Uğur Mumcu Cinayeti'nin Ardındaki Dış Güçler Ortaya Çıkarılabilecek mi?

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:
Uğur Mumcu Cinayeti'nin Ardındaki Dış Güçler Ortaya Çıkarılabilecek mi?

FAİLİ MEÇHUL SUÇLAR DOSYASI

Adalet Bakanı Akın Gürlek 25 Temmuz 2026 tarihinde TRT Haber canlı yayınında Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde kurulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı tarafından 680 zamanaşımına uğramamış cinayet dosyasının incelendiğini belirterek şu açıklamayı yapmıştı:

"Kısa sürede de az önce söyledim 28 faili meçhul cinayet aydınlatıldı. Burada tabii büroda olan önemli dosyalar da var...Uğur Mumcu, Çetin Emeç, Bahriye Üçok gibi dosyalar da var. Bunlara da bakılıyor. İnşallah bunlar da çözümlenir."

Gürlek'in bu açıklamalarının ardından cinayetin arkasında İsrail'in gizli servis örgütü Mossad'ın olduğu yönünde haberler çıkmaya başladı.

Bu iddialar ilk olarak Ergenekon soruşturmaları kapsamında gözaltına alınan Doğu Perinçek ve emekli Tuğgeneral Veli Küçük 'ün ev aramasında çıktığı iddia edilen iki MİT belgesi üzerinden 2008'de ortaya atılmıştı. Bugüne kadar gerçekliği kanıtlanmayan ve sahte olduğu iddia edilen belgede, Mumcu cinayetiyle İsrail ilişkilendiriliyordu. Dava sürecinde de MİT bu belgeleri doğrulamadı.


Benzer bir iddiayı daha sonra emekli Hava Pilot Korgeneral Erdoğan Karakuş, Haber Global TV'de 16 Aralık 2023'te ortaya attı. Karakuş, "Suikastta gördüğüm FETÖ'den yardım var. Bir şekilde güvenlik güçlerinden yardımdan yararlandılar. Beş kişilik suikast timi İsrail'den Mersin'e oradan da Ankara'ya geldi. Bombayı patlattıktan sonra ise Esenboğa Havalimanı'ndan tekrar İsrail'e döndü. FETÖ grubunun yardımıyla Esenboğa havalimanında bilgisayarlar tamamen bozuldu" iddiasında bulundu.


24 Ocak 2024'te Sözcü gazetesi yazarı Saygı Öztürk'e konuşan Uğur Mumcu'nun ağabeyi Ceyhan Mumcu da "Ama ben, hâlâ İsrail gizli servisi MOSSAD’dan kuşkuluyum. Otomobilin vites koluna bomba yerleştirilmesi daha önce olmayan bir uygulamaydı. Bomba yerleştirme konusunda MOSSAD’ın uzmanlığı var. Cep telefonlarını, çağrı cihazlarını da onların patlattığını hatırlatalım" dedi.


Erdoğan Karakuş'un bu açıklamaları üzerine ise Uğur Mumcu davası hükümlüleri Ferhan Özmen ve Necdet Yüksel'in avukatı, Uğur Mumcu cinayeti ana davasına bakan Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'ne 2025 yılında başvurarak Karakuş'un tanık olarak dinlenmesini istedi. Dilekçede ayrıca infazın durdurulmasına, yargılamanın yenilenmesine karar verilmesi ve iki hükümlünün tahliyesi istendi.

Oğuz Demir'in firari olarak yargılandığı Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nde süren Uğur Mumcu davasının 17 Temmuz 2026'da süren duruşmasında da Mossad iddiası gündeme geldi. Duruşmaya katılan Ceyhan Mumcu'nun avukatı Erkin Etike, emekli Hava Pilot Korgeneral Erdoğan Karakuş'un tanık sıfatı ile dinlenilmesini talep etti. Etike, Karakuş'un cinayeti kimin işlediğini basın yoluyla ifade ettiğini belirterek Mossad açıklamalarına işaret etti.

Cumhuriyet gazetesi yazarı Uğur Mumcu, 24 Ocak 1993 tarihinde Ankara'daki evinin önünde park halindeki otomobiline yerleştirilen bombanın infilak etmesi sonucu hayatını kaybetti.

Cinayet, uzun yıllar faili meçhul kaldı. Ancak 17 Ocak 2000'de İstanbul'un Beykoz ilçesinde bir villada terör örgütü Hizbullah lideri Hüseyin Velioğlu'nun öldürüldüğü operasyon sırasında ele geçirilen dijital verilerden Uğur Mumcu cinayetine ilişkin ipuçları da çıktı.

Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü operasyon sonucunda bombayı hazırlayan Ferhan Özmen ile olayda gözcülük yapan Necdet Yüksel yakalandı. Bombayı araca yerleştiren "Tekin" kod adlı Oğuz Demir ise polisin elinden son anda kaçarak firar etti.

Özmen ve Yüksel, yargılama sonucunda "Anayasal düzeni silah zoruyla yıkarak yerine din kurallarına dayalı devlet kurmak için oluşturulan silahlı çeteye üye olup, anayasal düzeni değiştirmeye cebren teşebbüs etme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı.

Mahkemenin gerekçeli kararında, cinayetin arkasında İran bağlantılı Tevhid-Selam / Kudüs Ordusu'nun yer aldığı, sanıkların İran'da dini ve silahlı eğitim aldığına vurgu yapılıyordu.

İki katliam hükümlüsü halen cezaevinde bulunuyor.

Türkiye'yi karanlık çağa sürüklemek isteyenler her dönemde pek çok aydınımızı şehit etmiştir...


AYDINLARI HEDEF TAHTASI HALİNE GETİREN İÇ SAVAŞ DÖNEMLERİ

23 Aralık 1930'da Atatürk devrimi karşıtlarının Menemen'de katlettiği yedek asteğmen Kubilay ve yanındaki iki asker devrim şehitleridir...

Din simsarları / tacirleri ve din sömürücüleri tarafından şehit edilmiş  laik Türkiye Cumhuriyeti savunucularından ilk aklıma gelenler:  

***Sabahattin Ali (2 Nisan 1948'de şehit edildi)


***Bedrettin Cömert (11 Temmuz 1978'de şehit edildi)


***Bedri Karafakıoğlu (20 Ekim 1978'de şehit edildi)


***Abdi İpekçi (1 Şubat 1979'da şehit edildi)
Abdi İpekçi (1929-1979) Milliyet Gazetesi'nin başyazarının Bülent Ecevit (CHP) ve Süleyman Demirel (Adalet Partisi) hükümeti kurulması için arabuluculuk yapmasını askeri darbe planlayıcıları affetmedi...Bu koalisyon kurulabilseydi Türkiye'de 1974 sonrasında oluşturulan iç savaş ortamı ortadan kalkmış olacaktı...Bu da askeri darbe planlayanların çıkarlarına hizmet etmeyen bir siyasi oluşumdu, hareketti...Demirel ve Ecevit'in Yunanistan'ın NATO'ya dönüşüne engel olması da ABD'nin Sovyetler Birliği'ni NATO üyeleriyle kuşatma planını bozguna uğratmıştı...


***Prof. Dr. Ümit Yaşar Doğanay (20 Kasım 1979'da şehit edildi)


***Cavit Orhan Tütengil (7 Aralık 1979'da şehit edildi)


***Muammer Aksoy ( Atatürkçü Düşünce Derneği Kurucusu; 31 Ocak 1990'da şehit edildi)


***Çetin Emeç (7 Mart 1990'da şehit edildi)


***Turan Dursun (4 Eylül 1990'da şehit edildi)


***Bahriye Üçok (Atatürkçü Düşünce Derneği Kurucusu; 6 Ekim 1990'da şehit edildi)


***Musa Anter (20 Eylül 1992'de şehit edildi)


***Uğur Mumcu (24 Ocak 1993'te şehit edildi)


***Ahmet Taner Kışlalı (21 Ekim 1999'da şehit edildi)


***Necip Hablemitoğlu ( 18 Aralık 2002'de şehit edildi)


***Onat Kutlar  (30 Aralık 1994'te patlatılan bir bombanın hedefi oldu ve 11 Ocak 1995'te hayatını kaybetti; saldırıyı İBDA-C terör örgütü üstlendi; gazeteci Cüneyt Cebenoyan bu olayda kızkardeşi Yasemin Cebenoyan'ı kaybettiği için yaptığı derin araştırmalar sonucunda patlamayı PKK terör örgütünün organize ettiğini ortaya çıkardı) Yasemin Cebenoyan (1957-1994) Terörün birinci derecede hedefi olmamasına rağmen terör eyleminde hayatını kaybetti...


***Konca Kuriş (1961-1998? 1999?) Kadın hakları savaşçısıydı...Tarikatlardan hoşnutsuzdu...Tarikat düzeni aleyhine konuştuğu ve görüş beyan ettiği için 1998'de kaçırıldı...

***Hrant Dink (1954-2007)


Hedefteki Aydınlar:

***Nazım Hikmet (1902-1963) Öldürüleceğine öğrenince yurt dışına gitti.


***Türkan Saylan (1935-2009) Laik düzen karşıtlarının belki de en çok nefret ettiği aydındı.


***Kemal Tahir (1910-1973) Uzun yıllar cezaevinde tutuldu...
Romanları resmi ideolojiye ve propagandaya aykırı, çatlak sesler içeriyordu..."Yorgun Savaşçı" adlı romanında 1853 sonrasında
arka arkaya gelen savaşlardan halkın bıkkınlığını, bezginliğini dile getirmesi ona çok düşman kazandırdı.


***Aziz Nesin (1915-1995) Sivas Madımak'ta öldürülmeye çalışıldı


Yeni Kitap:

Mossad Spy: The True Story of a Dutchman in the Israeli Secret Service (Jonathan Mor ve Silvan Schoonhoven imzalı bir kitap)

Bu, Hollanda-Overijssel'den sıradan bir gencin Mossad'da çalışmaya başlayıp tıpkı bir James Bond filminden fırlamışçasına bir hayat sürmesini konu alan, samimi ve nefes kesici bir yaşam öyküsü. Bir istihbarat uzmanı olan Jonathan Mor, İsrail'in düşmanlarının karanlık dünyasına sızar. İranlıları gizli ajan olarak devşirme konusunda uzmanlaşan Mor; bir Suriyeli generali ülkeden kaçırma, üst düzey bir Hamas yetkisini etkisiz hale getirme ve Hollanda'daki uluslararası teröristleri kaçırıp ele geçirme gibi operasyonlar yürütür. Yıllar boyunca sahte kimlikler ve kılık değiştirmelerle izini kaybettirmeyi başarır; ta ki İran Devrim Muhafızları'nın ölüm listesine girip canını kurtarmak için kaçmak zorunda kalana dek.

*Mossad Spy*, aynı zamanda dünyanın en ölümcül istihbarat teşkilatlarından birinin içyüzünü gözler önüne seren büyüleyici bir anlatı. Jonathan; teşkilatın, on yıllara yayılan titiz istihbarat çalışmaları sayesinde İran toplumunun dokusuna —hatta cep telefonu seviyesine kadar— nasıl sızdığını çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız