdaşmaz."
Toplumsal Uzlaşı Çağrısı ve Cumhuriyet Vurgusu
Atılan yeni adımların, Türkiye'yi nasıl bir siyasal istikamete taşıdığının sorgulanması gerektiğini belirten Özbay, Cumhuriyetin kuruluş ilkelerinin, laik demokratik hukuk devletinin ve millet egemenliğinin tartışmalı hale getirilmemesi gerektiği uyarısında bulundu. "Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyetin temel nitelikleri bizim için tartışmanın değil, bağlılığın konusudur" diyen Özbay, iktidara ve siyasi aktörlere şu sözlerle seslendi:
"Adına 'Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşme' deniliyorsa, bu sürecin gerçekten toplumda bir karşılığı olduğuna inanıyorsanız, toplumun değerlendirmesinden de kaçınmamanız gerekir. Türkiye’nin geleceğini ilgilendiren böylesine önemli bir konuda toplumsal uzlaşı, birkaç siyasi aktörün mutabakatıyla değil, halkın özgür iradesiyle ortaya konulmalıdır."