CHP’de Bölündü: Şimdi Ne Olacak?

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:
CHP’de Bölündü: Şimdi Ne Olacak?

Ülkemizin kurtarıcısı, Cumhuriyetimizin ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ikinci büyük emaneti CHP’dir. Bu nedenle CHP, herhangi bir siyasi parti değil; Cumhuriyet’in, laikliğin ve bağımsızlık mücadelesinin tarihsel karargâhıdır.
“Mutlak butlan” kararıyla Kemal Kılıçdaroğlu yeniden genel başkanlık görevine getirildiğinde Özgür Özel ve beraberindeki milletvekilleri, ne olursa olsun CHP’yi terk etmemeliydi. Parti içinde kalarak mücadele etmeli, Kılıçdaroğlu’nu olağanüstü kurultay kararı almaya ikna etmek için bütün demokratik yolları sonuna kadar denemeliydiler.
Çünkü görünen o ki Özgür Özel ile Ekrem İmamoğlu, yeni bir parti kurarak Özel’in liderliğinde yollarına devam etmekte kararlıydılar. Benim düşüncem ve siyasi gelişmelerden çıkardığım sonuç budur.
CHP’yi bugünkü duruma getiren süreçte iki tarafın da sorumluluğu bulunmaktadır. Kılıçdaroğlu, “Şikâyet eden ben değilim, mahkemeye giden ben değilim, kararı veren de ben değilim. Davayı açan CHP’lilerdi; ben görevi kabul etmeseydim partiye kayyum atanacaktı” diyerek kendisini savundu. Özgür Özel ve çevresindekiler ise parti içinde kalıp mücadele etmek yerine ayrılarak başka bir parti kurdular.
Şimdi ne olacak?
Kemal Kılıçdaroğlu, CHP Genel Başkanı olarak, tırnak içinde söylüyorum, “kendine göre bir temizlik” yapacak; ardından partiyi seçime götürecektir. CHP’nin seçim barajını aşarak parlamentoda siyasi bir parti olarak varlığını sürdüreceğini düşünüyorum.
Özgür Özel ise Yeni Parti’nin lideri olarak bugünkü kıvılcımı büyük bir aleve dönüştürmeye çalışacak ve seçime girecektir. Ancak bugün Özel’i hararetle destekleyenlerin hepsi CHP’den ayrılmayacaktır.
Ayrılanların önemli bir bölümünü milletvekilleri, belediye başkanları, il ve ilçe başkanları oluşturacaktır. Bunların birçoğu, kendilerine verilmiş siyasi sözler ve seçim sonrasında mevcut görevlerini sürdürebilecekleri beklentisiyle Yeni Parti’de yer alacaktır.
Fakat geride kalan seçmenin aynı ölçüde görev alma imkânı bulunmayacaktır. Yeni Parti’de milletvekili, belediye başkanı, il veya ilçe başkanı ve belediye meclis üyesi olma ihtimalinin zayıfladığını görenlerin bir kısmı, zamanla Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün partisi CHP’ye geri dönecektir.
Bazı solcu, sosyalist ve devrimci CHP’liler ise ne CHP’de kalacak ne de Yeni Parti’ye geçecektir. Bunların bir bölümü İYİ Parti’ye, bir bölümü de farklı sol ve sosyalist partilere yönelebilir.
Bu nedenle Yeni Parti’nin düşünüldüğü ölçüde büyük bir seçim zaferi elde edebileceğine inanmıyorum. Keşke elde edebilse! Böyle bir başarı karşısında herkesten fazla sevinecek kişilerden biri de ben olurum. Çünkü benim meselem kişiler değil, Türkiye’nin demokratik ve çağdaş bir yönetime kavuşmasıdır.
Ancak Özgür Özel siyasi mücadelesini daha da ileri götürür ve çok büyük bir halk desteğine ulaşırsa, Ekrem İmamoğlu örneğinde olduğu gibi birtakım gerekçelerle hakkında soruşturmalar açılabileceğinden, hatta tutuklanabileceğinden endişe ediyorum.
Bana göre CHP’nin veya Yeni Parti’nin sol, sosyalist ve halkçı söylemlerle iktidara gelmesini; ABD, Avrupa Birliği ve Türkiye’deki derin devlet yapılanmalarından oluştuğunu düşündüğüm güç merkezleri istemeyecektir. Yeni Parti halkın çok büyük desteğini alsa bile, çeşitli siyasi ve hukuki müdahalelerle etkisiz hâle getirilmeye çalışılabileceğine ilişkin ciddi kaygılarım bulunmaktadır.
Bunlar kesinleşmiş bilgiler değil, Türkiye’nin geçmişinden ve bugün yaşananlardan çıkardığım siyasi öngörülerdir.
Türkiye’nin tek adam yönetiminden gerçek anlamda çoğulcu parlamenter sisteme döndürüleceğine de inanmıyorum. Muhalefetin ve toplumun tepkisini azaltmak amacıyla birtakım sınırlı iyileştirmeler yapılabilir; ancak sistemin özü kolay kolay değiştirilmeyecektir.
Ekrem İmamoğlu’nun seçimlerden önce cezaevinden çıkabileceğini de düşünmüyorum. Çıksa bile, Özgür Özel gibi güçlenen ve kendi liderliğini kabul ettirmiş bir siyasetçiyle uzun süre aynı çatı altında kalması kolay olmayacaktır. İki güçlü lider arasında zamanla görüş ayrılıkları ve liderlik mücadelesi yaşanabilir. Böyle bir durumda İmamoğlu’nun da ileride ayrı bir parti kurma ihtimali bulunmaktadır.
Sonuç olarak bu bölünme ne CHP’ye ne Yeni Parti’ye ne de demokrasi mücadelesine yarayacaktır. Kazanan, parçalanmış bir muhalefet karşısında iktidar olacaktır.
Keşke Özgür Özel ve arkadaşları CHP’den ayrılmasaydı. Keşke Kemal Kılıçdaroğlu da görevi kabul eder etmez olağanüstü kurultay kararı alsaydı. Keşke kişisel liderlik hesapları bir tarafa bırakılarak Atatürk’ün emaneti parti içinde demokratik mücadele sürdürülebilseydi.
Çünkü CHP ne Kılıçdaroğlu’nun ne Özgür Özel’in ne de İmamoğlu’nun kişisel mülküdür.
CHP, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün milletimize emanetidir.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız