Kalleşçe Öldürülen Türk Başbuğları- 26

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:
Kalleşçe Öldürülen Türk Başbuğları- 26

Onun devlet kademlerinde başarılar kazanması sahipleri tarafından sağlanmış, devamlı yüksek mevkilerde görev almasının yolları açılmıştır. Mithat Paşa’nın sık sık Avrupa’ya özellikle de İngiltere’ye gittiği bilinmektedir. Her gittiğinde haftalarca bazen aylarca sahiplerinin yanında kaldığı olmuştur… Bir diğer uşak ise Hüseyin Avni Paşa’dır. Babasının mesleğinden dolayı halk arasında ‘eşekçinin oğlu’ diye bilinen bu paşa, Kırım savaşında İngilizlerle birlikte olmuştur. Mevki ve para hırsı çok yüksek olan bu kişinin inat ve kindar oluşunun yanı sıra edepsiz olduğu da kesin olarak bilinmektedir. İngilizlerle dost olduktan sonra, her nedense! Hep yüksek makamlara getirilmiş, defalarca azledilse de yeniden görev alabilmiştir!.. Bu iki zat baş başa vererek yanlarına iki kişi daha aldılar (nasıl aldılarsa?!).                                                     
Bunlardan biri Mütercim Rüşdü Paşa (paşa unvanına bakmayın, sadece bir tercüman), diğeri ise Hayrullah Efendi (din adamı- şeyhülislam ve de üçkağıtçı – fırıldak!). Bu dört kişi; öğrencileri ve halktan bazı güruhu toplayıp büyük bir kalabalık halinde Sultan Aziz aleyhine nümayişler yaptırıyorlar hatta saraya doğru yürüyüşe bile geçiriyorlardı. Bütün bu talebe ve halk hareketlerinin yapılması, nümayişe katılanların bilinçli olarak, inandıkları bir mesele için değildi, bu işte çok büyük paralar dönmekteydi. Paraların kaynağı olarak Hırstaki adında bir kuyumcu tüccarı görünüyordu. Ancak çok da zengin olmayan sıradan bir tüccar bu kadar parayı neden versin? Hem, harcamalar dikkate alındığında o kadar parası bile olamaz. Ancak paraları, bol keseden o veriyordu, çünkü para onun değildi. Pekiyi, Sultan Aziz aleyhine yapılan faaliyetlere harcanan onca para nereden geliyordu? Haydi bunu da siz bilin!.. 
Yapılan gösteriler, yürüyüşler, etrafa yalan yanlış dedikodu yayılmaları kamu düzenine zarar verir hale gelmeye başladı. Bu işin arakasında o dört kişinin olduğu, devlet dahil hemen herkesçe biliniyordu. Sultan Aziz’in en büyük endişesi; yapmakta olduğu bütün çalışmaların, iç kargaşa ile akamete uğratılma olasılığı idi. Bunu önlemek için şöyle bir strateji uyguladı; dört haine devletin en üst kademelerinde görev vererek, kalkınmaya onları da ortak etmek suretiyle muzır faaliyetlerinin önüne geçmek istedi. Bence, keşke dördünün de kellesini alsaydı! Ne var ki o bunu yapmadı. Mithat Paşayı Nazır ve Şurayı Devlet başkanı, Hüseyin Avni Paşayı Serasker (Savunma Bakanı- Genel Kurmay Başkanı), Mütercim Rüştü Paşayı Sadrazam ve Hayrullah Efendiyi de Şeyhülislam mevkilerine atadı. 
Hiç de hak etmedikleri üstün makamlara yerleşen dört elebaşı; Devletin kalkınması ve halkın refahı için asla çaba sarf etmiyorlardı. Sahiplerinden aldıkları talimatlar doğrultusunda hain planlar yapıyorlardı. Çoğu kez, özellikle geceleri birinin evinde toplanıp hainliklerinin ayrıntılarını konuşuyorlardı… 
Sonunda hazırlıklarını tamamladılar. Hareket tarihi olarak 31 Mayıs 1876 kararlaştırıldı… Hüseyin Avni Paşa tarafından ‘hocalar ihtilal yapmak için ayaklandılar. Sultanımız Dolmabahçe Sarayı’ndadır. Onu korumak için saray kuşatılmıştır’ şeklinde bir bildiri yayınlandı. Bütün ordu birliklerinin teyakkuz içinde bulunmaları, Savunma Bakanlığından emir gelmeden hiçbir faaliyette bulunmamaları, kışlalarında beklemeleri emredildi. 
DEVAMI VAR

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız